Denizli'de 2 bin yıllık kanal bulundu

Kayalıklar üzerinde doğal kale yapısına sahip olması dolayısıyla tarih öncesinden 1950'li yıllara kadar çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan Tabae Antik Kenti'nde, yer altı şehri bulunduğu iddiaları sonrası başlatılan araştırmada, 2 bin yıllık kanal tespit edildi.

Denizli'de 2 bin yıllık kanal bulundu

Tabae Antik Kenti hakkında açıklama yapan Kazı Heyeti Başkanı ve Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Beyazıt, antik kentin; Helenistik, Roma, Bizans, Beylikler, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait eserlerin bir arada olduğunu söyledi. Tunç Çağı'ndan bu yana iskanın bulunduğunun değerlendirildiğini de belirten Doç. Dr. Beyazıt, Tabae'nin, tarihin her döneminde farklı medeniyetlere ev sahipliği yapması dolayısıyla, kayaların altında saklı bir yer altı kentinin bulunduğu iddialarının ortaya atıldığını bildirdi. Bundan etkilenen definecilerin kaçak kazılar yaptığını anlatan Doç. Dr. Beyazıt, iddiayı açıklığa kavuşturmak üzere kazı heyeti içinde bir ekip oluşturarak çalışma yürüttüklerini kaydetti. Kent içinde tespit edilen bir girişin kazılması sonucu 114 metre uzunluğunda, bazı kesimlerde 4-5 metreyi bulan genişlikte bir kanal tespit ettiklerini anlatan Doç. Dr. Beyazıt, şöyle konuştu: “Kanal, 1,60 boylarındaki bir insanın eğilmeden rahatlıkla gezebileceği nitelikte. Buranın yapılış amacı yine Tabae şehrinin isminde saklı. Taba, 'ana kaya' demektir. Ana kayanın hemen altında ise suyu gördüğü zaman çamur gibi akan silisli bir toprak yapısı var. Dolayısıyla her yağmur yağışında yer altı suları ile birlikte kayalar koparak heyelanlara neden olmaktadır. İnsanlar bunu 2 bin yıl önce fark etmişler ve suyu belli merkezlerde toplayıp kanaletlerle şehrin dışına doğru akıtmayı tercih etmişler. Bu, çok büyük bir ihtimal, Roma İmparatorluğu döneminden beri kullanılan bir kanal.”

“KANALLAR, KENTİN KÜÇÜLMESİNİ ENGELLEMEK İÇİN YAPILMIŞ”

Şehrin, kaya kopmaları sonucu küçülmesini engellemeyi amaçlayan kanalların tüm kenti çevrelediğini tahmin ettiklerini, bunun ciddi bir mühendislik projesi olduğunu dile getiren Doç. Dr. Beyazıt, tamamen insan emeğiyle demir kazık ve çekiçler kullanılarak açılan kanallarda, küçük boyutta da olsa sarkıt oluşumlarının dikkati çektiğini aktardı. Doç. Dr. Beyazıt, kanal içinde tespit ettikleri bir su kaynağının üzerinde bulunan haç işaretinin, bu kaynağa kutsiyet atfedildiğini de gösterdiğini dile getirdi.

GEZİ GÜZERGAHI İÇİN ÇALIŞMA YAPILIYOR

Kanalı turizme açmak üzere bir proje hazırlandığını, kanalların içinde su hareketliliğini tekrar sağlayacaklarını aktaran Doç. Dr. Beyazıt, güneş enerjisi ile aydınlatılacak kanalın ziyarete açılmasını hedeflediklerini söyledi.

Kanalda jeologlarla yürüttükleri çalışmada, kanalların güvenilir olduğunun görüldüğünü dile getiren Doç. Dr. Beyazıt, “İnsanların bu kanalın bir ucundan girip diğer ucundan çıkmasını sağlayabileceğimiz bir gezi güzergahı oluşturmayı düşünüyoruz. Bize verilecek desteklerle bunu yapabileceğimize inanıyoruz. Denizli-Muğla yolu üzerinde böyle bir güzelliği görmek isteyen insanların uğrak noktalarından birisi de burası olur diye ümit ediyoruz” diye konuştu. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER