Denizli, kültür ve tarihinden niye rahatsız?

Bundan, çok değil, 50-60 yıl öncesini bilenler, hatırlayanlar şöyle bir etrafa bakınca kent merkezinin, caddelerinin, sokaklarının, meydanlarının, evlerinin, kamu binalarının nasıl yok edildiğini, gö-rüntünün nasıl değiştiğini hissediyorlar. Hissetmenin ötesinde bütün çıplaklığıyla görüyorlar. Sürekli yıkılıyor, yakılıyor, eskiye ait hiçbir iz bırakılmamaya çalışılıyor. Bir toplum, geçmişinden neden uzaklaşmaya çalışır ki?

Denizli, kültür ve tarihinden niye rahatsız?
banner92

Bir yazar, “Denizli, her nasılsa, tarihinden ve kültüründen gocunur haldedir” diyor. Gerçekten de Denizli insanı, tarihini, kültürünü gözler önüne seren onlarca eseri birer birer yıktı, yaktı, yok etti. ‘Kaleiçi’ dediğimiz yüzlerce yıllık tarihî bir çarşımız var ama kale duvarları yok. Yıkılmış. Yıkılan kale duvarlarının yerine betonarme binalar yapılmış. Kale duvarlarının üstü parsellenip, dükkân yapılsın, Belediye’ye gelir sağlansın diye esnafa satılmış. Yıkanlar da satanlar da bu kentin yöneticileri.

HÜKÜMET KONAĞI BİNASINI VE ADLİYE BİNASINI YIKAN BİR TOPLUMUZ

130 yıl önce yapılan, Denizli’nin tarihindeki en önemli olaya tanıklık eden Hükümet Konağı binasını, Adliye binasını ‘Artık eskidi’ diyerek yıkan bir toplumuz. Asırlar öncesine ait yazılı belgelerde adı geçen ‘İlbadı’ mahallesinin adını ‘İlbade’ olarak değiştiren de, Denizli tarihinde önemli yerleri olan mahalleleri iptal edip isimlerini silenler de, Kızılhisar Kasabası’nın adını ‘Serinhisar’ yapanlar da yabancı değiller. Hepsi, Denizli’yi yönetenler.

‘VALİ EVİ’, 1973 YILINDA YIKILDI

1900’lü yılların başlarında Ege’nin en büyük un fabrikasının sahibi olan ‘Kimon Pandozopulos’ isimli bir Rum asıllı Osmanlı vatandaşının İtalyan ustalar tarafından yapılan evi, Denizli’ye geldiğinde kalması için Demirci Efe’ye tahsis ediliyor. Cumhuriyet’in ilk valisi Cemal Bardakçı ve sonraki tüm valiler tarafından ‘Vali Evi’ olarak kullanılan bu zarif bina, 1973 yılında yıkıldı ve yerine Özel İdare İşhanı adı altında dev gibi bir bina yapıldı. Yapılışından 45 yıl sonra, bu bina da yıkıldı daha geçenlerde. Denizli’nin Millî Mücadele kahramanlarından Başağazade Yusuf Başkaya’nın evini yıkıp yerine İşhanı binası yapanlar yabancı değiller ki, bu kentin insanları. Anadolu’nun ilk Millî Bankalarından İktisat Bankası’nın tarihî binasını yıkanlar da, Türkiye Cumhuriyeti’nin kültür merkezi olarak hizmet veren Halkevi binasını yok edenler de, Delikliçınar’daki tarihî Meserret Kıraathanesi ve Oteli’ni ortadan kaldıranlar da bu kentin, kentimizin, Denizli’nin yetiştirdiği insanlar değil mi?

750 YILLIK TARİHÎ ULU CAMİ YIKILDI

Denizli Halkı’nın 1940’lı yıllarda Kız Sanat Enstitüsü yapılması koşuluyla Millî Eğitim’e bağışladığı arsa üzerinde yapılan Kız Sanat Enstitüsü binası hiçbir gerekçe gösterilmeden yıkıldı gitti. Yine Denizli halkının üç beş Kuruş bağışlarıyla Birinci Dünya Harbi’nin en sıkıntılı günlerinde yapılan Memleket Hastanesi binası, yol genişletme çalışmaları sırasında yıkılıverdi. Denizli’ye ilk yerleşen Türklerden kalma 750 yıllık tarihî Ulu Cami, kent yöneticileri tarafından yıkıldı. Ancak şunu unutmayalım ki, ‘Ulu Cami yıkılsın’ diye imza verenler, yine bu kentin, Denizli’nin insanları.

HULUSİ ORAL EVİ YANDI, HARAP ŞEKİLDE DURUYOR

Tarihe tanıklık etmiş, bir döneme damga vurmuş Hulusi Oral ailesine ait güzelim konak yanmış, harap olmuş vaziyette duruyor da kimsenin kılı kıpırdamıyor ayağa kaldırmak için. Belli ki tamamen yok olsun, izleri silinsin diye bekliyorlar.

DELİKLİÇINAR VE BAYRAMYERİ MEYDANLARI’NIN GÖRÜNÜMÜ DEĞİŞTİRİLDİ

Denizli’nin iki önemli merkezi olan Delikliçınar ve Bayramyeri meydanlarının görünümü sürekli değiştirildi. Eskiye ait hiçbir şey bırakmamak için kent yöneticileri adeta yarış içine girdiler. Delikliçınar Meydanı’nın ismini değiştirenler de bizim insanlarımız değil mi? Çınarlarıyla ve Pınarlarıyla ünlü Denizli’den ne kaldı geriye? Tarihimizi tanıtabilecek, geçmişi anımsatabilecek neyimiz kaldı Denizli’de?

BİR TOPLUM, GEÇMİŞİNDEN NEDEN UZAKLAŞMAYA ÇALIŞIR Kİ?

Denizli insanının içinde yaşadıkları bu güzel kentin tarihini, kültürünü yok etmek için bu derece güçlü bir gayret içinde bulunmasının, konunun uzmanları tarafından incelenmesinde fayda var. Olasıdır ki, Denizli insanı geçmişini hatırlamak istemiyor. Unutmak istiyor. Bundan, çok değil, 50-60 yıl öncesini bilenler, hatırlayanlar şöyle bir etrafa bakınca kent merkezinin, caddelerinin, sokaklarının, meydanlarının, evlerinin, kamu binalarının nasıl yok edildiğini, görüntünün nasıl değiştiğini hissediyorlar. Hissetmenin ötesinde bütün çıplaklığıyla görüyorlar. Sürekli yıkılıyor, yakılıyor, eskiye ait hiçbir iz bırakılmamaya çalışılıyor. Bir toplum, geçmişinden neden uzaklaşmaya çalışır ki?

YARIN: DENİZLİ’DEN İŞGAL ORDUSU KOMUTANLARINA İŞGAL DAVETİYESİ GÖNDERENLER

YORUM EKLE
YORUMLAR
HALİL ÖNAL
HALİL ÖNAL - 3 ay Önce

GEÇMİŞİNİ KORUYAMAYANLAR GELECEĞİNİ YÖN VEREMEZ BU MEMLEKETİ 1925YILINI YENİDEN OKUTMALIYIZ BUNUN İÇİN TARİHÇİ SİNAN MEYDAN VE KÖŞE YAZARI YILMAZ ÖZDİL YETER NASIL OLSA ÜLKENİN ÜNİVERSİTELERİ KONUŞAMIYOR

Şerif Doğan
Şerif Doğan - 3 ay Önce

Kenti yönetenlerin özünde beceriksizliği, basiretsizligi, öngörüsüsüzlügü, çadır kültürünü sahip olmaları bu vahim durumu yaratmıştır. O güzelim tarihi eserlerimiz artık resimlerde kalmıştır. En azından kalan bir iki tarihi binamızı; KocaMektep, eski hükümet binası, aralarda kalan eski ahşap evleri koruyabilirsek ne mutlu bize. Prag şehrini geldiğimde kendimizden utandım. Kaç yüz yıllık binalar ayakta. Tarihi olarak savaşlardan kalan türbeye yakın Gerzeledeki o mazgallar koruma altına alinabilmeli. İnsan geçmişiyle vardır.

SIRADAKİ HABER

banner21

banner124