DENİZLİ SU DEĞİRMENİ İLE ANTİK DÖNEMDE TANIŞTI

DENİZLİ SU DEĞİRMENİ İLE ANTİK DÖNEMDE TANIŞTI

Denizli Müze Müdürlüğü’nde görevli Arkeoloğ Şaban Kök, Denizli’de bir dönem ekonomik önemi büyük olan değirmenleri araştırdı ve Denizli Büyükşehir Belediyesi, “Denizli yöresinde su değirmenleri” başlığı ile kitap olarak yayınlandı. Arkeoloğ Kök, “Denizli Yöresi Su Değirmenleri” başlıklı araştırma kitabında bir dönemi gelecek kuşaklara aktarırken, “Denizli Yöresindeki Su Değirmenlerinin Tarihçesi” diye başladığı yazısında şunları vurguladı: “Geniş ovaları bulunan Denizli ve çevresi tahıl üretiminde elverişli konuma sahiptir. Ayrıca, bu yöre; su değirmenlerinin kurulumu için uygun arazi yükseltilerine ve zengin akarsu kaynaklarının bulunduğu topografyaya sahiptir. Bu nedenle; su değirmenleri icat olduğu Antik Dönemden itibaren, Denizli Yöresinde görülmeye başlamıştır. Honaz yakınlarındaki eski Frigya şehirlerinden olan Kolossai Antik Kenti’nde; Höyük tepesinin kuzey tarafındaki traverten oluşumda antik dönemde kullanılan su değirmenine ait su arkı ve kayaya oyulmuş dikey kanalları görmek mümkündür.Bundan başka Çal –Yukarıseyit-Değirmen Deresi; Lounda Antik Kentinde, Menderes’in doğuya akan bölümünde yer alan Deliktaş mevkiinde; kayalara oyularak açılmış, dikey su kanalı bulunmaktadır. Bunun devamında ise birkaç yere ayrılan açık savak yatağından sonra su tüneli yer alır. Su tünelinin bitiminde; antik değirmen düzeneğinin kurulduğu kayaya oyulmuş dikey su çarkı, bununla bağlantı kurulan dingil yuvası ve dikey silindir yatağını görmek mümkündür. Burada akarsu bir tarafı açık çark yatağından sonra tekrar tünele girerek Menderes Nehrine akmaktadır.”

ANTİK DÖNEMDE SU DEĞİRMENLERİ
Değirmenlerin tarihçesi hakkında da bilgiler veren Arkeoloğ Kök, “Antik değirmene ait su tüneli Osmanlı ve Cumhuriyet Döneminde varlığı bilinen Deliktaş Değirmenlerinde de kullanılmıştır. Yine Dayılar Köyü sınırları içinde, Menderesin kuzey tarafında yer alan Körüklüönü mevkiinde, eski değirmen yatağına giden 80cm. genişliğindeki kayaya oyulmuş antik su kanalı yüzeyde görülmektedir” dedi.

OSMANLI VE CUMHURİYET DÖNEMİNDE DEĞİRMENLER
“Osmanlı Döneminde 19.yy. ortalarında Acıpayam ve Honaz’daki değirmenler; Temettuat Defteri kayıtlarında geçmektedir” diyen Arkeoloğ Kök,  şöyle devam etti: “Bu kayıtlara göre Acıpayam ve çevresinde kırk iki tane değirmen bulunduğu ve bunların 13167 kuruş geliri olup, toplam tarım-zanaat gelirleri içinde yüzde 5,2 pay oluşturduğu hesaplanmıştır. Honaz içinde; Hisar mahallesinde altı, Aşağı mahalle iki, Dağdere karyesinde (köyünde) iki, Gaveze karyesinde onbir, Emirazizli Karyesinde bir, Korucuk Çiftliğinde beş, Çayır Çiftliğinde iki olmak üzere toplam yirmi dokuz tane değirmen (asiyap) yapısı mevcuttur. Bugün Honaz’da - Pınarkent yolu, Çağlayan mevkiinde obanları, tonozlu yapısı, çarkları ve değirmen taşı olan ve Osmanlı Dönemi’nden kalan tarihi değirmen yapısı, mimari değer taşımaktadır. Bu değirmenler Cumhuriyet Dönemi’nde de varlığını sürdürmüştür. Denizli merkezinde de suyun bolluğu sebebiyle Osmanlı Döneminde; su değirmenleri kurulmuş, 19.y.y. sonlarına doğru bu değirmenler teknolojik gelişmeye ayak uydurarak yerini un fabrikalarına bırakmıştır. Un fabrikalarında ise su değirmenlerinde kullanılan taşın yerine kırıcılar almıştır. Bundan başka bu fabrikalarda tahılın yabancı maddelerden temizlenerek, un ve irmik elde edilmesi için ayırıcı elek sistemi kurulmuştur. Denizli’de onlarca un fabrikalarının kurulması ticari hareketliği de beraberinde getirerek, iç piyasadan başka Osmanlı İmparatorluğundaki diğer eyaletlerin de un ihtiyacını karşılamış olmalıdır. Bunun sonucunda, Denizli Değirmenlerinin (fabrikaların) unları ‘Denizli Unu’ adıyla ünlenmiştir. Ancak Denizli’deki un sektörüne dayalı sanayi 20.yy. ikinci yarısından itibaren gelişmesini kaybederek yerini tekstil sanayisine bırakmıştır. Denizli yöresinde yekpare değirmen taşları; Çal-Bayıralan Köyü ile Kale’nin Kurbağlık Köyündeki taş ocağından; taş ustalarınca çekiç ve keski aletleri kullanılarak imal edilmiştir. Ağırlıkları 300–500 kg arasında değişen değirmen taşları değirmen kurulacak vadilere, mandaların ya da öküzlerin çektiği kağnıyla taşınmıştır. 20. yy. ortalarından itibaren değirmenlerde Foça taşı kullanılmaya başlanmıştır. Onlarca dilimli parçanın birleşmesinden oluşan Foça taşının etrafına demir çember sarılarak sağlamlaştırılmıştır.. Değirmen taşının sürtünmeyen yüzleri ise betonla kaplanmıştır.  Genellikle 120 cm çapındaki Değirmen taşlarının imalatı sırasında veya dişleri aşındıkça belirli aralıklarla birbirine sürtünen yüzleri çekiç ve keski yardımıyla dişlenir. Dişlenen taş tahılı ezerek un haline gelmesini sağlamaktadır.

SU DEĞİRMENLERİNİN BUGÜNKÜ DURUMU
Denizli Yöresi’nde 20. yüzyılın birinci yarısında varlığı bilinen yüzlerce su değirmenlerinden günümüzde sadece çok azının çalışmakta olduğunu söyleyen Arkeoloğ Kök,  “Geçen yüzyılın ortasında su değirmenlerinin yerini bazı yerleşimlerde dizel motorla çalışan değirmenler almıştır. Yine aynı yıllarda teknolojideki hızlı değişimden dolayı elektrik enerjisinin çalıştırdığı değirmenler kurulmuştur. Böylece un yolcuları günlerce sıra beklemeden tahılını hemen değirmenlere götürüp öğütme imkânına kavuşmuştur. Bunun dışında elektrikli değirmenler yerleşim yerlerinin içine kurulduğundan (değirmen vadilerine girmeden) bu yerlere ulaşım imkânı kolaylaşmıştır. Ancak 20.yüzyılın sonlarında kırsal kesimde; üretim–tüketim ilişkisinde yaşanan büyük değişim sonucu, köylüler fırında yapılmış hazır ekmeğe yönelmişlerdir. Bunun sonucunda değirmenlere rağbet iyice azalmıştır. Denizli Yöresinde elektrik kullanımının yaygınlaştığı 1970 yıllarda birçok su değirmeni kapanmıştır. Kaderine terk edilen değirmenlerden bir kısmının kalıntısı tamamen yok olmuştur. Ancak bunların yerleri; değirmen deresi, değirmenönü, değirmenyanı, değirmen altı vb. mevkii adlarını alarak günümüze ulaşmıştır. Vadilerde görülemeyen su değirmenleri, geçmişteki varlığını, günümüzde burada bulunan asırlık çınar ağaçları tanıklık etmektedir. Çalışan su değirmenleri ise varlığını geleneksel yaşantının sürdürüldüğü, çay sularının sürekli aktığı dağ köylerine borçludur. Bu yerleşimlerde mısır ekmeği tüketimi yaygındır. Su değirmenlerin yöreği ,(taşı) ağır döndüğünden gerek mısır ununun gerekse buğday ununun kalitesini artırmaktadır. Halk arasında su değirmeninde öğütülmüş tahıl unundan yapılan ekmeğin, burcu-burcu koktuğu ve tatlı olduğu söylenmektedir Elektrikle çalışan değirmenlerde ise değirmen taşının hızlı dönmesi sebebiyle unun kalitesi düşmekte olup, halk arasında unun yandığı bunun sonucunda ekmeğin lezzetinin olmadığı, yufkanın ise iyi yazılmadığı belirtilmektedir. Özellikle dağ köyü yerleşimlerindeki halkın bu görüşü su değirmenlerinin günümüze ulaşmasına katkı yapmıştır. Bu nedenle Türklerin ilk sanayi kolu olan su değirmenciliği modern teknolojiye karşı varlığını sürdürebilmek için geleneksel yaşantının gücüyle hala ayak diretmektedir. Bir zamanlar insanların hayat damarı olan ve temel ihtiyacını karşılayan yüzlerce su değirmenlerinin çarkı günümüzde durmuş, vadilerde su şamarlamasıyla, taş uğuntusunun birleştiği, koro sesini andıran tabiat şarkıları duyulmaz olmuştur. Bunun sonucunda kadim dostluklara dönüşen değirmen dostlukları sona ermiş, yol hikâyeleri, değirmenci hikâyeleri anlatılmaz olmuştur.  Değirmen vadilerinden akan sular kurumuş, bunun yanında bir zamanlar akan dereleri ile onlarca değirmeni bir anda döndüren suların önündeki değirmen damları harabeye dönmüştür. Toprağa karışmış çarkı ile sağda solda birkaç değirmen taşı, yamaçta bulunan su obanlarıharabe halinde bulunarak, geçmişin sırlarını yanındaki yaşlanmış çınar ağaçlarıyla birlikte, üzerinde saklamaya devam etmektedir. Zamanında değirmen yöreğinden saçılan altın rengi mısır unları, süt beyaz renginde akan buğday unları, altın tanecikleri gibi oluklardan dökülen has bulgurların susaklarla çuvallara dolduruluşu,  bu vadilerde görülmez olmuştur” diye konuştu.

 

Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2018, 12:29
YORUM EKLE
YORUMLAR
Erdoğan kızıl
Erdoğan kızıl - 3 ay Önce

Şaban beye teşekkür ederim bir çallı Olarak çocukkuğumda dokuz değirmen ismiyle anılan değirmene çok gittim eğer şaban bey ilgilenirse ahşaptan su değirmeni ve keşkek dövme sistemi yaptım benim sergimde ziyaret ederse memnun olurum denizli merkez hacı eyüplü mahallesinde ermet tekstil fabrikası erdoğan kızıl

SIRADAKİ HABER

banner220

banner221