Denizli’den işgal ordusuna işgal davetiyesi gönderenler

İstiklal Mahkemeleri’ne intikal etmiş soruşturma evraklarını incelemeye başladığımda, karşılaştığım bazı gerçekler ile yüzleşmek zorunda kaldım. Telgraf, mektup konularının bir söylenti olmayıp gerçek olduğunu, bu mektupların veya telgrafların altında üst düzey devlet memurlarının, yörenin tanınmış insanlarının isimlerinin ve imzalarının olduğuna tanık oldum. Onlarca kişinin bu konu ile ilgili olarak tutuklanıp yargılandığına ait mahkeme kararını okudum.

Denizli’den işgal ordusuna işgal davetiyesi gönderenler
banner92

DÜŞMANLA İŞBİRLİĞİ YAPANLARA HER YERDE RASTLANIR

Savaş yıllarında, kişisel çıkarlarını düşünerek, düşmanla işbirliği yapanlara her yerde rastlanır. Bunlar, ya korktuklarından, ya da mal mülklerini koruma içgüdüsü ile düşmana yanaşmayı, düşmanla birlikte hareket emeyi tercih ederler. Almanlar, İkinci Dünya Harbi’nde Fransa’yı işgal ettikleri zaman kendileri ile işbirliği yapmaya hazır binlerce Fransız vatandaşı buldular. Ülkemizde de aynı durum yaşandı elbette. Bir yörede bir kısım zayıf karakterli insanların bu işbirliğine girişmesi, elbette, o yöredeki diğer insanları bağlamaz ve Millî Dava’nın yüceliğine gölge düşürmez. Ancak, olayların nedenlerini ve doğurduğu sonuçları anlayabilmek için bu konunun da irdelenmesinde yarar görüyorum. Anadolu’nun her yanında, eşraf takımından ve zengin kesimden veya siyasetçilerden veya devlet memurlarından zayıf karakterli bazıları vatanı korumaktan, vatan için dövüşmekten, düşmana direnişten, Kuvayı Milliye’den ümidini yitirmiş, malını mülkünü, koltuğunu nasıl koruyacağının telaşına kapılmıştır. Sarayköy Millî Mücadele önderlerinden Emin Aslan Tokat, bu tür insanlar için “Çürük Koz” deyimini kullanıyor.

“GELİP, KENTİMİZİ TESLİM ALABİLİRSİNİZ”

Kuvayı Milliyeciler, düşmanla savaşmanın yanı sıra bu gibi insanlarla da mücadele etmek zorunda kaldılar. ‘Demirci’ kitabıyla ilgili araştırmalarımı derinleştirinceye kadar, işgal orduları komutanlarına “Gelip, kentimizi teslim alabilirsiniz” şeklinde mektup yazılıp telgraf çekildiğine dair haberleri hep ihtiyatla karşılar, bu yöndeki suçlamalara “kesin yazılı belge olmadan böyle konuşmak yanlış” diye cevap verirdim.

BAZI GERÇEKLER İLE YÜZLEŞMEK ZORUNDA KALDIM

İstiklal Mahkemeleri’ne intikal etmiş soruşturma evraklarını incelemeye başladığımda, karşılaştığım bazı gerçekler ile yüzleşmek zorunda kaldım. Bu gerçeklerin en önemlilerinden biri, İşgal Komutanları’na çekilen telgraflar, yazılan mektuplar konusu. Telgraf, mektup konularının bir söylenti olmayıp gerçek olduğunu, bu mektupların veya telgrafların altında üst düzey devlet memurlarının, yörenin tanınmış insanlarının isimlerinin ve imzalarının olduğuna tanık oldum. Onlarca kişinin bu konu ile ilgili olarak tutuklanıp yargılandığına ait mahkeme kararını okudum.

İŞBİRLİKÇİLER HER ZAMAN VARDI

‘Demirci’ kitabında, mahkeme kararını aynen, kararda yer alan isimleri teker teker açıklayacağım. Mahkeme kararında adı geçenleri ve kararın sonucunu okuduğunuzda şaşırıp kalacaksınız. İşbirlikçiler her zaman vardı. İleride de olacaktır. Şimdi bile mevcuttur.

Zamana uygun olarak, şekil değiştirmiş olabilirler. O günlerde, vatanın selametini düşünmeyip, düşman askerleri ile işbirliği yaparak kendi canlarını mallarını koruma sevdasına düşenler ile zaman içinde, ülkemizi sömürme gayesi güden bazı yabancılarla işbirliği yapıp, memleketi soymaya çalışanların farkı olabilir mi?

İŞBİRLİKÇİLERİ SAVUNMAYA KALKIŞMAK HATALI VE YANLIŞTIR

Bir kısım işbirlikçi var diye o toplumun tamamını suçlamak ne kadar yanlışsa, “Ne yapsınlardı? Kendilerini başka nasıl kurtarabileceklerdi?” diyerek işbirlikçileri savunmaya kalkışmak da o derece hatalı ve yanlıştır. Tarihî gerçekleri inkar etmek değil, tarih sayfalarında okunmasını sağlamak en doğrusu olsa gerek.

Güncelleme Tarihi: 26 Mart 2019, 09:48
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER