“Deprem, yaşam hakkının elinden alınmasını gerektirmez”

‘Depremde Alınması Gereken Tedbirlerle İlgili Meclis Araştırması’ önergesi üzerine CHP grubu adına konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, “Deprem, bir doğal afettir ama deprem, doğal afet olarak yaşam hakkının elinden alınmasını gerektirecek bir doğal afet değildir” diye konuştu.

“Deprem, yaşam hakkının elinden alınmasını gerektirmez”

CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, TBMM'de grubu bulunan 5 partinin uzlaşısıyla kurulacak olan ‘Depremde Alınması Gereken Tedbirlerle İlgili Meclis Araştırması’ önergesi üzerine grubu adına konuştu. Doğal afetlerde alınacak önlemlerle en temel insan hakkı olan yaşam hakkı ihlalinin engellenebileceğine dikkat çeken Karaca, “Başta İzmir depremi olmak üzere bugüne kadar doğal afetlerde yaşamını yitiren tüm yurttaşlarımızı da huzurlarınızda saygıyla anıyorum. Değerli milletvekilleri, en temel insan hakkı, yaşam hakkıdır. Anayasa’nın 17’nci maddesinde düzenlenen yaşam hakkını korumak, sağlamak bu Anayasa’ya göre yürütme erkini elinde bulunduran iktidara aittir. Şimdi, burada ‘Yaşam hakkıyla doğal afetin ne ilgisi var?’ diyebilirsiniz. Doğal afetler. Evet, deprem, bir doğal afettir ama deprem, doğal afet olarak yaşam hakkının elinden alınmasını gerektirecek bir doğal afet değildir. Neden mi? Şöyle ki; doğal afetlere karşı tedbirlerle, doğal afetlere karşı alınacak önlemlerle ve yapılacak olan yatırımlarla yaşam hakkı ihlali engellenebilir ve ortadan kaldırılabilir. 2020 yılında dünyada, Türkiye’deki Elazığ ve İzmir depremi hariç 6,5’tan yüksek şiddette 20 deprem meydana gelmiş ve bu 20 depremde 13 kişi yaşamını yitirmiş. Ancak Türkiye’de; Elazığ depreminde 41, daha geçtiğimiz günlerde, cuma günü yaşanan İzmir depreminde şu an itibarıyla 109 vatandaşımız yaşamını yitirmiş. Demek ki deprem, doğal afet olarak yaşam hakkının elinden alındığı bir sonuca ulaşmayabilir. Yeter ki siyasi erkin iradesi yurttaştan, vatandaştan ve yurttaşın yaşam hakkından yana olsun. Bu komisyonun kurulmasına elbette bizler de ‘Evet’ diyeceğiz. Bu komisyon neleri araştırsın? Şunları isteriz; 1999 yılında 11 yurttaşımızın hayatını kaybettiği Düzce Ömür Hastanesi’ndeki dava, 36 kişinin hayatını kaybettiği Düzce Ersoy Apartmanı, 98 kişinin hayatını kaybettiği Yalova Ceylankent Sitesi, 58 kişinin hayatını kaybettiği Kocaeli Ubay Apartmanı gibi davalarda ya zaman aşımına uğrandı ya da cezalar ertelendi. Yani cezasızlık ortaya çıktı. Bu komisyon, depremde yaşamını yitiren vatandaşlarımızın yakınlarını bir kez de sanıkları cezasız bırakarak canlarını yakan bu anlayışın ve sebeplerinin de araştırılmasına vesile olsun isterim” dedi.

CHP’nin komisyondan beklentileri

Komisyondan beklentilerini bildiren Karaca, şunları aktardı: “Komisyonda şunu isterim; CHP olarak bizler şunu talep ederiz; 1999 depreminden sonra geçici olarak kanunla yasallaşan ama 2003’te kanunlaşan ve daimi hale getirilen Özel İletişim Vergisi’nden toplanan 35 milyar dolarlık paranın nereye gittiğinin de araştırılmasını ve bu paranın nerelere harcandığının da araştırılmasını isteriz. Deprem paralarının nereye gittiğini sorduğumuzda bize verilen cevap ‘Otoyollara harcadık’ dediler. Deprem paralarıyla yapılan o otoyollar bu kez başka bir yaşam hakkı ihlali. Karadeniz’de yapılan çevre yolunda yaşanan sel felaketlerinde vatandaşlarımızın yaşam haklarını elinden almıştır. ‘İnsan hakkı en temel yaşam hakkıdır’ dedik. Yaşam hakkına ‘En temel insan hakkı’ dedik. Bu deprem paraları olarak toplanan 35 milyar dolar lirayla Anayasamızın 57’nci maddesinde düzenlenen ‘Konut Hakkı’nın da yerine getirip getirilmediğini de sormanızı isteriz, araştırılmasını isteriz. Yine, CHP olarak 2018 yılında imar barışına ‘Evet’ diyen o yasada şöyle bir gerekçeniz vardı, dendi ki; ‘İmar affından gelen paraları, depremde binaların güçlendirilmesi ve depreme dayanaklı hale getirilmesi için kullanacağız.’ Bunun için 23,5 milyar lira para topladınız. Bu paranın da depremde kullanılıp kullanılmadığını, eğer kullanılmamış ise bu harcanan paraların yerine harcanmamasından dolayı sorumluların kimler olduğunu da lütfen araştırın isteriz. Bu araştırma komisyonu, bugüne kadar 58 kez verilen önerilerimizin, reddedilen önerilerimizin sonrasında, maalesef, İzmir’de 109 vatandaşımızın yaşam hakkının elinden alınmasından sonra tekrar buradan oy birliğiyle geçerek tekrar araştırma komisyonu kurulacak” ifadelerini kullandı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER