GÜVERCİNLERİN KADİM KENTİ: DENİZLİ

GÜVERCİNLERİN KADİM KENTİ: DENİZLİ

Denizli’nin güvercinleri, kimi kerpiç kimi ahşap evlerde yüzyıllar boyunca Denizli’nin simgesi olmaya devam ettiler. 1254 yılında inşa edilen Akhan Kervansarayı’nın kapısını süsleyen dolapçı güvercinleri, Denizli’nin güvercinlerinin asırlar boyunca kenti kadim memleketi bildiğinin kanıtıdır.

Dolapçı’dan Azman’a, Tokur’dan Katal’a Denizli’nin en eski yerleşim yerlerindeki birçok mahallede ailelerin çatılarına misafir oldu Denizli’nin güvercinleri. Kimi kerpiç kimi ahşap; etrafı yeşilliklerle çevrili evlerin çatısında yavrularını büyütüp, yüzyıllar boyunca Denizli’nin simgesi olmaya devam ettiler. 1254 yılında inşa edilen Akhan Kervansarayı’nın kapısını süsleyen Dolapçı güvercinleri, Denizli’nin güvercinlerinin asırlar boyunca kenti kadim memleketi bildiğinin kanıtıdır. 

HZ. MUHAMMED VE GÜVERCİNLER
İslam inancında güvercin günahsızlık, sevgi ve barış simgesidir. Hz. Muhammed Mekke’den Medine’ye hicret ederken kendisini öldürmek için izleyen müşriklerden kurtulmak için Sevr Dağı’ndaki bir mağaraya sığınır. Bu mağaranın girişindeki ağacın üzerine bir çift güvercin yuva yapar. Yuvadaki güvercin yumurtalarını gören müşrikler, mağaraya kimsenin girmiş olamayacağını düşünerek oradan uzaklaşırlar. Güvercinlerin saygılarından ötürü Kabe’ye konmadıklarını, hatta üstünden uçmadıklarına dair bir inanış günümüze kadar ulaşmıştır. Bu nedenle İslam ülkelerinde cami, kule ve sur yapılarının içine güvercinlerin barınması için yuvalar yapılır.

KUTSAL KUŞLAR
Anadolu halkına göre Hz. Muhammed’e yardım ettiğine inanılan güvercinleri beslemek ve yetiştirmek kutsaldır. Hz. Muhammed’in güvercinlerin ayaklarına mektup bağlayarak, kuşların peygamber için postacılık yaptığına olan inanılır. Sıracü’l-Kulub isimli eserde Allah’ı tespih eden 17 hayvan içinde güvercin de sayılmaktadır. Anadolu halkı güvercin öldürmeyi, etini yemeyi haram olarak kabul eder.

ÇİFT YUMURTLAMANIN SIRRI
Başka bir efsaneye göre; Hz. Muhammed’i düşmanları sıkıştırdığında bir güvercin “Karşıdaki karakavağın içine saklan” diyerek onu korur. Bunun üzerine Hz. Peygamber güvercine “Alayınız çok olsun” diye dua eder. Güvercinlerin ikişer yumurtlaması ve her ikisinin de hayatta kalması halk arasında bu duaya bağlanmaktadır. Yine halk arasındaki inanışa göre; bir güvercin eğer avcılar tarafından vurulursa gözlerinden yaş akar, pervane gibi havada döner ve boynunu kıbleye dönerek düşer.

GÜVERCİNLERİN DENİZLİ’YE GELİŞİ
Selçukluların güvercin yetiştiriciliğine önem vermesi,  o dönem Selçukluların batı sınırı olan ve ‘Ladik’ adı ile bilinen Denizli’ye de sirayet etmiştir. Bu nedenle Denizli’de güvercin yetiştiriciliği, Selçuklulardan emanet bir gelenek olarak kabul edilmektedir. Selçukluların kentte 1254 yılında inşa ettiği Akhan Kervansarayı, güvercin yetiştiriciliğinin asırlardır Denizli’de sürdüğünü ispatlamaktadır. Kervansarayın kapısında bulunan motiflerinde Dolapçı güvercinlerinin izlerini sürebilirsiniz.

ÇATILARIN ASIRLIK MİSAFİRLERİ
Eski adı Carullah olan Sırakapılar Mahallesi, güvercin yetiştiriciliğinin yapıldığı en eski yerleşim yerlerinden biridir. Selçuklular döneminin en önemli mahallelerinden biri olan Sırakapılar Mahallesi’nde yaşayan Denizlililer, atalarından emanet aldığı güvercin yetiştiriciliğini günümüze kadar ulaştırmışlardır. İlbadı, Saltak, Dokuzkavaklar, Karşıyaka ve İstiklal mahalleleri Denizli’nin güvercinlerini evlerinde misafir eden, besleyen ve nesillerinin devam etmesini sağlayan diğer mahalleler arasında yer almaktadır.

GÜVERCİNSEVERLER
Denizli’de yaklaşık bin 500’e yakın güvercinsever bulunmaktadır. Aralarında ayrı bir dostluk bağı bulunan güvercinseverler; dönem dönem bir araya gelerek güvercinler hakkında sohbet eder, birbirlerinde olmayan güvercin türlerini birbirlerine hediye edip, güvercinlerin nesillerinin devamı için çareler ararlar. Onlar için güvercinleri, bir kuş türünden çok daha fazla anlam ifade eder. Aralarındaki batıl inanışa göre, bu ziyaretlerde misafir güvercinsever dostundan bir güvercin ister ancak alamazsa, o güvercini ya yırtıcı kuş kapar ya da ölür. Bu yüzden birbirleri ile kuş alıp verme oldukça yaygındır.

DENİZLİ’NİN GÜVERCİN TÜRLERİ
Denizli’ye özgü olarak; Dolapçı, Azman, Tokur ve Katal olmak üzere dört güvercin türü bulunmaktadır. Kendi türüne has farklı fiziksel görünüme ve özelliklere sahip olan Denizli güvercinleri, önemli kültür miraslarımızdan biri olarak kabul edilmektedir. Güvercinseverler tarafından sahip çıkılan ve türlerinin yok olmaması için büyük emek verilen Denizli güvercinlerinden özellikle ‘Tokur’ ve ‘Katal’ cinslerinin nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır.

DOLAPÇI
Hem zekiliği hem de muhteşem performansı ile insanoğlunu kendine hayran bırakan Dolapçı güvercinleri, Denizli’nin en çok tanınan güvercin türlerinden biridir. Uzun bir gagaya, beyaz ve pembe renk gözlere sahip olan Dolapçı güvercinlerinde 14 kuyruk tüyü bulunması ve kuyruk üstünde yağ bulunmaması karakteristik bir özelliktir.  Arap, Kara Çiller, Ak Çiller, Mor Çiller, Altınbaşlar, Yamalılar, Beyazlar v.b. cinslere ayrılan Dolapçı güvercinleri, fiziksel görünümleri aynı olan türlerle eşleştirilirler. Dolapçılar, posta güvercinleri gibi akıllıdırlar. 45 kilometre gibi oldukça uzun bir mesafeyi aşarak, kendi yuvalarını bulabilirler. 

KOSOVA’DAKİ LADİK GÜVERCİNLERİ
Sırbistan’ın Kosova şehrinde beslenen Dolapçı güvercinlerinin; Kosova’nın fethinden sonra Türkler tarafından getirildiği bilinmektedir. Sırpların yüksek uçucu kuşlarının atası olarak kabul ettiği Dolapçılar, Denizli’deki akrabalarıyla birebir aynı özellikleri taşır. Kosova’da bulunan Dolapçı güvercinleri Ladik adı ile bilinmektedir. Selçuklular Dönemi’nde Ladik adıyla bilinen Denizli, Kosova’daki Dolapçılarda yaşayan ismi ile bu kuşların memleketi olduğunu adeta tescillemiştir.  Kosova’da kullanılan güvercin terimleri Denizli’de kullanılan güvercin terimleriyle de birebir örtüşmektedir. Denizli güvercinlerine has terimler olan Beyaz, Arap, Altınbaş gibi terimler, Sırbistan ve Kosova’da da kullanılmaktadır.

DOLAP ALMA
Dolap alma, Dolapçı güvercinlerine has bir oyundur. Bu oyun genellikle yırtıcı kuşlardan korunmak için uyguladıkları bir harekettir. Dolapçı uçarken birden yukardan aşağıya doğru inişe geçer. Bu sırada burnunu öne doğru uzatıp, kanatların etrafında döner. Dolapçı güvercininin bu harekete geçmeden önce kontrolünü kaybetmemesi önemlidir. Dolapçı güvercinini besleyenler dolap alma hareketini izlerken, kuşun bu oyunu düzgünce yapıp yapmadığını kontrol ederler.

AZMAN GÜVERCİNİ
Diğer adı Anatolian Old olan Azman güvercini, Denizli dışında ‘Denizli Bangosu’ adıyla da tanınır. Azman eski Türkçe’de ‘ak at’ anlamına gelmektedir. Kısa gagalı ve koyu siyah gözleriyle diğer türlerden ayrılan Azman güvercininin, parmak uçlarında süzülmesiyle bilinen kendine has bir yürüyüşü vardır. Güvercin ırkları arasında sahibine en sadık güvercinlerdir. Zekiliği ile ünlü Azmanların ikinci evleri yoktur.

SABİT FİLO UÇUCULARI
Doğada üç renge sahip olan Azman güvercinleri; renklerine göre Kara Kuyruk, Süt Beyazı ve Kara Laci olarak isimlendirilir. Kara Laci Azmanlardan, Kara Kuyruk adı verilen yavrular dünyaya gelir. Kara Kuyrukların bedenleri bembeyaz, kuyrukları ise bedenlerine inat simsiyahtır. Azmanlar alçak seviyede ancak uzun süre uçan kuşlardır. Kanatları kuvvetli ve düz uçan kuşlar oldukları için ‘sabit filo uçucu’ olarak anılırlar. 

PIRILTI HAYRANI GÜVERCİNLER
Azman uçucu, bir güvercin türü olup, günlük uçuş eğitimleriyle olağanüstü yüksek kondüsyonlara kolayca ulaştırılabilir. 3-5 dakikalık kısa molalar verdirilerek, art arda defalarca gökyüzüne gönderilebilir. Şaşmaz ve eksilmez bir sadakat duyguları vardır. Uçuşları sırasında belirli bir zaman dilimi gözetilmez, 30 ile 45 dakika arasında havada kalmaya alışıktırlar. Pırıltıya duyarlıdırlar. Pırıltı gördüklerinde kanatlarını kısarak veya yarı kapatarak dalış hareketi yaparlar. Dış ortamın uygun olması halinde ise iniş hareketi gösterirler. Yakalanmaları oldukça zordur.

TOKUR GÜVERCİNİ
Diğer güvercin türlerinden farklı olarak, bal rengi gözleri ile görenleri kendine hayran bırakan Tokur güvercinlerinin gagalarının uç kısmı, tıpkı papağan gagası gibi aşağıya doğru kıvrılır. Azman güvercinlere göre baş yapısı daha iri olan Tokur güvercinleri; siyah, kırmızı, gümüş, gök rengi gibi düz renklere sahiptir. Kuyrukları ‘sopa kuyruk’ olarak anılmaktadır. Bakımı oldukça meşakkatli olan nazik güvercinlerdir. Denizli güvercinleri arasında nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan tokurların, beyaz rengi yoktur. 

SAKIN YUVASININ YERİNİ DEĞİŞTİRMEYİN!
Tokur güvercinlerinin kendi türüne has karakteristik özellikleri vardır. Tokur güvercinlerinin yuvasının yeri değiştirildiğinde hayata olan bağlılığını yitirir. Üremesini durdurur, ötmeyi bırakır ve sahibine küser. İlerleyen günlerde yem yemeyi bırakan Tokur, adeta kendini ölüme teslim eder. Böyle durumlarda güvercin sahibi Tokur’u karanlık bir ortamda bırakır. 1 ila 3 gün arasında karanlıkta bekleyen Tokur güvercinlerinin bu süre zarfında belleğini sildiğine inanılır. Daha sonra tekrar eski ortamına bırakılan Tokur,  yeniden hayata adapte olur. 

KATAL GÜVERCİNİ
Denizli’de sayıca en az güvercin ırkları arasında yer alan Katallar, Kayı Boyu Türkleri ile Çameli, Çal ve Baklan Ovası’na geldikleri bilinmektedir. Dünyada tek çift kuyruk üstü yağ bezesi olan kuş ırkıdır. 12 tane kuyruk tüyü bulunur. Başının üzerinde ‘tepe’ adı verilen dik tüyler vardır. Çok çeşitli renklere sahip olan Katal güvercinleri, genellikle arka arkaya ve yüksekte uçmaya müsaittir. Evlerin saçakları altındaki güvercin yuvalarına da Katal ismi verilmektedir.

NAZENİN VE ENDER GÜVERCİN
Denizli’de 50-60 kadar Katal cinsi güvercin kaldığı tahmin edilmektedir. Denizlili güvercinseverler, Katal güvercinlerinin neslini devam ettirmek için büyük çaba sarf etmektedir. Katal güvercinlerinin üretimine Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı da destek vermektedir. Oldukça narin bir yapıda olan ve günümüzde sakat doğum yaptığı gözlenen Katallara, özel bakım şartları gerekmektedir. Bu türün devamı son derece önemlidir.

BALKANLAR’DAKİ KATAL GÜVERCİNLERİ
Katal güvercinleri ilk olarak Karaman Beyliği sınırları içinde ve kırsal alanlarda beslendiği bilinmektedir. Osmanlı’nın Balkanları fethi sırasında ve sonrasında buranın nüfus yapısını değiştirmek için Karamanlıları bu topraklara yerleştirmiştir. Halk göç sırasında kültürlerine ait bir parça olan güvercinlerini de yanlarında götürmüştür.  Yugoslavya ve Sırbistan’a götürülen Katal güvercinleri, yerel kültürde o kadar yer etmiştir ki; hala bu kuşların renkleri (Mavi, Boz, Darcinli, Arap, Ala vs) Türkçe’dir. Daha enteresanı ise, arka tepe kuşlara “Feslice’’ denmesidir. Denizli’de Katal güvercinlerine  de ‘’Fes takalı” veya “Fesli’’ adı verilmektedir.

GÜVERCİNİN YUMURTALARI
Güvercinler birer gün arayla iki yumurta yumurtlar. Yavru güvercinler birer gün arayla yaklaşık 17 gün sonra yumurtalarının kabuğunu kırarak, hayata ‘merhaba’ derler. Yavru güvercinler uçmaya başlayana dek birbirlerine sokularak uyurlar, yan yana büyürler. Uykusundan uyanan yavruların birbirlerini temizlemesi ve oyunlar oynaması, izleyicileri için doğanın büyülü bir filmi gibidir. 1.5-2 cm boyutundaki yavru güvercinler, 1 hafta içinde 4 katı boyutuna ulaşırlar. 1 ay boyunca anne ve babasının ağzından beslenen yavrular yavaş yavaş kanat çırpmaya, uçmaya başlarlar.

GÜVERCİNİN BİR GÜNÜ
Güvercin besleyenler, hava şartlarına aldırış etmeksizin sabah kalkar kalmaz ilk iş olarak güvercinlerinin bulunduğu odaların kapısını açarlar. Onları beslemek için kapılarının önlerine yemlerini bırakırlar. Toplu halde yuvalarından çıkan güvercinlerin kimi gökyüzünde süzülür, kimi biraz kanat çırpıp sahibinin bıraktığı yemleri yemeye başlar. Odanın içinde hiç güvercin kalmaması için, güvercin sahipleri özel kelimelerle kuşları dışarıya doğru davet ederler. Bazen içeride kalan güvercinleri dışarıya çağırmak için yemlerin bulunduğu kaseyi sallayarak ses çıkartırlar ve onlara beslenme saatlerinin geldiğini hatırlatırlar. 

GÖKYÜZÜNDE KANAT ÇIRPMA VAKTİ
Artık güvercinlerin gökyüzünde uçma vakti gelmiştir. Tembel güvercinlerin uçuştan sonra tekrar odalarına dönmemeleri için, güvercin sahibi sopa ile kuşları kovalar. Gökyüzüne doğru hızla kanat çarpan güvercinler, sürü halinde bulutların aşağısında yuvarlak çizerler. Güvercin besleyenlerin kimi kendi elleriyle besler güvercinlerini, kimi eline konanları sevgiyle okşar. Bu esnada ortaya çıkan görüntüler tek kelimeyle muhteşemdir. Güvercin ile sahibi, kimsenin bilmediği dilde anlaşır, o yüzden her güvercinseverin yüzünde güvercini ile kurduğu özel bağa ait bir iz vardır. Akşam salınan kuşlar ise vakti gelince tekrar odalarına girerler. Dışarıda kalıp biraz daha fazla vakit geçirmeye çalışan güvercin, sahibi tarafından uyarılır, kah tatlı sözle kah değnekle.

ALLAH’A EMANET
Güvercinseverler arasında arada şakayla karışık iddialaşmalar da olur. Örneğin “İyi güvercini olan ortaya çıkarsın” gibi. Bu iddiada; her güvercin sahibi en güvendiği kuşunu seçer. Aslında buradaki amaç kuşların zekasını ölçmektir. Kentin uzak bir köşesinde güvercinseverler seçtikleri kuşlarıyla birlikte toplanıp, ‘Allah’a emanet’ sesleriyle onları gökyüzüne bırakırlar. Hava, yırtıcı kuş, rüzgar v.b. faktörlerden sıyrılan güvercinler evlerine dönerler. Evini en kısa sürede bulan güvercinler, en iyi güvercin seçilir.

(KAYNAK: DENİZLİ HAYAT DERGİSİ)

Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2018, 12:29
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner220

banner221