Hastalığına çare yoktu azmi ve şiirleri ilaç oldu

Aslen Sivaslı olan ve babasının mesleği dolayısıyla Denizli’de yaşayan 34 yaşındaki Gülay Pelit, 19 yaşındayken tedavisi olmayan ‘kas erimesi’ hastalığına yakalandı. Zamanla hareketleri kısıtlanan Pelit, “ben bu hastalığı bir gün yeneceğim” diyerek hastalıkla mücadele etmeye başladı. Kendini şiire adayan Pelit, ‘Hüzün Yolculuğu’ adını verdiği şiir kitabını çıkardı.

Sivas’ın Zara İlçesi’nde doğan Gülay Pelit, babasının mesleği dolayısıyla henüz 1 yaşındayken Denizli’ye geldi. 19 yaşında bir anda yere düşen Pelit, ilk başlarda bu durumu önemsemedi. Bu durum sıklaşınca doktora giden Pelit, tedavisi olmayan kas erimesi hastalığına yakalandığını öğrendi. Zamanla hareketleri kısıtlanarak zor günler yaşayan ve şu anda 34 yaşında olan Pelit, “ben bu hastalığı bir gün yeneceğim” diyerek hastalıkla mücadele etmeye başladı. Yaşadığı zor günleri atlatmak için hayvanlara ve kitaplara sarılan Pelit, kendini şiire adadı. 10 yıllık duygularının birikimini şiir kitabında toplayan Pelit, Eylül ayında ‘Hüzün Yolculuğu’ adını verdiği şiir kitabını çıkardı.

“KAS HASTALIĞINA DİKKAT ÇEKMEK İSTEDİM”

Duygularının başka kas hastalarına umut olmasını isteyen Pelit, “Nefes aldığımız sürece umudumuz bitmesin. Bu hastalığın tedavisi sadece sevgi. Tıbbi olarak şuan tedavisi yok. Fakat hastalığın yavaşlatılması için kök hücre tedavisi var. Bu tedavi de bizim kas hastaları için bir umut. Ben de bu umuda bir çare olsun diye bir kitap çıkardım. Bir nevi kas hastalığına dikkat çekmek istedim” dedi.

“ÖLEBİLECEĞİM AKLIMA GELDİ”

Hastalığa 19 yaşındayken yakalandığının altını çizen Pelit, yaşadığı sıkıntıları anlattı. Pelit; “19 yaşlarındaydım. Bir anda yere düştüm. Geç fark ettim bu durumumu. Pek de önemsememiştim. Sonrasında sık sık olunca, doktora gitmeye karar verdim. Ailemden gizli bir şekilde gittim. Doktor, kas erimesi hastası olduğumu söyledi. Hiç duymadığım bir hastalık adıydı. İlk başlarda kabul edemedim. Otobüse, dolmuşa binememeye başladım. Merdivenleri çıkamadım. Yürüyemedim bazı zamanlarda. Kısacası tek başıma hareket edememeye başladım. Yeniden doktora gittim. Bu hastalığı araştırmaya başladım. İlerlediğinde yataktan kalkamaz duruma gelenlerin olduğunu öğrendim. Ölebileceğim aklıma geldi. Benim için dünya başıma yıkılmıştı” diye konuştu.

“AZMETTİM VE İNANDIM”

İlk başlarda intihar etmeyi bile düşündüğünü belirten Pelit, şunları söyledi: “Artık bu hayatta hiçbir işe yaramayacağımı düşündüm. Yaşamaya bile hakkım olmadığını düşündüğüm zamanlarım çok oldu. Sonra düşündüm. Ben de ‘bu hayatta isem yaşamam gerekli’ diye düşündüm. Öyle ya da böyle ben de bu hayattayım diye kendimi motive ettim. Bir şey yapmalıyım ve yapabildiğimi göstermeliyim diye hep kendimi olumlu düşünmeye sevk ettim. Sağlıklı insanlar gibi belki hareket edemeyebilirim, düzgün konuşamayabilirim ama ‘ben de yapabildiğimin en iyisi yapmaya çalışacağım’ dedim. Yapamadıklarıma değil de yapabildiklerime odaklandım. Azmettim ve inandım. Yakınlarım kök hücreye karşıydı. Hastalığım aslında nörolojik. Kök hücreyi yapan fizik tedavi doktoruydu. Nöroloji doktorları inanmadı, fizik tedavi doktorları bana inandı. Bu tedavi süreci hem zorlu hem de maliyetli bir süreç. Çoğu yerlerde yapılıyor. İlk Hindistan’da duymuştum. Tabi oraya gitmeye maddi olarak imkanım el vermiyordu. Benim gıda takviyesi olan bir ilacı almam lazım ama param olmadığı zamanlarda alamıyorum.”

“BEN HASTALIĞI YENECEĞİME İNANIYORUM”

Hastalıkların tedavisinde inanmanın çok önemli olduğuna vurgu yapan Pelit, “Nasıl olsa bu hastalığın tedavisi yok ne gerek var bunca maliyete diyenler var. İnsanlar bunu gereksiz görüyor. İlk kök hücre tedavisi olduğumda bunu bana diyenler oldu. Ben ‘bu hastalığın tedavisi olmadığını biliyorum’ dedim çevreme ve bu bilinçle gittim Konya’ya. Belki insanlara saçma gelebilir. İçimde bir inançla tedaviye gittim. Ben yeneceğime ve iyi olacağıma inanıyorum” dedi.

“İNSANLAR BİR ‘HÜZÜN YOLCULUĞU’NA ÇIKACAK”

10 yıla yakındır hikayeler, şiirler yazdığını belirten Pelit, “Duygularımı kale almaya çalışıyorum. Çünkü bu zorlu süreçlerimde kitaplar en iyi dostum oldu. Bir yayın evi umutlarımla oynadı. ‘Çıkartacağım’ dedi fakat kitabımı çıkartmadı. Bir yıl boyunca beni oyaladılar. İnternetten araştırdım. Şimdiki kitabımı çıkartan yayınevi ile anlaştım. Şiirlerim hep hüzünlüydü. Bu yüzden kitabımın adını; ‘Hüzün Yolculuğu’ koydum. Benimle beraber insanlar da bir hüzün yolculuğuna çıkacak. Bu kitapla büyük bir emek var. Bu hastalık ve sonrası bana şunu öğretti; kendi başının çaresine bakmayı. İster sağlıklı olun ister engelli, kimseden büyük bir beklenti içinde olmamayı öğrendim” diye konuştu.

Güncelleme Tarihi: 11 Ekim 2019, 13:30
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER