HAYAT BU KADAR UCUZ OLMAMALI!

HAYAT BU KADAR UCUZ OLMAMALI!

Denizli Devlet Hastanesi Psikiyatri Uzmanı ve AMATEM Sorumlusu Uzman Dr. Taner Değirmenci, ülkemizde son yıllarda kullanım oranı bakımından artış gösteren ‘Bonzai’ ile ilgili açıklamalarda bulundu. Uzm. Dr. Değirmenci; “Kullanım yaşı 13’e kadar düştü. Ucuz fiyata satılması da ulaşımını kolaylaştıran en büyük etken” dedi.

Türkiye’de yaklaşık 1,5 milyon uyuşturucu bağımlısı var ve bu bağımlıların üçte biri Bonzai kullanıcısı. Bonzaiye bağlı ölüm oranları, her geçen gün katlanarak artıyor. Konuyla ilgili DRT Denizli ve Denizli Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulunan Denizli Devlet Hastanesi Psikiyatri Uzmanı ve AMATEM Sorumlusu Uzman Dr. Taner Değirmenci; “Bonzai; esasında kelime olarak Japonca bir kelimedir. Bon ve zai ve kelimelerinden oluşuyor. Bitkilerin karışımı olarak tanımlanabiliyor. Kimyasal olarak baktığımızda Türkiye’de değişik bitkilerden türetilip insan metabolizmasını oldukça, olumsuz etkileyen bir maddedir. Kimyasal maddelerin ismini verdiğimiz bir sentetik uyuşturucudur. İçine ne koyulduğu ve nerede üretildiği bilinmiyor. Diğer maddelerin tedavisini kolaylıkla sağlarken içinde ne olduğunu bilmediğimiz için bu tür maddelerin tedavisinde zorlanıyoruz” dedi.

“BONZAİ KULLANICIYI TÜKENİŞE GÖTÜRÜYOR”
Bonzai’nin kişiye verdiği zararlara da değinen Uzm. Dr. Değirmenci; “Bonzai, bağımlılık yapıcı bir madde olduğu için insanın hem beyin hem organizmasında ve diğer organlarında kullanıldıkça tükenişe yol açıyor. Kullanıcıyı hem sosyal, hem de psikolojik olarak da yıpratıyor. Gözlemlediğimiz kadarıyla kişiler adeta robotize davranışlar gösteriyor. Bu maddeye bağımlı oldukları zaman maddi koşullanmaya başlıyorlar.  Belli bir dönem kullandıkça, artık beyin fonksiyonlarında zayıflama oluyor. Bazen olmadıkları bir hayal alemi içerisinde, farklı bir gerçeğin içerisinde bulunabiliniyorlar. İçe kapanmış, depresif, tamamı ile maddenin etkisi altında görebiliyoruz” diye konuştu.

“AİLELERİN TUTUMU ÇOK ÖNEMLİ”
Özellikle çocuklarının kullanıcı olup olmadığının tespitinde ve tedavi sürecinde ailelerin tutumunun büyük önem arz ettiğini belirten Uzm. Dr. Değirmenci; “Bu anlamda ailelere çok iş düşmekte. Ailelerin çocukların üzerinde kontrollerini sağlarken, çocuklarının arkadaş çevrelerini ve bu tür maddelerin etkilerini bilmeleri gerekiyor. Çünkü çocuklar genelde bu tür alışkanlıkları arkadaş çevreleri nedeniyle ediniyorlar. Eğer çocuk son zamanlarda bir takım davranış değişiklikleri gösteriyor ise; içe kapanmaya başladıysa, odasına kapanmışsa, sürekli kapısı kapalıysa ve ailesiyle ilişkileri azaldıysa ailelerin özen göstermesi gerekiyor. Bu tür davranışlar ön uyarıcılardır. Bu konuda dikkatli olmaları gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

“TEDAVİDE MOTİVASYON ŞART”
Alışkanlığı kazanmış bireylerin tedavisinde motivasyonun şart olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Değirmenci sözlerine şöyle devam etti: “ Çocuğa öfkeyle bağırarak değil de, bu maddeye iten sebepleri araştırarak yaklaşılması gerekiyor. Tedavinin hasta- hekim ilişkisi içerisinde yapılması çok önemli. Ailelerin bu konuda destekçi olması büyük önem arz ediyor. Toplumun işbirliği içerisinde davranması, bireyleri tedavi için motive etmesi lazım. Bireyi kırmamak ve maddeye ulaşımını engellemek gerekiyor. Ailelerin sabırlı olması ve çocuklarının her zaman yanında olduklarını hissettirmeleri lazım.”

PINAR ÇANKAYA- GÜRKAN GÖK

 

Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2018, 12:29
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner212

banner211