Hüsamettin Ataman’ın kaleminden “Atatürk’ün Denizli’ye gelişi, Bir Atatürk Denizli’de Belgeseli - 3”

“Son Yüzyıl” isimli belgesel çalışması ile Denizli'nin son bir asırlık gelişimini ve minimal tarihini tarihi inceleyen ve kaleme alan Mimar-Yazar Hüsamettin Ataman bu kez, 4 Şubat 1931’de ‘Büyük Gezi’ kapsamında Denizli’ye gelen Mustafa Kemal Atatürk’ü kaleme aldı. “Atatürk, kaldığı bir gün içinde büyük ilgi ve saygı sevgi gördüğü Denizli’den mutlu ayrıldı. İzmir, Aydın ve Denizli’yi kapsayan Ege gezisi amacına ulaşmış, toplumun Cumhuriyet’e ve devrimlere bağlılığı kendisini ziyadesiyle tatmin etmişti.”

Hüsamettin Ataman’ın kaleminden “Atatürk’ün Denizli’ye gelişi, Bir Atatürk Denizli’de Belgeseli - 3”
banner92

DENİZLİ VE AYDIN’DA; TOPLUMUN CUMHURİYET’E VE DEVRİMLERE BAĞLILIĞI ATATÜRK’Ü ÇOK MUTLU ETTİ

Denizli'nin son bir asırlık gelişimini inceleyen Yüksek Mimar Hüsamettin Ataman, 4 Şubat 1931’de ‘Büyük Gezi’ kapsamında Denizli’ye gelen Mustafa Kemal Atatürk’ü kaleme aldı.

Mustafa Kemal Atatürk, 27 Ocak- 3 Mart 1931 tarihlerini kapsayan Ege, Akdeniz ve İç Anadolu’nun merkezi Konya’yı kapsayan önemli bir geziye çıktı. Denizli'nin son bir asırlık gelişimini inceleyen Yüksek Mimar Hüsamettin Ataman, bu büyük gezi kapsamında 4 Şubat 1931’de Denizli’ye gelen Atatürk’ü kaleme aldı. Ataman yazısında şu ifadelere yer verdi:

Vakıf hamamı yanındaki CHP binası (şimdiki Atatürk ve Etnoğrafya Müzesi Binası) ile hamam binası arasındaki boşluğa, bir ay kadar evvel, iki vardiya halinde çalışılarak Nafia Müdürlüğü nezaretinde üst kat için beton direkler üzerine lavabo ve bir tuvalet yapılmış, tuvalete emaye bir sürahi konmuştu. Böylelikle sofaya açılan bir pencere kapı haline getirilerek tuvalet ve lavaboya giriş sağlanmıştı. O zaman parti başkanı Avukat Sait Tokatlı’nın anlattığı üzere yatak odası, gardrop, karyola, yatak, yorgan, terlikler, salon ve diğer odaların mefruşatı İzmir'den satın alınmak suretiyle temin edilmişti. Ahşap ayna ve oymaların aralıklarına demetler dolusu kır menekşeleri koymakla, salon ve diğer odalar fark edilir bir menekşe kokusu ile dolmuştu. Yatak odasında, teşhis edemediğim bir erkek losyonu şişesi, dolu bir halde duruyordu. Karyoladaki yorgan yüzü, ağda rengi bir ipektendi. Bunları teker teker tetkik ettim. Binanın üst bekçisi, Hulusi Oral Bey’in sokağından tanıdığım Sovancıoğlu idi.

Gazi'nin yattığı gece, hamamın kubbesinde, yanında bulunan o zaman daha yıkılmamış olan KimonPandazop'un un fabrikası (yıkılan Endüstri Meslek Lisesi binasının bulunduğu yer) iç avlusunda, o zaman daha henüz açılmamış olan şimdiki Kayalık Caddesi ağzı ile keza istasyon Caddesi Ulu Cami önündeki alanda silahlı askerler bekliyordu. Ziyafet, parti binasının girişten soldaki ilk odasında veriliyordu. İzmir'den alınan mobilyalarla birlikte, orijinal yağlı boya natürmort bir çiçek tablosu vardı. O zamanki Belediye, (Bayramyeri İkinci Ticari yol köşesinde şimdiki Ziraat bankası’nın bulunduğu yer) Rum Kosti’nin evine küçük bir tadilat yapılarak belediyeye çevrilmişti. İçi yeşil boyalı Riyaset odası, elektrikten başka iki adet daha lüks lambası ile aydınlatılmış olduğundan esas parti binasından bakılınca nur gibi parlıyordu.

Dayımın lokantası da Belediye’nin karşısında bulunduğundan, lüzum duyulan şiş kebaplarını, dayımın dükkan komşusu tütüncü Nihat Vereskala’nın odacısı Fahri ile parti binasına biz taşıyorduk. Parti binasının yemek odasında, kapıya dik gelen uzun yemek masasının sağ ve baş köşesinde Gazi Paşa, solunda, kırk yaşın üstünde, kumlu griye bakan ceketi ve kıvırcık sarı saçları kısa kesilmiş bir ingiliz misafir bulunuyordu. Servis yapan garson, rahmetli ağabeyim yakışıklı Sabri idi. Elinde iki kayık tabakla bu iki misafire fıstıklı, künarlı, kızıl üzümlü kuzu içi pilavı tevzi ediyordu. Ellerimizdeki böbrek ve kuzu şişlerini ağabeyime vermek üzere beklerken, Sabri ağabeyim telaşla yanıma geldi “Bizim oğlan, bizim oğlan, pilav dağıtırken ayağım kalın halıya takıldı, bereket hemen toparladım, pilavı dökmeden dirseklerimin üzerine kapaklandım. Çok mahcup oldum” dedi. Gazi de “Dikkat et çocuk!” demiş.

Aradan yarım saat kadar bir zaman geçmişti ki, şöyle bir söz yayıldı: “Gazi hazretleri gitti, yalnız maiyeti kaldı”. Sonra, aynı çocukla tabakları boş dükkanlara taşıdık.”

Atatürk, kaldığı bir gün içinde büyük ilgi ve saygı sevgi gördüğü Denizli’den mutlu ayrıldı. İzmir, Aydın ve Denizli,’yi kapsayan Ege gezisi amacına ulaşmış, toplumun Cumhuriyet’e ve devrimlere bağlılığı kendisini ziyadesiyle tatmin etmişti.

Denizli’den İzmir’e dönen Atatürk, 7 Şubat günü Balıkesir’i ziyaret eder. Balıkesir’den tekrar İzmir’e gelen Gazi, 8 Şubat günü deniz yolu ile Antalya’ya doğru yola çıkar. Ege vapuru ile seyahat eden Atatürk, 10 Şubat günü Antalya’ya gelip bir gece kalır ve ertesi gün aynı vapur ile Silifke’ye gitmek üzere ayrılır. 11 Şubat günü Silifke, 12 Şubat günü Mersin ziyaret edilir. Mersin’den trenle Adana’ya geçen Gazi, 16 Şubat günü buradan Konya’ya gider. Konya’da uzun bir süre kalıp dinlenen Atatürk, 18 Şubat günü geldiği Konya’dan 3 Mart günü ayrılır ve Ankara’ya döner.

Gazi Paşa’nın, Menemen’deki, gerici ayaklanmadan sonra, yaklaşık 40 gün süren bu gezisi, Ege Bölgesi’ni, Akdeniz Bölgesi’ni ve İç Anadolu’nun merkezi Konya’yı kapsayan önemli bir gezidir. Mustafa Kemal Paşa, bu gezisinde Cumhuriyet devrimlerinin yıkılmaz bir kale olduğunu tüm vatandaşlara bizzat duyurmak istemiştir.

(SON)

Güncelleme Tarihi: 05 Şubat 2019, 22:55
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner21

banner20