Hüsamettin Ataman’ın kaleminden “Atatürk’ün Denizli’ye gelişi, Bir Atatürk Denizli’de Belgeseli - 2”

Denizli'nin son bir asırlık gelişimini inceleyen Yüksek Mimar Hüsamettin Ataman, 4 Şubat 1931’de ‘Büyük Gezi’ kapsamında Denizli’ye gelen Mustafa Kemal Atatürk’ü kaleme aldı.

Hüsamettin Ataman’ın kaleminden “Atatürk’ün Denizli’ye gelişi, Bir Atatürk Denizli’de Belgeseli - 2”

Mustafa Kemal Atatürk, 27 Ocak- 3 Mart 1931 tarihlerini kapsayan Ege, Akdeniz ve İç Anadolu’nun merkezi Konya’yı kapsayan önemli bir geziye çıktı. Denizli'nin son bir asırlık gelişimini inceleyen Yüksek Mimar Hüsamettin Ataman, bu büyük gezi kapsamında 4 Şubat 1931’de Denizli’ye gelen Atatürk’ü kaleme aldı. Ataman yazısında şu ifadelere yer verdi:

ATATÜRK’ÜN DENİZLİ ZİYARETİNDE MÜFTÜ AHMET HULUSİ EFENDİ YOKTU!

Atatürk, Denizli’ye geldiğinde, ne karşılama sırasında, ne de sonraki saatlerde Müftü Efendi’nin adı hiç telaffuz edilmemiştir. Ne Müftü Efendi Atatürk’e ulaşmaya çalışmış, ne de Atatürk Müftü Efendi’yi sormuştur.

Halil Oran, Mustafa Kemal Paşa’nın Denizli’ye gelişini, o günleri yaşayanların ağzından, şöyle anlatıyor;

“Atatürk, Denizli iline 4 Şubat 1931 günü teşrif etmişlerdir. Bu gezi Ata'nın "Büyük Ege Gezisi" olarak bilinen program içinde bulunmaktadır. 4 Şubat 1931 Çarşamba günü sabahleyin saat 8.10'da Aydın'dan hareket eden özel tren ATA'yı aynı gün saat 13.00'te Denizli'ye getirmiştir.

İki gün öncesinden Büyük Kurtarıcı'nın Denizli'yi teşriflerini öğrenen halk erken saatlarda istasyonun bulunduğu çevreyi doldurmuş idi. Binlerce Denizlilinin gösterdiği coşkun tezahürat ve sevgi gösterisi arasında trenden inen Atatürk halkı selamlıyarak geçmişler ve istasyon caddesinden beraberindeki zevatla birlikte otomobillerle o zamanki CHP binasına gelmişlerdir.

Esasen Atatürk'ün misafir olarak kalacağı bina olarak bu yer hazırlanmış bulunuyordu. Bir müddet bu binada istirahat eden Atatürk, Çamlık yolu üzerinde bulunan ve o zaman için Ispartadaki 5. Kolorduya bağlı 51. Piyade ve 33. Topçu Alaylarını ziyaret etmiş ve konu edilen Alayların subaylarından müteşekkil bir grup Ata'yı karşılamışlardır. Alayların ziyareti sırasında Isparta'dan gelen Tümgeneral Mustafa İzzet de bulunuyordu.

Askeri birliklerin ziyaretini müteakip Öğretmen Okulu'na gelmişler, sınıflara girerek öğrencilere sorular sormuşlar ve yöneticilerle öğretmenlerden eğitim öğretim konularında bilgi almışlardır.

Öğretmen Okulu’nun tetkikinden sonra Büyük Ata, İl Makamını, CHP İl Merkezini ziyaret etmişler ve buradan doğruca Denizli Memleket Hastanesi’ne gitmişler, hastaneyi en ince teferruatına kadar tetkik etmişlerdir. Bu arada hastalarla da hasbihal eden Atatürk, Hastane Baş Hekimi Dr. Hamdi Berkman'a hastanenin tertip, düzen ve temizliğinden dolayı teşekkür ve kendilerini tebrik etmiştir.

Devlet hastanesinden sonra Atatürk Belediye’ye gelmiş ve orada toplanan yüzlerce Denizliliyi tekrar selamlamıştır. Belediyede halk temsilcileri ile bir süre görüşüp, halkın ve şehrin ihtiyaç ve imkanları üzerinde gerekli tavsiyeleri yapmış ve belediyeden ayrılırken de belediye başkanına: ‘Gerek geçen defaki gelişimde, gerek bu gün Denizli halkının hakkımda gösterdiği hissiyattan mütehassis oldum. Teşekkür ve muhabbetlerimin muhterem halka iletilmesini rica ederim’ diyerek veda etmişlerdir.”

Belediye Personel Müdürlüğünden emekli Rıza Akan’a göre, Atatürk'ün Denizli'ye gelişinde çekmiş olduğu fotoğrafın anısı şöyle;

“4 Şubat 1931 Çarşamba günü Ata'yı karşılamak üzere yüzlerce kişi istasyon caddesini doldurmuş, sel gibi akıyordu. Ben de o günün imkanları ile sağladığım bir fotoğraf makinası ile istasyona indim. Öyle müthiş bir kalabalık vardı ki, bu durumda Ata'nın fotoğrafını çekebilmenin imkanı yoktu. Ata'yı getiren özel Tren saat tahminen 13'e doğru istasyona girdi. Trenden önce muhafız erleri ve koruyucu polisler indiler. Vagonlara değecek kadar yaklaşan kalabalığı zorla geriye çektiler. Atatürk beraberindekilerle trenden indiler. Bu sırada kalabalık içinden bir çocuk sesi "Eziliyorum, kurtarın beni ölüyorum" diye bağırıyordu. Kalabalık o kadar çok ve kesif idi ki, ezilenler bile olmuştu. Ben hemen çocuğun olduğu yere koştum, kalabalık arasından çekip kurtardım. Bu çocuk halen Ankara'da Avukatlık yapan Saffet Olgaç idi. Atatürk istasyondan önce yaya olarak yürüdüler. Bu sırada elimdeki fotoğraf makinası ile bir fotoğrafını çekmeye muvaffak oldum.”

Denizli’de pamuk çırçır işleri ile uğraşan Hüseyin Nişli de Atatürk’ün Denizli’yi ziyareti ile ilgili bir anısını şöyle anlatır:

“Bu günkü Sanat Enstitüsünün (yıkılan Endüstri Meslek Lisesi binası) bulunduğu yerde benim özel bir elektrik enerjisi üreten dinamom vardı. O zaman şehrin elektrik enerjisini ben bu dinamo ile veriyordum. Akşam tahminen saat 8 sıralarında bir yetkili kişi geldi ve beni Atatürk'ün görmek istediğini söyledi.

Birlikte Ata’nın istirahatlerine mahsus bulunan şimdiki dispanser binasına gittik. Beni içeriye aldılar. Atatürk bana baktı ve: “Sen Rumelilisin” dedi. “Evet Paşam” dedim. Nereli olduğumu sordu, söyledim. Memnun olduğunu bildirdi ve elektriğin saat kaça kadar verildiğini sordu. Kendisine mutat saatten daha fazla elektrik vermek üzere emirlerine amade olduğumu bildirdim. Memnun oldular.”

Gazi Mustafa Kemal Paşa Denizli’ye geldiğinde, daha sonra Demokrat Parti Denizli Milletvekili ve Adalet Partisi Denizli Senatörü olarak görev yapacak olan, Baha Akşit (Doğum:1914, Ölümü:1995) Ortaokul 2.sınıf öğrencisidir ve Gazi’nin okulda gireceği sınıflardan biri de Baha Akşit’in sınıfıdır. Baha Akşit, o günü şöyle anlatıyor:

“1931 yılında Atatürk, Denizli’yi ziyaret ederek şereflendirmişti. Bizim okula da geleceği söylenmişti. Bir müddet sonra Atatürk geldi. Atatürk orta boylu tahminen 1,68 boyunda, sol elinde melon şapka, saçlar pırıl pırıl sarı, keskin mi keskin bir çift göz, içeriye girdi ve akabinde uzun boylu adamlar (Vasıf Çınar, Fahrettin Altay gibi) sınıfı doldurdu. Bizim yaşımıza göre dev gibi adamlar sınıfa yerleşince hepimizin içine ürperti, bir korku doğdu. Hatta bazı sınıf arkadaşlarım bana sonra söylediklerine göre başlarını dahi yukarı kaldırmaya cesaret edememişler.

Atatürk geldikten sonra sıranın başına geçti, sağ elini sıraya dayadı, siyah tahtanın önünde durdu. Lütfi Hoca bana gözüyle baktı fakat kalk demedi. Ben, derse kaldırma manası alarak Atatürk’ün huzurunda derse kalkmanın heyecanı ile fırladım, hatta düğmelerimi yolda iliklediğimi hatırlarım. Tahtanın başına geçtim.

sordu ben cevapladım. Ben o anda Atatürk’ün ne sorduğunu benim de ne cevap verdiğimi hatırlamıyorum. , benim bu sorular karşısında verdiğim cevaplardan çok memnun kaldı, saçımı okşadı ve gitti. Ben, heyecanımdan Atatürk’ün elini dahi öpmeyi akıl edemedim.

Ben ortaokulu, 1932 Türkiye’sinde şimdiki Denizli Lisesi’nde bitirdim. O zaman lise Denizli’de açılmamıştı.”

Cevdet Şemsioğlu da Atatürk’ün Denizli’ye gelişine tanık olanlardandır;

Cevdet Şemsioğlu da Atatürk’ün Denizli’ye gelişine tanık olanlardandır; “1931 yılında, Gazi’nin Denizli’ye geldiği gün, okula gitmedim. Son derece yıprak elbiselerimle dikkati çekeceğimden utanıyordum. O yıllarda dayımın lokantasını oğulları işletirdi. Onlar da babaları gibi bu tip önemli ziyafetlerde sofra tanzimi, turp ve salata tabaklarını düzenlemede görev alırlar, ben de onlara çıraklık eder ve bu arada da karnımı esaslı bir şekilde doyurur; böylece yıllarca devam eden bu Belediye ziyafetlerinde Denizli’ye gelen ünlüleri ve generalleri tanımış olurdum. O gün de, bir adamın telaşından, Gazi ve maiyetinin yiyeceği kuzu butu ve yumurtaları ve birçok eşyayı taşırken gördüğümde anladım.

DEVAMI YARIN...

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER