İftar duası nasıl yapılır? Ramazan ayı oruç açma iftar duası nedir? Peygamber Efendimizin oruç açarken okuduğu iftar duası...

“İftar duası nasıl yapılır?” sorusu araştırılıyor. Ramazan ayı oruç açma, iftar yemek duası nedir? Ramazan ayı 2019 yılında da büyük bir coşku ile karşılandı. İlk teravih namazı 5 Mayıs’ta kılındı. İlk oruç ise 6 Mayıs’ta tutuldu. Ramazan ayı bu yıl 29 gün sürecek. Müslümanlar bu ay içerisinde farz olan oruç ibadetini yerine getiriyorlar. Oruç, niyet ederek imsak vaktinden güneş batıncaya kadar yemekten, içmekten ve cinsi münasebetten uzak durmaktır. Orucunu açan Müslümanlar iftar duasını öğrenmek istiyorlar.

İftar duası nasıl yapılır? Ramazan ayı oruç açma iftar duası nedir? Peygamber Efendimizin oruç açarken okuduğu iftar duası...

İftar duası, oruç tutan vatandaşlar tarafından yoğun ilgi görüyor. Ramazan ayı oruç iftar duası nedir? Üç ayların sonuncusu olan Ramazan ayı 2019 yılında 6 Mayıs tarihinde başladı. İlk orucu tutan Müslümanlar Diyanet tarafından yayınlanan imsakiyeye göre iftar yaptılar. İslam alemi Ramazan ayında farz olan oruç ibadetini yerine getiriyor. Oruç, niyet ederek imsak vaktinden güneş batıncaya kadar yemekten, içmekten ve cinsi münasebetten uzak durmaktır. İftar ve sahur aralığında orucu bozan durumlardan uzak duruyorlar. Oruç tutacak kişiler sahur ve iftar vakitlerinde de dua okumaktadır. İşte detaylar…

İFTAR DUASI NEDİR?

Oruç açılırken dua edilmesi sünnettir. Herkes içinden geldiği gibi zikrini, şükrünü ve yakarışını ifade edebilir. Örnek olması bakımından öteden beri yaygın olarak yapılan bir duayı buraya alalım:

"Allahım! Senin rızanı kazanmak iзin oruç tuttum, senin verdiğin rızıkla orucumu açtım. Sana inanıp güvendim. Ey lutuf ve ikramı geniş olan Rabbim! Beni bağışla."

"Allahumme leke sumtu ve bike amentu ve aleyke tevekkeltu veala rizkuke eftertu"

(Allah'ım senin rızan için oruç tuttum. Sana inandım. Sana güvendim. Senin rızkınla orucumu açıyorum.)

PEYGAMBERİMİZİN ORUÇ AÇARKEN OKUDUĞU İFTAR DUASI

Hazreti Muhammed Ramazan ayında orucunu açarken hep bu duayı okurdu. Peygamberimizin okuduğu iftar duası şöyle;

“Allahümme leke sumtü ve ala rızkıke eftartü.”

Manası: Ey Allah’ım, Senin rızan için oruç tuttum ve Senin rızkınla orucumu açıyorum.

Peygamberimiz orucunu açtıktan sonra ise şöyle derdi;

“Susuzluk gitti, damarlar ıslandı, inşaallah Teala sevap kesinleşti.”

İslam alimlerinden Abdullah ibni Ömer Radiyallahu ise iftar vakti şöyle dua ederdi:

“Allah’ım, bütün kainatı kaplayan rahmetinin hakkı için beni affet, günahlarımı bağışla.”

ORUCA NASIL NİYET EDİLİR?

"Niyet ettim Allah (c.c.) rızası için bugünkü Ramazan orucunu tutmaya" şeklinde yapılan niyet en efdal olan niyettir. Herhangi bir oruç için niyet ederken gün belirlemeden yani "Bugünkü orucu tutmaya" derken bugün kelimesini kullanmadan edilen niyetler de caizdir. Ramazan ayı içerisinde farz olan Ramazan orucu dışında hiçbir oruca niyet edilmez. Çünkü farz orucun zamanında başka oruç tutulmaz. İslam alimlerinin görüşlerine göre Ramazan ayının 30 günlük orucuna bir seferde niyet edilmez. Her oruç için ayrı niyet edilmelidir.

ORUCUN ÖNEMİ NEDİR?

Farsça'daki ruze kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir. Arapça'sı savm ve sıyamdır. Savm kelimesi Arapça'da "bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak, engellemek" anlamında kullanılır. Fıkıh terimi olarak ise, imsak vaktinden iftar vaktine kadar, bir amaç uğruna ve bilinзli olarak, yeme iзme ve cinsel ilişkiden uzak durmak demektir. İmsak, Arapça'da, "kendini tutmak, engellemek" anlamına gelir. Orucun temel unsuru da (rükün) bu anlamdır. İmsak vakti tabiri, dilimizde, oruç yasaklarından (yeme içme ve cinsel ilişki) uzak durma vaktinin başlangıcı anlamında kullanılır. İmsak vakti, tan yerinin ağarması (fecr-i sadık; bk. Namaz Vakitleri bölümü) vakti olup, bu andan itibaren yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur; bu vakit aynı zamanda sahurun sona erip orucun başlama vaktidir. İftar vakti ise, oruç yasaklarının sona erdiği vakit anlamında olup, güneşin batma vaktidir. Bu vakitle birlikte akşam namazının vakti de girmiş olur. Gündüz ve gecenin teşekkül etmediği bölgelerde oruç sьresi, buralara en yakın normal bölgelere göre belirlenir. İmsakın, ikinci fecirle başlayacağı konusunda fakihler arasında görüş birliği olmakla birlikte, kimi fakihler bu hususta, daha ihtiyatlı olduğu gerekçesiyle fecr-i sadıkın ilk doğuş anına, kimileri ise oruç tutanlar lehine olduğu gerekçesiyle ışığın biraz uzayıp dağılmaya başladığı zamana itibar edilmesini önermişlerdir. Ayette orucun başlangıç ve bitiş vakti, mecazi bir anlatımla şöyle belirtilir: "...

Fecrin beyaz ipliği (aydınlığı) siyah ipliğinden (siyahlığından) ayırt edilecek hale gelinceye kadar yiyip içiniz; sonra, akşama kadar orucu tamamlayın..." (el-Bakara 2/187). İmsak vaktinden iftar vaktine kadar yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmanın bir amacı olmalı ve bu iş bilinçli olarak yapılmalıdır. Bu amaç ve bilinç, orucun Allah rızası için tutuluyor olmasıdır ki kısaca "niyet" tabiri ile anlatılır. Bu amaç ve bilinç olmadığı zaman, mesela imkan bulamadığı için veya perhiz, rejim, zindelik gibi başka amaçlar için bu üç şeyden (yeme, içme, cinsel ilişki) uzak durmak oruç olarak değer kazanmaz. Oruç, Peygamberimiz'in hicretinden bir buçuk sene sonra şaban ayının onuncu günü farz kılınmış olup, İslam'ın beş şartından biridir. Peygamberimiz bu hususu "İslam beş şey üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka Tanrı olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna tanıklık etmek; namaz kılmak, zekat vermek, ramazan orucunu tutmak ve gücü yetenler için Beytullah'ı ziyaret etmektir (hac).” diyerek bildirmiştir (Buhari, “İman”, 34, 40; “İlim”, 25; Müslim, “İman”, 8). Orucun farz kılındığını bildiren ayetler de şunlardır:

"Ey iman edenler! Sizden öncekilere olduğu gibi, size de oruç tutma yükümlülüğü getirilmiştir; bu sayede kendinizi koruyacaksınız. Oruç sayılı günlerdedir. İçinizden hasta veya yolculukta olanlar başka günlerde tutabilirler; hasta veya yolcu olmadığı halde oruç tutmakta zorlananlar ise bir fakir doyumluğu fidye vermelidir. Daha fazlasını veren, kendine daha fazla iyilik etmiş olur; fakat yine de, eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır” (el-Bakara 2/183-184). Oruç tutmak, diğer ibadetlere nazaran biraz daha sıkıntılı olduğu için Allah, orucun farz kılındığını bildirirken, psikolojik rahatlatma sağlayacak ve emre muhatap olan müslümanların yüksünmesini engelleyecek bir üslup kullanarak, oruç tutmanın önceki ümmetlere de farz kılındığını belirtmesi yanında, ayrıca orucu daha sıkıntılı hale getirmesi muhtemel iki durumu (hastalık ve yolculuk) oruç emrinin hemen peşinden geçerli mazeret olarak zikretmiştir. Bu üslup, öteki ümmetlerde de bulunduğu anlaşılan namaz için kullanılmamıştır. Oruç riyanın en az karışacağı bir ibadet olduğu için sevabı en fazla olan ibadetlerden sayılmıştır. Peygamberimiz'den nakledildiğine göre, orucun bu yönüne ilişkin olarak Allah, "Oruç benim içindir; onun karşılığını ben vereceğim" (Buhari, “Savm”, 2, 9; Müslim, “Sıyam”, 30) buyurmuştur. Bu bakımdan oruç tutmanın sevap olarak karşılığı oldukça yüksektir. Cennetin özel olarak oruç tutanların girmesi için ayrılmış bulunan "reyyan" adlı kapısından girme hakkı (Buhari, “Savm”, 4) bu karşılığın mukaddimesi sayılmıştır. Oruç, nefsin isteklerinden irade olarak uzak durma olması yönüyle bir irade eğitimine, açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya dayanma yönüyle de bir sabır eğitimine dönüşmektedir. İnsanın hayatta başarılı olabilmesi için irade hakimiyeti ve güçlükler karşısında dayanabilme gücü de цnemli bir role sahiptir. Nefsin isteklerinin kontrol altına alınmasında, ruhun arındırılıp yüceltilmesinde oruç etkili bir yoldur. Bu orucun değişik biçimlerde de olsa hemen bütün din ve kültürlerde riyazet ve mücahede yolu olarak mevcut olmasını da açıklar.

Toplumsal hayatta huzursuzluklara yol açan taşkınlıklar, büyük ölçüde insanın hayvani yönünü tatmin eden maddi zevklere düşkünlükten kaynaklanır. Maddi zevk deyince de akla yeme, içme ve cinsel ilişki gibi zevkler gelir. İşte oruç, insanı maddi zevk ve şehvetler peşinde koşturan, dolayısıyla da, Allah'ın haklarına riayet edemediği için kendisine zulmetmesine, insanların haklarına riayet edemediği için onlara zulmetmesine sebep olan nefs-i emmareyi teskin etmenin de bir ilacı, aşırılıkları törpülemenin bir çaresidir. Oruç, yoksulların durumunu daha iyi anlamaya, dolayısıyla onların sıkıntılarını giderme yönünde çaba sarfetmeye de vesile olur. "Tok, açın halinden anlamaz.” atasözü de bunu ifade eder. Orucun, dinimizde önemli bir yeri olan sabır konusuyla irtibatı da burada hatırlanmalıdır. "Namaz ve sabırla yardım isteyin.” (el-Bakara 2/153) ve "Sabredenlere ecirleri hesapsız olarak tastamam verilir.” (ez-Zьmer 39/10) gibi ayetler, "Oruç sabrın yarısıdır.” (Tirmizо, “Da'avat”, 86) diyen ve orucun Allah için olup mükafatını da kendisinin hesapsız olarak vereceğini bildiren hadislerin ortak anlamı, orucun sabır boyutunu ve bunun fazilet ve sevabının yüksekliğini anlatır. Bütün bunlara ilaveten orucun sağlık açısından pek çok yararları bulunduğu da uzman hekimler tarafından ifade edilmektedir. Ramazan orucu zahiren bakıldığında, bir yıl boyunca çalışan vücut makinesinin dinlenmeye ve bakıma alınması gibidir. Oruç, özellikle mide ve sindirim organlarının dinlenmesi için iyi bir moladır. Oruçla ilgili olarak ilki kutsi hadis olmak üzere Peygamberimiz'in bazı sözleri şöyledir:

"Her bir iyilik için on mislinden yedi yüz misline kadar karşılık olabilir; fakat oruç başkadır. Çünkü oruç benim içindir ve onun ecrini ben vereceğim.” (Müslim, “Sıyam”,164; Nesai, “Sıyam”, 42). "Kim iman ederek ve sevabını Allah'tan umarak ramazan orucunu tutarsa önceki günahları affedilir.” (Buhari, “Savm”, 6). "Canımı elinde tutan Allah'a yemin ederim ki; oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoştur; Allah der ki: Ağzı kokan şu kul şehvetini, yemesini, içmesini benim için terkediyor. Mademki sırf benim için oruç tutmuş, o orucun ecrini ben veririm.” (Buhari, “Savm”, 9; Müslim, “Sıyam”, 164). "Oruçlu için birisi iftar ettiği vakit, öteki Rabbi ile karşılaştığı vakit olmak üzere iki sevinç vardır.” (Buhari, “Savm”, 9). "Oruç bir kalkandır.” (Buhari, “Savm”, 9; Tirmizi, “İman”, 8). Rivayet edildiğine göre saçı başı dağınık bir adam Hz. Peygamber'e gelerek, "Ey Allah'ın elçisi! Allah'ın beni yükümlü tuttuğu orucun miktarını söyle.” demiş, Peygamberimiz "Ramazan ayını oruçlu geçir.” buyurmuş, adam bu defa "Bunun dışında başka oruç tutmam gerekiyor mu?" diye sormuş, Peygamberimiz de "Hayır, yükümlü olduğun başka oruç yoktur; fakat, nafile olarak tutabilirsin.” cevabını vermiştir. Adam aynı şekilde sorularına devam ederek zekat, namaz ve hac konusunda bilgiler aldıktan sonra "Sana ikramda bulunan Allah'a yemin olsun ki, bu söylenenlerden fazla bir şey de yapmam, eksik de bırakmam.” diyerek çekip gitmiş, Peygamberimiz de arkasından şöyle söylemiştir: "Şayet dediğini yaparsa bu adam kurtulmuştur.” (Buhari, “Savm”, 1; Müslim, “İman”, 9).

Güncelleme Tarihi: 13 Haziran 2019, 17:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner187

banner186