İş insanları Sürdürülebilirlik Zirvesi’ni değerlendirdi

DESİAD ve Türkiye KalDer İzmir Şubesi iş birliğinde MKM Servergazi Salonu’nda 4 oturum şeklinde düzenlenen ‘Odağımız Sürdürülebilirlik Zirvesi’ni iş insanları değerlendirdi.

DESİAD ile KalDer İzmir Şubesi iş birliğinde  ‘Odağımız Sürdürülebilirlik Zirvesi’ gerçekleştirildi.  4 oturumdan oluşan iklim ve çevrenin konuşulduğu Sürdürülebilirlik Zirvesi’ni iş insanları değerlendirdi.

Çardak Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Okan Konyalıoğlu; “Sürdürülebilirlik Zirvesi’ni Denizli’de gerçekleştirebilmek bizim için bir açıkçası yabancıların deyimiyle challenge bir meydan okumaydı. KalDer yönetimine bu konuda teşekkür ederim. Denizli’de bu zirvenin yapılması, bölgenin bir farkındalık oluşmasında katkı koydu. Burada çok nitelikli bir zirve var. İnsanların dikkatini ve ilgisini sürekli bir merkezde tutabilmek kolay değildir. Bu organizasyonda ilgili olan, hedef odaklı, sunuş odaklı, not isteyen büyük ihtimalle anladığını da daha sonra hayatında yansıtacağını düşündüğümüz bir zirve vardı. Biz de mutlu olduk bu önemli zirvede olmaktan. Bazen çok kalabalık oluyor karşılığı olmuyor bazen çok az oluyor organizasyonu yapan ekibin moralini bozuyor. Bugün ikisinin ortası ama etkinliği yüksek olan bir kalabalık vardı. O yüzden biz çok mutlu olduk. Denizli’nin gösterdiği bu reaksiyon bizim için, bundan sonraki KalDer etkinlikleri için bir ışık oldu” dedi.

“MODA BİR KELİME 4 OTURUMDA MASAYA YATIRILDI”

GESİFED Başkanı Oktay Mersin; “Denizli için çok kıymetli bir gün. KalDer bu tarz organizasyonları İzmir’de yılda iki kez yapıyor bu kez Denizli ev sahipliği yaptı. Moda bir kelime 4 oturumda masaya yatırıldı. Çok değerli konuşmacılar burada düşüncelerini aktardı. Denizli’ye değer katıldı. Uluslararası üne kavuşmuş isimler katıldı. Sürdürülebilirlik her platforma değer katan bir kavram” ifadelerini kullandı.

“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KAVRAMI KARŞIMIZA ÇOK ÇIKACAK BİR KAVRAM”

Önümüzdeki günlerde önümüze çok çıkacak, gündemimizi meşgul edecek bir konunun ele alındığını aktaran DEGİAD Başkanı Hakan Urhan; “Denizli çok güzel bir zirveye ev sahipliği yaptı. Bunun için öncelikle KalDer İzmir Şubesi Başkanı Senem Kılıç hanımefendiye ve DESİAD Başkanı İbrahim Şenel’e ve onun nezdinde yönetim kuruluna teşekkür ediyoruz. Bu sürdürülebilirlik kavramı önümüzdeki günlerde karşımıza çok çıkacak bir kavram. Hem üreticimiz hem sanayicimiz iş adamımız için çok önemli bir mevzu. Bununla ilgili bir farkındalık bir bilinç oluşturmak anlamında bu zirvenin önemi çok büyük. Benim için de esasında çok somut olmayan, biraz soyut kalan bir kavramdı, ancak bugün bu sürdürülebilirlik ilkelerinin uygulama metotlarını değerli konuklarımızdan dinleyince biraz daha ete kemiğe büründü. Zirveye katılanların kafasında da bu sayede daha somut hale geldiğini düşünüyorum. Öğrendiğim kadarıyla gelecek nesillerin haklarını, üretim ihtiyaçlarını oradaki inisiyatiflerini ve potansiyellerini bugünden sömürmeden, tüketmeden, bitirmeden ama aynı zamanda da güncelimizin ve gündemimizden, bugünün insanımızın da ihtiyaçlarını karşılamak için oluşturulmuş iyi uygulamalar ve metotlar olarak özetleyebilirim. Önümüzdeki günlerde önümüze çok çıkacak, gündemimizi meşgul edecek bir konu. Bununla ilgili bilinçlenmeye ve farklılık yaratmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

 “BÜYÜK SORUMLULUK SANAYİDEDİR”

Sürdürülebilirlik kavramının bu kadar gündemde olmasının Türkiye için bir şans bir avantaj olduğunu aktaran DSO Başkan Yardımcısı Selim Kasapoğlu; “Hepinizin bildiği gibi özellikle pandemiden sonra sürdürülebilirlik kavramı bütün dünyada daha sık konuşulmaya başlandı. Çevresel, toplumsal, yönetimsel sürdürülebilirlik bunların hepsi konuşma takvimi beş on yıl öne geldi. Daha erkene alınmış oldu. Bu yüzden bu etkinliğin Denizli’de yapılması çok anlamlı ve doğru buluyorum. Konuşmacılar, konuşmacıların profilleri ve anlattıkları gerçekten sürdürülebilirlik zirvesi şeklinde geçiyor. Konu çok genişten alınıyor. Belli yerlerde kısılıp kalınmıyor. Ben açıkçası bu sürdürülebilirlik kavramının bu kadar gündemde olmasının Türkiye için bir şans bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Çünkü Türkiye hem sahip olduğu kadim üretim geçmişi hem Avrupa birliğine yakınlığı dolayısıyla Türkiye bu süreci çok iyi uyum sağlayacak gibi duruyor. Bu da Türkiye’nin üretimini, ihracatını artıracağını düşünüyorum. Sadece üretimin miktarlarının sayısının artması önemli değil, aynı zamanda niteliğini artırmak gerekir. Sürdürülebilirlik bize biraz da bunu anlatıyor. Yaptığımız işin kalitesini artırmak, çevreye verdiğimiz zararı azaltmak, yönetmek, işin toplumsal sürdürülebilirliğinde de kazanımları paylaşabilmek, bunları çevremize doğru yansıtabilmek bunlar hep sürdürebilirlik kavramı içinde. Beni açıkçası bu sürdürülebilirlik kavramı heyecanlandırıyor. Şirketim adına da sanayi odasında da bununla ilgili çalışmalarımız oldu. Orada da bu işe emekler veriyoruz. Bunu ben bir şekilde Türkiye’nin, insanımızın geleceği olarak görüyorum. Yeter ki bunu doğru bir şekilde kavrayabilelim. Hayatımıza, işimize, sosyal hayatımıza doğru şekilde yansıtabilelim. Konuşmalarda iş sanayiye kilitlenmiş gibi oluyor ama sadece bu sanayicinin, sanayinin yapabileceği bir şey değil. Büyük sorumluluk sanayidedir, sanayi bu işin liderliğini yapmalıdır ancak diğer kurumlar, belediyeler, diğer ticari hayat değeri alan şirketler, kurumlar hepsi sürdürülebilirlik anlamında sorumluluk altında. Bireysel olarak, aile içinde bile sürdürülebilirlikle ilgili ciddi sorumluluklarımız var. Bunu iyi kavramamız lazım” diye konuştu.

“NİTELİKLİ BİR İZLEYİCİ KİTLESİ VARDI”

KalDer Başkanı Yılmaz Bayraktar; “Biz burada sürdürülebilirliği tartıştık, DESİAD ve KalDer İzmir iş birliği ile. Birleşmiş Milletler sürdürülebilirlik kalkınma hedeflerinin 17. Kutusu, son kutusu iş birlikleri. Denizli kenti, Osmanlı’daki tarihiyle Cumhuriyet’teki tarihiyle önemli bir sanayi, tekstil kenti. Beklentilerimizin daha üzerinde bir ilgi gördük, nitelikli bir izleyici kitlesi vardı. Enerjisi yüksek bir oturumdu. Biz de bu anlamda 17 kutunun bugün biz iki tanesini açtık, başka arkadaşlarımız üç dört kutuyu da açtı. Pandeminin kutusu açıldıkça Birleşmiş Milletler kalkınma amaçlarının ülkemizde uygulanarak çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak, onu aşmak için çalışıyor olacağız. Denizli’ye her halde defalarca daha geleceğiz. Kalite yolculuğunun, uluslararası rekabetin ülkemizin kalkınmasının yolu KalDer’in ulusal kalite hareketinden geçiyor. Yani kurumlar aldıkları eğitim ve rehberlik hizmetlerinden sonra Türkiye’de Avrupa’da mükemmellik ödülünü alıyorlar. 90 yılından 2005 yılına kadar Türkiye’nin güzide kurumları Avrupa’da çok ödül aldı. Akranlarından çok önce aldılar. Biz son 10 yıldır bizim Avrupa’ya taşıyacağımız bu ulusal kalite hareketine katılmış, dört dörtlük her konuda geliştirmiş kurumlarımızı bulmakta zorlanıyoruz. Biz Denizli’de bu ateşi, sürdürülebilirlikle ateşledik. Denizli’deki kurumlarımızın ulusal kalite hareketine katılarak bizlerle beraber el ele üç ila yedi yıldız seviyesinde kurumlarımızı Avrupa’da görmek, gururlanmak istiyoruz. KalDer olarak biz burada yine görüşeceğiz” dedi.

Güncelleme Tarihi: 27 Kasım 2021, 14:47
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER