Kadın Platformu: “Yasta değil, isyandayız”

Denizli Kadın Platformu sözcüsü Ayşegül Odabaşıoğlu, Antalya’da katledilen 21 yaşındaki Azra ve şiddete uğrayan tüm kadınlar için, DGC İlyas Haytan Toplantı Salonunda yaptığı açıklamada, “Yasta değil, isyandayız” dedi.

Kadın Platformu: “Yasta değil, isyandayız”

Denizli Kadın Platformu bileşenleri, Antalya’da katledilen 21 yaşındaki Azra ve şiddete uğrayan tüm kadınlar için, Denizli Gazeteciler Cemiyeti İlyas Haytan Toplantı Salonunda basın açıklaması yaptı. Toplantıda Platform Dönem Sözcüsü Ayşegül Odabaşıoğlu,  “Kadınların sürekli olarak aşağılandığı, ikincilleştirmenin sistematik hale geldiği, kadın cinayetlerinin arttığı, kadın bedeninin, kimliğinin ve emeğinin bir bütün olarak sömürüldüğü, nesneleştirildiği, kadın cinayetlerinin ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin arttığı; sokaklarında birçok kadın ve çocukların dilenci yapıldığı ve pazarlandığı bir ülke haline gelmiştir. Kadına yönelik şiddetin, olağan, günlük hale gelmesinin nedeni; içinde yaşadığımız bu coğrafyada savaşın ve şiddetin etkileri bu denli korkunç boyutlara ulaşmışken, inatla, ısrarla vahşi kapitalizmin uygulamalarını hayata geçirmesi ve özellikle dini referanslarla güçlendirerek kurumsallaştırdığı kadın düşmanı politikalarıdır” diye konuştu.

Odabaşıoğlu, “Erkek kadın fıtratının farklı olduğu” yaklaşımı ile kadına yönelik anlayışının çerçevesini çizenler, yaşanan vahşetin sorumlusu "kadın erkek eşit değildir", "kızlı erkekli aynı merdiveni kullanıyorlar diyenlerdir. Kızlı erkekli aynı evde kalıyorlar, her kürtaj bir Uludere’dir" demekte hiçbir sakınca görmeyen; kahkaha atmayı iffetsizlik olarak gören; hamile kadınların sokağa çıkmasını gayri ahlaki bulan, “annelik bir kariyerdir” diyerek anneliğin kazandırdıklarıyla, sadece erkeklerin adaletine sığınarak var olabileceklerini söyleyenlerdir. Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar", "tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masumdur" diyebilen; kadına yönelik şiddetin değil, konuyla ilgili çıkan haber sayısının arttığını iddia edebilen zihniyettir”  ifadelerini kullandı.

VAHŞETİN SORUMLUSU, İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN VAZGEÇENLERDİR

Kadın cinayetlerinin artışın sorumlusunun İstanbul Sözleşmesinden vazgeçenlerin olduğunu dile getirin Ayşegül Odabaşıoğlu, “Yaşanan vahşetin sorumlusu; kadın istihdamının engellenmesine yol açan, kadının kimliğini yok eden, aile içine hapseden ve kadın bedenini namus kavramının odağına koyan anlayışı/yaşam biçimini topluma bir model olarak dayatan zihniyettir. İstanbul sözleşmesinden vazgeçenlerdir. Bizler, kadınlar olarak, evde sokakta ya da çalıştığımız yerlerde kadınlar olarak yaşadığımız baskı, şiddet ve sömürünün arkasında erkek egemen anlayışın olduğunu biliyoruz. Dilimiz, rengimiz, etnik kökenimiz, inancımız, statümüz, yaşımız farklı olabilir ama maruz kaldığımız sömürü, baskı ve şiddet aynıdır. Bizi yok sayan, emeğimiz ve bedenimiz üzerine çöreklenen bu erkek egemen tahakkümünü, eşitliğin değil adaletin savunulması gerektiğini söyleyenlerin adaletini reddediyoruz” dedi.

YASTA DEĞİL, İSYANDAYIZ, KADIN CİNAYETLERİNİN HESABINI SORACAĞIZ!

Sözcü Odabaşıoğlu, kadınların yasta değil isyanda olduğunu vurgulayarak, “Kadına yönelik sömürüye, tacize, tecavüze ve şiddete karşı kadın erkek omuz omuza, yaşamın her alanında mücadeleye devam edeceğiz. Ormanlarımızdan, kadınlarımızdan, çocuklarımızdan asla taviz vermeyeceğiz! Yasta Değil, İsyandayız, Kadın Cinayetlerinin Hesabını Soracağız! Susmadık Susmayacağız, Tecavüze Sessiz Kalmayacağız! Azra İsyanımızdır, Kararlıyız, Kadın Cinayetlerini Durduracağız!” diye konuştu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER