'KAHRAMAN' ÜNVANI EN ÇOK KENDİ SINAVINI VEREN ÇARDAK'A YAKIŞIYOR

'KAHRAMAN' ÜNVANI EN ÇOK KENDİ SINAVINI VEREN ÇARDAK'A YAKIŞIYOR

15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi’ne karşı oluşturulan “barikatlardan” en önemli ve etkili olanlarından biri Denizli’nin Çardak ilçesinde kuruldu.

Darbeye karşı Çardak barikatı; Ankara’da Beştepe Kampüsü’nü hedef alan komando birliklerinin Başkente ulaşmasını da engelledi ve “Külliye Saldırısını” daha başlamadan Denizli’de çökertti. Başkan Öztürk “Türkiye’de beş yerdeki beş önemli kalkışmadan ve kalkışmaların bastırılmasından bahsediliyorsa; örneğin birisi Köprü, birisi Meclis, biri Kazan, birisi Külliye ise bunlardan biri de yani beşincisi de Çardak’tır. Çardak Havaalanı’dır. Hatta bu beş yerin içinde en başa koyabileceğimiz yer Çardak’tır” diyor.

ÇARDAK DİRENİŞİ SAYESİNDE ANKARA 580 KOMANDONUN GAZABINDAN KURTULDU
MAHMUT ÖZTÜRK; Burada kargo uçağının ne işe yarayacağını, Çardak’a ne amaçla geldiğini, Çardak’a daha önce hiç kargo uçağının gelmediğini, bugün neden geldiğini ve bunların ne işe yarayacağını düşündüm ve çok kısa bir süre içerisinde bütün bunların analizini yaptım. Ve 580 komandonun bu kargo uçaklarıyla bir yerden bir yere taşınacağı fikri bende ağır bastı. Daha sonra öğrendim ki 580 komando Külliyeye baskın yapmak, Külliyeyi işgal etmek üzere hazırlanmış. İşte o anda yaptığımız işin ne kadar önemli olduğu daha sonra ortaya çıkmıştı. Derhal iş makinelerini, çöp kamyonlarını havaalanının pistine uçağın inmesini engellemek üzere sıralama fikri geldi aklıma ve hemen Emniyet Amirini çağırdım. ‘Başka giriş yolu yoksa tel örgüyü yıkalım oradan girelim’ dedim. Emniyet Amiri farları kapatıp geçebileceğimiz bir yol tarif edince araçların büyük bir kısmını oradan soktuk.


Bu arada bu işler yapılırken Honaz Belediye Başkanı Turgut Devecioğlu Çardak Belediye Başkanı Mahmut Öztürk’ü aradı. Devecioğlu’nun anlattığına göre; onu aramışlar ve Kaklık’ta yolu keserek askerlerin geçişini durdurmasını istemişlerdi.  

HONAZ BELEDİYE BAŞKANI DEVECİOĞLU TAKVİYEYE GELDİ
MAHMUT ÖZTÜRK;
Ben Sayın Bakanımızı aramadan önce o, yani Turgut Başkan aradı beni. Durumun nasıl olduğunu sordu. Havaalanının kapısında olduğumuzu söyledim. ‘Biz de burada bir konvoy geçecekmiş onu bekliyoruz’ dedi. ‘Beklediğiniz konvoy burada zaten. Siz orada boşuna bekliyorsunuz’ dedim.  Bu sözün üzerine ben bu araçlarla ilgilenirken ‘biz geldik’ diye tekrar telefon açtılar. ‘Neredesiniz’ dedim. ‘Demiryolu hemzemin geçitteyiz’ dedi. Havaalanına 8 kilometre uzaklıkta, hemen benim de bu bölgeye gelmemi istedi. Ben de gittim. ‘Hoşgeldiniz’ dedim. Durumu anlattım. ‘Biz havaalanın giriş kapasındayız, vatandaş askeri konvoyun önünde barikat olmuş bekliyor’ dedim. ‘Başkanım biz burada bekleyeceğiz’ dediler. Yaklaşık 60 - 70 civarı vatandaş ile Honaz’dan 7 - 8 iş makinesi ile buraya gelmişler. Onlar tren yolunda tıkama görevi üstlendiler ve orada kaldılar. Biz yine olay yerine havaalanı girişine döndük ve araçların orada güvenliğini sağladık.

MAHMUT ÖZTÜRK;
Saat; 03.30-04.00.. Tabi, bu araçlar oraya girdikten sonra biraz daha kalkışmanın ateşi söndü. Artık buradan bir yere varılamayacağı anlaşıldı. Askerler arasında çözülmeler olacağını bekliyorduk zaten. Bu gergin bekleyiş yine sabahın aydınlanmasına kadar devam etti. Saat 04;00- 04:30 civarıydı sanırım, yine telefonum çaldı. Milletvekilimiz Şahin Tin, demiryolunda hemzemin geçitte Turgut Devecioğlu'nun yanına gelmiş. Onlara askeri konvoyun önünde olduğumu söyledim. Onlar da oraya gelmemi söylediler. Ben de gittim. Şahin Vekilimiz olay yerine gitmek istedi. Onunla beraber havaalanı kapısının önüne geldik.

“ŞAHİN TİN İLE ASKERİ KONVOYUN YANINA GİTTİK”

Saat 04:30 olmuştu. Havaalanı girişindeki askerlerin herhangi bir şeyden haberi yoktu. Başlarında 20 kadar rütbeli asker vardı ve sadece durumdan onlar haberdardı. Ve anladığım kadarıyla bütün sorun ve işin bütün sorumluluğu onlardaydı. Asker çocuklar aç susuz orada bekliyordu.

MAHMUT ÖZTÜRK; Eşimle birkaç belediye personelini gönderip, fırınlarda o saatte çıkan ne kadar simit, poğaça ve ekmek varsa alıp getirmelerini söyledim. Getirdiler. Karpuz, peynir artık o an ne varsa elimizde askerlere ikram, dağıttık ettik. Hatta gelen gidenlere de verdik. Bir parça da Şahin Vekilimize de elimle bölüp verdim. Bu da havaalanı girişindeki gerilimi büyük oranda yumuşattı. Kısacası; 15 Temmuz gecesinin uzun saatlerini bu şekilde geçirmiş olduk. Biz gene de beklemeye devam ettik. Vatandaşlarımızla birlikte havaalanından saatlerce hiç ayrılmadık. Ta ki, sabah saat 09:30'da İl Jandarma Alay Komutanı buraya gelip, saat 11:00'e kadar darbe girişimine karışmış tüm askerleri teslim alana kadar. Daha sonra askerler, otobüslerle Denizli’ye götürüldü.

“KAHRAMAN” ÜNVANI EN ÇOK KENDİ SINAVINI VEREN ÇARDAK’A YAKIŞIYOR

METİN;
Direnişçi ilçenin Başkanı Öztürk bu arada birkaç defa Denizli Valisi Ahmet Altıparmak ile görüştü. Vali Belediye Başkanına “nedir durum” diye sordu. Başkan Vali Bey’den ilin geneli ve Türkiye hakkında bilgi almak istiyordu. Bu aramalar tamamen bilgilenme ve fikir alışverişi içindi. Çardak aslında o gece sabah saatlerine kadar kendi sınavını kendi vermişti. Çardak halkı 580 komandonun önünde dimdik durarak bir kararlılık örneği göstermişti. Çardak’ın ‘kahraman’ unvanını almayışının tek nedeni belki de ilçedeki direnişte hiç can kaybının olmayışıydı. Kazan ilçesi gibi Çardak’ta da darbecilerle çatışmalar çıksa ve şehitler verilseydi muhtemelen Çardak da “kahraman” ünvanını almış olurdu.

Bizim burada olayı çok iyi irdeleyişimiz, süreci çok iyi yönetişimiz ve vatandaşı sürekli teskin edici, durdurucu, engelleyici, yatıştırıcı davranışımız olmasaydı Allah korusun geri dönüşü olmayan, tatsız şeyler yaşanabilirdi. Kimsenin burnu bile kanamadan biz bu olayı burada bastırmış ve bitirmiş olduk. Bundan da çok memnunuz.. Tabi Çardak halkı bu konuda çok mütevazi. Şimdiye kadar bu konuda hiç hak iddia etmedi. Çardak’ta herkes üzerine düşeni yaptığını düşünüyor. Biz de öyle düşünüyoruz tabii ki. Orada çok fazla isimsiz kahraman var. Bazıları şov yapar. Ama şovmenlerin dışında bu işi gerçekten yapan, içinden gelerek gidip dolu silahın namlusunu tutan arkadaşlarımızda vardı. O gece eli makineli tüfekli astsubaylara, subaylara kafa tutan arkadaşlarımız vardı. Burada yapılan şey tamamen Allah’ın yardımıyla oldu. Benim gelirken askeri konvoyu görmüş olmam, havaalanı kavşağında onlara denk gelmemiz bana göre Allah’ın işiydi.  Kaldı ki bu kesişmeler beş dakika önce, ya da beş dakika sonra da olabilirdi. Biz görmezdik ve oradan ayrılırdık. Çardak’ta böyle bir faaliyet olsaydı, külliye basılsaydı, ya da oraya zarar verilseydi kendimizi asla affetmezdik.  Türkiye’de beş yerdeki beş önemli kalkışmadan ve kalkışmaların bastırılmasından bahsediliyorsa; örneğin birisi Köprü, birisi Meclis, biri Kazan, birisi Külliye ise bunlardan biri de Çardak’tır, Çardak Havaalanı’dır. Hatta bu beş yerin içinde en başa koyabileceğimiz yer Çardak’tır. İşte bunun için ‘Kahraman’ ünvanını da en çok Çardak hakkediyor.

Evet; demiryolu, karayolu ve havayolu ulaşım ağlarının kesişim noktasında yer alan Denizli’nin Çardak İlçesi çok stratejik ve önemli bir bölgede bulunduğunu bu kez bir darbe girişiminin önlenmesi sırasında üstlendiği rolle de göstermiş oldu.  Hem de Denizli'ye Türkiye'ye Dünya'ya bir mesaj verdi. Kısacası; Çardak o gece kendi savaşını kendisi vermişti.

ÇARDAK’DA FETÖ İLE MÜCADELE 30  MART 2014’TEN İTİBAREN BAŞLADI
MAHMUT ÖZTÜRK; Çok fazla destek göremedik ama buradaki bir avuç Çardaklı bu kalkışmayı bastırmaya, durdurmaya yetti. 17-25 Aralık sürecini yaşayan o sancıyı çeken belediye başkanı aday adaylarından birisiydim. Ben o süreçte çok sıkıntı çektim ve 22 Ocak'ta aday olduktan sonra başkanlık geldi. Ardından göreve gelir gelmez FETÖ ile mücadeleye başladım. İlk iş belediyeye ait olan ve FETÖ’cü eğitim merkezlerine kiraya verilen binaları boşalttım. Böylece çocuklarımızın ve velilerimizin FETÖ tarafından zehirlenmesini engelledim. İlçede faaliyet gösteren tüm FETÖ'cülerin çetelesini tutarak onların etkinliklerine son verdik. Gazete dağıtımını elimizden geldiği kadar engelledik. Gazetelerin peşine bir adam takıp toplattırmak suretiyle gazetelerin dağıtımını dahi engelledim. Çardak’ta FETÖ operasyonları aslında çoktan tamamlandı.  Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlığa kadar Çardak’taki FETÖ yapılanması önceden bildirilmişti. Gereği yapıldı. Bu türlü bir davranışı kaç tane başkan yapar, kaç başkan böyle bir yola başvurur bilemiyorum ama ben memleketim için, ülkem için, demokrasimiz gereğini yerine getirdim. Bunu bütün maddi manevi varlığımla, eşimle, çocuklarımla yaptım. Bundan hiçbir şekilde pişman değilim. Ne zaman olsa yine aynı şeyi yaparız.

TEK BAŞINA 200 SİLAHLI ASKERİN KARŞISINA ÇIKTI

Başkan Mahmut Öztürk’ün anlattığı 15 Temmuz Gecesi anekdotları arasında çok enteresan öyküler de vardı. Örneğin isimli Ali Koç bir Belediye personeli başkan tarafından havaalanının askeri kısımda görevlendirmişti. Gelişmelerden hiç haberi olmayan bu belediye işçisi, tek başına iş makinasının başında kaldı. Bir süre sonra karşısına 200 silahlı asker çıkınca ise telaşa kapıldı..

MAHMUT ÖZTÜRK; Baktım bu personelim yana yıkıla beni arıyor. “Başkanım 200 tane silahlı asker üzerime geliyor ne yapayım” diye soruyor. Tabii ki darbecilerdeki çözülmeyi bilmediğinden ona doğru saldırmak için geldiklerini düşünüyor. Düşünün 200 silahlı askere arşı tek başına kafa tutacak.. O gece böyle bir çok arkadaşımız vardı. Bu bir milletin yıkılamayacağını bu tür örneklerle böylece herkes görmüş oldu. Onların teslim olmak için birlikten çıktıklarını söyledim ve içi personelimin rahatladı. Yine başka bir örnek; askerler bir belediye çalışanına silah doğrultmuşlar. ‘Yolu açacaksın’ demişler. O da ‘başkan talimat vermeden açamam’ demiş. Onlar da ‘senin belediye başkanın kim’ diye sormuşlar.  Onlara rağmen, ‘ başkanın talimatıyla geldim, o talimat vermeden ben bu yolu açmam’ demiş ve yolu açmamış.  İşte biz değerlerimize bu şekilde sahip çıktık. Üzerinden yaklaşık 1 yıl geçmesine rağmen bugüne kadar çok fazla konuşulmamasının sebeplerinin ne olduğunu bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum. Ama bize göre işin gerçeği budur, bu bizim anlattıklarımızdan başka bir şey değildir. Ve bu konuşmalar yapılacak, bizim anlattıklarımız tarihe düşülmüş birer önemli not ve belge olarak kalacaktır. Çünkü bu belgeseli yazanlar o gecenin gerçek kahramanları olan bir ilçe halkıdır. Çardak’tır, Çardaklılardır.. Gerçek kahramanlar, canını namlunun önüne koyanlar burada bu ilçede yaşamaktadır... SON

Mustafa KAYA

Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2018, 12:29
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner220

banner221