'LAFA BAKIYORUM LAF DEĞİL, BİR DE LAFI EDENE BAKIYORUM…'

'LAFA BAKIYORUM LAF DEĞİL, BİR DE LAFI EDENE BAKIYORUM…'

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, DRT Denizli Televizyonu’nda yayınlanan ‘Seçime Doğru Özel’ programında; Haber Müdürü Cansu Karacık ve Ana Haber Sunucusu İrfan Atasoy gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İlk olarak seçim çalışmalarını değerlendiren Bakan Zeybekci; “Denizli halkıyla bir araya geldiğimiz zaman bizim bütün ağrılarımız, sızılarımız, yorgunluklarımız gider. Belediye başkanlığı dönemimde haftada 2-3 defa çıkıp bütün mahalleri dolaşırdım; bana iyi gelirdi. Bazen belediyede çok yoğun olduğumda, çok yorulduğumuzda çıkıp yürüyüp bir mahallede bir kardeşimize uğrayıp onlarla oturup bir çay içip şöyle bir dokunduğumuzda, bütün ağrılarımız sızılarımız giderdi. Şimdi yine öyle bir şey yaşıyoruz. Geçmiş seçim dönemlerinden, kampanyalarından biraz farklı. Mahalle mitingleri, havasında değil; daha çok bir araya gelerek, tadını çıkara çıkara bir seçim kampanyası. Belki ondan da olabilir. Bu seçim döneminde daha pozitif, daha yapıcı, tedavi edici, daha çok aile sohbeti, aile hassasiyeti ve güzelliği içinde geçen bir seçim kampanyası. Milletvekili adayı değilim. Ama onlardan daha çok çalışıyorum. Onlar da çok çalışıyorlar. Tek tek çıkıp sokak sokak, kapı kapı, sanayilerden, caddelerde gezmek istemedim. Çünkü arkadaşlarının tanınırlık ve bilinilirlik anlamında onların bunu yapması gerekiyor. Artık bizim Denizli’de gidip de vatandaşlarımıza ‘merhaba ben Nihat Zeybekci yeni milletvekili adayı’ falan diyecek durumda da değiliz. Artık 14 sene oldu. 14 seneden beri bir sevdayla, bir aşkla bu şehre hizmet ediyoruz. Biraz onun da verdiği özgüvenle, onun da verdiği bir artı altyapıyla seçim kampanyası değil de eş dost ziyareti ya da bir bayram ziyareti havasında geçiyor” dedi. 03:20 - 05:40

“BENİM İÇİN EN ÖNEMLİ ŞEY; DENİZLİ”
24 Haziran seçimlerinde Denizli’de; gerek 1 Kasım gerekse de 16 Nisan’dan daha iyi bir sonuç beklediğinin altını çizen Bakan Zeybekci; “Bunu siyaseten söylemiyorum. Hissettiğim, algıladığım şey bu. Türkiye genelinde de şuanda gelen anketlerde 1 Kasım’ın biraz daha üzerinde biraz daha üzerinde bir ortalama var. Yani kararsızların dağıtılmış hali, bazı riskler düşmüş haliyle. O iyi bir sonuç aslında. Beklenti yönü yukarıya doğru. Cumhurbaşkanlığı’nda da insanların tereddüdü pek yok. Ama benim için en önemli şey; Denizli” diye konuştu.

“BUNU SİZ YAPTINIZ, BİZ BUNA VESİLE OLDUK”
Denizli’nin siyasete çok renkli bir şehir olduğunun altını çizen Bakan Zeybekci; “O dönemde bütün partilerin bir ittifakı oldu. 2004 yılında bu şehir taraf oldu. Kendi şehrinin tarafı oldu. Denizli’nin menfaati tarafı oldu. Denizli’nin birikmiş çözümünün sorunlarıyla ilgili bir taraf tuttu. O dönemde CHP’lisi, Doğru Yollusu, Ali Marım’ı seveni, Ali Aygören’i seveni veya başka yerlerde gönlü olan arkadaşlarımızın hepsi şehrin tarafına geçerek dediler ki; ‘Biz Denizli tarafındayız, Denizli’nin problemleriyle ilgili kararımız da bu.’ Çünkü ‘bu adamın projelerine inanıyoruz. Bunun heyecanına, aşkına ve sevdasına biz karşılık olarak ta inandırıcı buluyoruz’ diye bir tercihte bulundu. Yani bu aslında bir Denizli milliyetçiliğiydi. Zaten Denizli onunla bugüne kadar geldi. Onun için ben her yerde şunu söylüyorum; bunu siz yaptınız, biz buna vesile olduk. Biz sizin hizmetkarınız olduk. Bu şehrin köklü sorunlarının dönüşümüyle ilgili biz sadece teknik bir alet görevi gördük. Ama asıl kararı veren Denizli’ydi. ‘Denizli hak ettiğini alacak’ dedik, oldu. ‘Denizli Ege’nin vizyon şehri olacak’ dedik, oldu. Bugün bu şehirde görünen bütün taş üstündeki taşların tamamına bu dönemde aracı biz olduk. Milletin imkanlarıyla, kaynaklarıyla yaptık. Ama millet karar verdi. Millet ‘devam’ dedi. Arada bir bölüntü, kırıklık vermedi” şeklinde ifade etti.

“DENİZLİ’NİN MENFAATLERİNİN TARAFI OLUN”
Denizli’nin ‘Büyükşehir’ olmasıyla başka bir boyuta geçtiğine vurgu yapan Bakan Zeybekci; “Şehircilik anlamında büyükşehir, bütün hizmetler, belediyeler hizmet destanları yazıyor. Ama diğer taraftan da bunun sağlayanı var. O siyasetin 1’inci masasının arkasına oturduğunuz zaman Denizli’deki bütün ihtiyaçlarla, yatırımlarla ilgili gerek kamu, gerek belediyelerle ilgili bütün bunların arkasında destekleyen Denizli’nin bir abisi, Denizli’nin bu konuyla ilgili bir hizmetkarının olması, Denizli’nin büyük avantajınadır. Bunun ismi Nihat Zeybekci olur veya başka birisi olur. Ama Denizli bunu hak etmeli. Denizli bu konuda tam anlamıyla taraf olmalı. Denizli’nin aslında çok büyük bir avantajı var. Vatandaşlarımıza her zaman ‘siyaset bir yarıştır’ diyorum. Siyaset parti içinde de şehirler yarışıdır. Bir bölge düşünün o bölgede hemen hemen bütün şehirler yukarı doğru. Bir örnek vereyim. Diyelim ki; Malatya, Maraş, Antep, Urfa gibi şehirleri al hepsi AK Partinin çok başarılı olduğu şehirler. Ama eğer bizim coğrafyamıza bakarsak burada öne çıkan bir Denizli çok anlamlıdır. Bölgesel dengeler anlamında baktığımız zaman çok daha avantajlıdır. Dolayısıyla Denizli bu tarafı tutmalı. Bu dönemde CHP’li olmak ya da İYİ Parti tarafı değil; Denizli tarafı olun. Denizli’nin menfaatlerinin tarafı olun. Sadece ve sadece aklınız, vicdanınız size ne diyorsa ona göre hareket etmeleri Denizli’nin faydasınadır. Yoksa vatandaşlarımıza bizim söyleyeceğimiz şeyler şu; Cenab-ı Allah her şeyin hayırlısını versin. Vatandaşlarımız ne derlerse akıllarıyla ve vicdanlarıyla bizim başımızın üstünde yerleri vardır” dedi.  

“BEN BUNUN PEŞİNİ BIRAKMIYORUM, KESİNLİKLE DAVALAR AÇILACAK”
27 Mayıs’ta Denizli’ye gelen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in mitingdeki söylemlerine cevap veren Bakan Zeyekci; şunları söyledi: “O sosyal medya üzerinden yaptığım açıklamayla sonra baktığım zaman diyorum ki; Nihat bu sana tam olmadı. Ben ona ithamda bulunmadım. Bana yapılan bir haksızlığa karşı, iftiraya karşı insani bir tepkiydi. Meral Akşener o tepkiyi vermeye değer bir kişi miydi? Hayır değil. Bir kadına yakışmayacak, bir siyasetçiye yakışmayacak, siyasette liderlik iddiasında bulunulan birine yakışmayacak ucuz baya bu çamur siyasete bile yakışmıyor. Birinin onuruyla, haysiyetiyle, şerefiyle oynayacak şekilde gidip de Denizli halkına bizi yuhalatmak. Sen o hakaretleri yapacaksın. Benimle ilgili diyor ya ‘o zekidir, o cebini doldurmayı iyi bilir.’ Bu şehirde bunu söylediğinde aslında çok daha farklı şeyleri hak ediyorsun. Ama bizim söylenen her söze verilecek bir cevabımız vardır. Suskunluğumuz acizliğimizden değildir. Lafa bakıyorum laf değil. Bir de lafı edene bakıyorum insan mı diye o da değil. Onun için biz o seviyeye inmeyeceğiz. Ama ben bunun peşini bırakmıyorum. Kesinlikle davalar açılacak. Bu konuyla ilgili bu şehrin orta yerindeyim. Bu şehrin gündemindeyim. Bu şehirde siyaset yapıp da siyaset yaptıktan sonra geçmiş bütün örneklerinden görüldüğü gibi Ankara’da veya İzmir’de mekan tutmuş biri değilim. İşim, gücüm, ailem, hayatım her şeyim burada. Allah nasip ederse mezarım da bu şehirde olacak.”

“BENİM HER ŞEYİM BURADA OLACAK”
Milletvekili ve bakan olarak Ankara’ya gittiğinin altını çizen Bakan Zeybekci; “Ben milletvekili olarak ya da bakan olarak Ankara’ya gittim. Evimi taşımadım. Eşim, çocuklarım, ailem, iş yerlerim, fabrikalarım, her şeylerim burada. Bu kardeşinin 2002 yılında yani belediye başkanı olmadan 2 yıl önce Türkiye’de her sene ilk bin yayınlanırdı. İlk büyük 1000 şirket içerisinde şirketlerimden 1 tanesi 926’ıncı sıradaydı. Şimdi o şirketim belki ilk 5 binde bile yok. Fabrikalarım her şeyim, yaklaşık 1000’in üzerinde çalışanımız hala bu şehirde. Ben bu şehirde oldum ne olduysam. Ben her şeyimi bu şehirde yapmak istiyorum. Gidip başka bir yerde işime devam etmek istemiyorum. Evet benim İzmir’de de, Manisa’da da işim var. Benim her şeyim burada olacak” şeklinde ifade etti. 

“İĞNE DELİĞİ KADAR BİR SUİSTİMAL GÖRSELERDİ, O İĞNE DELİĞİNDEN DEVELERİ GEÇİRİRLERDİ”
“2004 yılında belediye başkanı olduktan sonra ben bu şehirde Belediye Başkanı olarak 1 kuruş maaş almadım” diyen Bakan Zeybekci, şu ifadelere yer verdi: “Kendi arabalarımı kullandım. Belediye başkanı olarak bütün masraflarımı kendi cebimden yaptım. Gittiğim seyahatlerde falan Denizli’yi temsilen belediye başkanı olarak gidiyorum. Giden benden olsun arada bir risk olmasın. Başka hiçbir şeye karışma ihtimali olmasın. Çünkü kul hakkı. Affı olmayan tek bir şey var; o da kul hakkı. Bu noktada olan insanlar olarak bu hassasiyeti gösterme ihtiyacı duydum ve 2004’ten sonra ben bu şehirde 8 – 9 defa gelir vergisinde 2’nci, 3’üncü oldum. Eğer siyaseten rakiplerimiz benim hayatımda bu konularla ilgili iğne deliği kadar bir boşluk, iğne deliği kadar bir suistimal görselerdi, o iğne deliğinden develeri geçirirlerdi. Akılbali olduğum andan itibaren ne hak kanun ne de dinen haramına bir tek nefesim dahi olmamıştır. Siyasete girdikten sonra da ben, eşim, ailem, kardeşlerim, eşimin kardeşleri siyasi güçle bu şehirde eğer 1 tek metrekarelik mülk edindilerse hesabı da her şeyi de ortadadır. Bu kadar iddialı konuşuyorum.”

“BİZİM İŞİMİZ; HEM MUHARREM’LE HEM DE MERAL’LE MAHKEMEDE”
Programda İYİ Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Meral Akşener ve CHP Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce hakkında konuşan Bakan Zeybekci; “Onun için burada onların anlamayacakları dil budur. Maalesef onlar bunu göremez. Çünkü o şöyle diyor. O kişi diyor ki ben olaydım oralarda nasıl doldururdum ceplerimi. Aslında dediği budur. Bu millet her şeyin en iyisini görür. Mahşeri vicdan halkın tamamının oluşturduğu ortak vicdandır. Bu mahşeri vicdan zerre sapmaz. Öyle bir hassas terazidir ki ilahi teraziye yakındır. Onun için bizim işimiz hem Muharremle hem de Meralle mahkemede. Nasıl olur da bir insan; siyaseten liderliğe soyunan bir bayan gider de bir şehrin çocuğuna, bir ülkenin bakanına ‘dangalak’ der?” dedi.   

“TÜRKİYE’DE HERKES İNANCINA GÖRE YAŞAMALI”
Akşener ve İnce’nin söylemlerini ‘eski üsluplar’ olarak nitelendiren Bakan Zeybekci; “Onların ders aldıkları üstatları varsa; o üsluplar oradan gelmedir. İnsanlar mezarlıktan geçerken ıslık çalıp türkü söylerler. Onun siyasi hayatı da bitti zaten. Birilerinin maşası olarak çıktı. CHP’nin bir duruşu var. Sosyal – demokrat… Laikliği de siyasete dahil ederek; çok daha büyük bir hassasiyetleri olan Muharrem İnce’nin bir zamanlar daha yeni milletvekiliyken; Yalova’da bir din dersi öğretmeni, okuldaki çocukları ders saatinde cami nedir? Nasıl camide namaz kılınır? diye okulun dışındaki camiye okula uygulamalı olarak götürüp getirdiği için TBMM’de soru önergesi veren adam bu. Temel Karamollaoğlu’na ve Merak Akşener’e soruyorum. Sizin bu konuyla ilgili hassasiyetiniz nedir? Sizin bu konularla ilgili yaklaşımınız nedir? Siz bunların bu konudaki hassasiyetini bilmiyor musunuz? Siz bunların bir zamanlar insanların üzerindeki başörtüleriyle, çarşaflarıyla ilgili otobüsten indirilen insanları bilmiyor musunuz? Türkiye özgürlükler ülkesi olmalı. Türkiye’de herkes inancına göre yaşamalı. Bunların Türkiye’de muhafazakar kesimle ilgili yaklaşımlarını bilmiyor musunuz? Diğer taraftan da bunlarla ilgili söyledikleriniz var” diye konuştu. 

“SİYASETİ MİLLETİN AKLIYLA DALGA GEÇER HALE GETİRDİLER”
22 Nisan’da CHP’den istifa ederek İyi Parti safına geçen 15 milletvekili hakkında da konuşan Bakan Zeybekci; “Siyaseti o kadar noktaya getirdiler ki; milletvekilleri pazarlıkları ve transferleri haline getirdiler. Milletin aklıyla dalga geçer hale getirdiler. Siyasette şuanda Türkiye Cumhuriyeti anayasasında siyaseten bu ülkeye hizmet etmeyi tanımlıyor. Ülkenin problemlerinin çözümüyle ilgili mekanizmaları tanımlıyor. Cumhurbaşkanlığı sistemi, bakanlıklar, altındaki tüm kurumlar, kuruluşlar bir tanımlama yapmış. Siyasetçinin kendinin de projeleri olması lazım. Sen bu projeleri nasıl gerçekleştireceksin? Düşünün ki ben 2004’te belediye başkanlığına aday oldum. Benim işim, gücüm var, ihracatçıyım, çok önemli işlerim var, bunları bırakamam ama öyle heyecanlı projelerim var ki; kampanyaya gireceğim. Seçimle ilgili her şey de olacağım ama benim bu projelerimi hayallerimi Ahmet yapacak. Millet derki; ‘git işine ya Ahmet gelsin.’ Seçimle ilgili kampanyanın başında oturma sen. Bütün dertleri koltuk korkusu. Şuanda yüzde 25’lik bir muhalefet partisinin genel başkanlık ve liderliğinden başka hayalleri yok. Cumhurbaşkanlığı adayı yaptıklarında o yüzde 25’i 28 – 30’a getirirsem genel başkanın en son seçimde aldığı oylardan daha fazla oy alırsam döner genel başkan olurum. Bütün dertleri, bütün hesapları o. Yoksa Türkiye, Türkiye’nin geleceği, muhasır medeniyet, daha ilerisi, Türkiye’nin dünyada ilk 10 büyük ekonomi olması, Avrupa’da ilk 3 ekonomi olması, Milli gelirin 25 bin Dolar olması, ihracatımızın 500 bin Dolar olması, istihdamımızın, işsizliğin düşmesi, enflasyonun aşağı çekilmesi, bütün bunlarla ilgili zerre miktarda ne alakaları var ne de öyle bir dertleri var” şeklinde ifade etti.

 

YARIN: “EL AÇAN TÜRKİYE, AK PARTİ İLE ‘EL AÇILAN TÜRKİYE’ HALİNE GELDİ”

HABER MERKEZİ​

 

Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2018, 12:29
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner187

banner186