O’ BU DÜNYAYA ZORLU BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ BIRAKTI

Akça Şirketler Topluluğu Kurucularından Merhum Abdullah Akça’nın eşi, Denizli'nin ilk kadın girişimcisi; Neslihan Akça, tedavi gördüğü hastanede yaşama veda etti. Denizli’de ‘Hanımağa’ unvanıyla bilinen tanınmış iş kadını Neslihan Akça, öğle namazına müteakip Ulu Cami’de kılınan cenaze namazının ardından Asri Mezarlık'ta toprağa verilirken, O’ geride “tüm kadın girişimcilere örnek olacak” çok önemli ve değerli bir başarı öyküsü bıraktı…

Akça Şirketler Topluluğu Kurucularından Merhum Abdullah Akça’nın eşi, Denizli'nin ilk kadın girişimcisi; Neslihan Akça, 81 yaşında tedavi gördüğü Özel Sağlık Hastanesi’nde vefat etti. Denizli’de ‘Hanımağa’ unvanı ile bilinen tanınmış iş kadını ve 8 evlat annesi Neslihan Akça için Ulu Cami'de tören düzenlenirken, O’ geride “tüm kadın girişimcilere örnek olacak” çok önemli ve değerli bir başarı öyküsü bıraktı.. Akça'nın evlatları Şakir, Ali, Hüseyin, Erol Akça ve Semra Akça Acar ile Aynımah Karabuğa ile torunları, gelin ve damatları Ulu Cami avlusunda saf oluşturarak taziyeleri kabul etti. Merhume Akça'nın cenazesi, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Asri Mezarlık'taki aile kabristanlığında toprağa verildi.

Neslihan Akça geride Denizli, Türkiye ve tüm girişimci iş insanlarına tez konusu olabilecek zorlu bir “başarı öyküsü” bıraktı. İşte bu ilginç rüya; hayata veda eden ünlü iş kadını Neslihan Akça’nın da doğumunda ortaya çıkan bir ilginç öykü.  1937 yılında Neslihan Akça’nın eşi Abdullah Akça’nın babası Şakir Hoca; rüyasında iki melek görmüş ve kendisine tohum vermişti. ‘bunu hanıma ver bahçeye eksin’ demişlerdi. Şakir Hoca şaşkın şaşkın tohumu meleklerden almış, hanımına vermişti. Tohum toprakla buluştuğu anda bir büyümüş, tüm göğü, tüm Denizli’yi kaplamıştı.

O ağaç sadece Denizli’den değil bütün ülkeden görülebiliyordu. Şakir Hoca meyvelerin tadına bakmak istediğinde ise melek ‘bu meyvelerden sen yiyemezsin, bu ağacın meyvelerine senin soyun bakacak ama sana yasak’ demişti. Aynı rüyayı ise köydeki başka bir kişi daha görmüştü. O da Ali Kerim’di. Ali Kerim de “Hanımağa” Neslihan Akça’nın babasıydı. İkili bu duruma oldukça şaşırmış, rüyanın etkisinden çıkamamıştı. Şakir Hoca ve Ali Kerim Mesci’de girmiş; namaz kılacaktı. Onlar Mesci’de girdiklerinde köyün içindeki iki hanede telaş aynı anda başlamıştı. Doğum sancısı çeken iki kadın vardı. Biri Şakir Hoca’nın eşi Aynımah Hanım diğeri ise Ali Kerim’in eşi Ümmühan Hanım’dı. Köylüler namazdayken Hisarköyü’nün semalarını iki çocuğun haykırışları sarmıştı. Abdullah ve Neslihan aynı yıl, aynı gün, aynı saatte dünyaya gözlerini açmışlardı.

Yıllar sonra Abdullah ve Neslihan birbirilerine aşık oldu. Diller lal olmuştu bu aşk karşısında… O zamanlar her şey farklıydı tabi. Böyle şeyler konuşulmazdı. Sevdiğini de sevildiğini de gözler konuşur, kalp hissederdi. Kafasına koymuştu, Abdullah aslında Neslihan’ı kaçıracaktı. Durumu babası Şakir Hoca’ya anlatınca, babası “kaçırmana gerek yok gider isteriz” demişti. İstemişlerdi de… Neslihan İle Abdullah’ın düğünü, 3 gün 3 gece sürmüştü. Bir birini seven iki yürek buluşmuş, muratlarına ermişlerdi. O iki koca yürek, yoklukta da varlıkta da bir olmuş, hayatın tüm zorluklarına beraber göğüs germişlerdi.

Denizli’nin Hanımağası çalışkandı. İş başa düşünce ehliyetini gidip aldı. İlk kadın girişimciydi. 1975 yılında yeni bir atılım daha yaptı ve sürücü belgesi alarak kepçenin direksiyonuna kendisi geçti. Neslihan Akça, 1975 yılında Denizli'de ehliyet alan ilk kadın sürücü oldu. Hanımağa, o yıllarda tek iş araçları olan traktör-kepçeyi kullanmak için ehliyet aldı. Eşi Abdullah Akça'nın rahatsız olması nedeniyle ehliyet aldığını ve araçları kendisinin kullandığını belirten Neslihan Akça, “o zamanlar ehliyeti trafik polisleri verirdi. Beni görünce şaşırdılar. Git başımızdan, bir de kadınlarla mı uğraşacağız, diye azarladılar. Ancak çok çalıştım ve ehliyeti söke söke aldım" diyordu. Yani hanım ağalığı öyle gelip geçici değildi ve yürektendi.

Eşinin ve çocuklarının her zaman yanındaydı. Yuvayı dişi kuş yapar lafının en somut örneğiydi. 3 Temmuz 2018’de Kızılcabölüklüler Vakfı Kadın Kolları tarafından ‘Yılların Annesi’ seçildi. Ulusal basında sık sık yer aldı. Başarısı adeta dillere pelesenk oldu. Anneliğin en güzel örneğini sergiledi. Her zaman eşinin çocuklarının yanında oldu. O evladının bir damla gözyaşı için canını bile verirdi. Yeri geldi gece uyumadı, yeri geldi sırtında yük taşıdı. Her şeyi evlatları için, onların geleceği için yaptı.

Tarihte yok olmayı değil, var olmayı seçti. Tarihin tozlu sayfalarında kaybolmadı, adını altın harflerle yazdırdı. Çünkü o güçlüydü, zorluklara karşı mücadele etmesini de bilirdi. Altın gibi kalbi vardı, sadece evlatlarının derdi ile değil, hiç tanımadığı bir insanın derdi bile onu üzerdi. Bu yüzdendi yüreğinin naifliği, hemen gözleri dolardı. Kimi zaman konuşamazdı; konuşamadığı yerde onu gözyaşları anlatırdı. Günler aylar geçti. Neslihan Anne rahatsızlandı. Hepimizi korkuttu. Onu kaybetmekten korktuk.

Takvim yaprakları 14 Ekim’i gösterdiğinde ecel onu bizden aldı. Çok sevdiği ve başardığı her şeyi birlikte başardığı eşi Abdullah Akça’dan yaklaşık 2 yıl sonra bu hayata hoşça kal, dedi. Yine diller yine lal oldu, kimse konuşamadı. Kabullenmek istemedi. Neslihan Anne’ye ‘ölüm’ kelimesini yakıştırmadık. Hayatın gerçekleri vardır; bir insan doğar büyür ve ölür. Biz onu kaybederek en acısını yaşadık. Ölüm soğuk bir gerçekti ve bir kez daha yüzümüze vurmuştu.

Neslihan Akça için Ulu Cami’de cenaze töreni düzenlendi. Törene yüzlerce kişi geldi. Hepsinin acısı aynıydı. Herkes onun saygınlığından bahsetti. 7’den 70’e herkes cenazedeydi. Neslihan Teyze ile anılar anlatıldı. Milletvekilleri, belediye başkanları, politikacılar, iş insanları, köylüsü akrabası; son yolculuğunda Neslihan Teyze’yi yalnız bırakmadı. Neslihan Teyze göz yaşları içerisinde son yolculuğuna uğurlandı.

CANSU KARACIK

Güncelleme Tarihi: 16 Ekim 2018, 16:32
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER