Oğlu, babası namıdiğer Karanfilli Hoca Abdulgaffar Nemutlu'yu anlattı

Avukat Özgür Nemutlu, babası Abdulgaffar Nemutlu'yu anlattı.

Oğlu, babası namıdiğer Karanfilli Hoca Abdulgaffar Nemutlu'yu anlattı

Avukat Özgür Nemutlu, babası Abdulgaffar Nemutlu'yu anlattı. İşte, babasını anlattığı o yazı:

"Ortaokuldaydım, Denizli’de. Deprem oldu. Hiç vakit geçirmeden Atatürk Caddesi’nde Umut Apartmanı’nın 5. Katındaki evimizden palas pandıras aşağıya indik. Beş dakika geçmemişti ki babam telaşla “Ben yukarıya çıkacağım.” demez mi? Deprem olmuş, herkes tedirgin, babam yukarıya çıkacağım diyor! “Neden?” diye sordum. “Karanfilimi unutmuşum.” dedi ve her zamanki muzip ifadesiyle ekledi: “Yüce Yaradan mahkeme-i kübrâda sorar: ‘Sen 40 yıldır kullarımın karşısına yakanda karanfille çıktın. Benim karşıma neden böyle geldin?’” Haklıydı. Yukarıya çıktım, karanfilini getirdim. Karanfilini yakasına taktı, artık mahkeme-i kübrâya hazırdı!

Babam A.Gaffar Nemutlu, kendi babam diye söylemiyorum, iyi insandı. Hem de çok iyi insan. Öyle suya sabuna dokunmayan iyi insanlardan da değildi üstelik, söyleyeceğini söylemekten çekinmezdi. Bunu da öyle ustalıkla, öyle tatlı dille yapardı ki onun güçlü sözcüklerine yanıt bulamayanlar bile rahatsız olmak yerine memnuniyetle haklılığını kabul ederlerdi. Çocuk, yaşlı, kadın, erkek,  kodaman, çulsuz, şehirli, köylü, herkesle çok kolay ilişki kurar, mutlaka paylaştıkları bir konu bulur, kırk dakikada kırk yıllık dost olurdu. Bu yüzden onu tanıyanlar insanlarla ilişki kurmada babam kadar mahir insan görmediklerini söylerler.

Lisedeydim, İzmir’de. Arkadaşları Muhammet Karaçay, (rahmetli) Yaşar Akın,  Mustafa Kemal Kaya, Bülent Öztürk, Emin Barıner, Tevfik Tortamış’la birlikte Denizli’nin ilk ofset gazetesi Şehir Gazetesi’ni çıkarıyorlardı. Heyecanlıydı. Yoğun tempoda çok başarılı olmuşlardı. Ama yıların yorgunluğunu kalbini tekletti. Ege Üniversitesi’nde bypass ameliyatı oldu. Hastanede yattığını duyan Denizlili bir doktor ziyaretine geldi. Babamın yoğun bakımdan yeni çıkmıştı, sürekli uyuyordu. Doktor ayaküstü bizimle konuştu, tam çıkacaktı ki babamın sesi zorlukla duyuldu. “Denizli’nin neresindensin?” Şaşırdık. Doktor, “Çivril.” dedi. “Soyadın ne?” Doktor, “Şahin.” dedi. “Amcam da sizin gibi öğretmendir, belki onu tanırsınız: Osman Şahin.” Babam, “Bilemedim.” deyince biz biraz hüzünlendik. Hafızasıyla övündüğümüz babam, ameliyat yorgunluğuyla bilememişti. Zaten Çivrilli Osman Şahin’i de bilmeyiverseydi. Doktor tam çıkacakken, babam bir kez daha seslendi: “Amcan briç oynar mı?” Doktor şaşırdı, “İyi oynar.” dedi. Babam hem gülümseyip hem kızarak patlattı: “Şilem Osman desene!” Bilmişti. Genç doktor şaşırdı. Biz sevindik. Demek ki ameliyat başarılı geçmişti.

Babam, şehrin adeta hafızasıydı. Bilenler hak verecektir, bir sürü insan unuttukları kendi akrabalarının isimlerini bile babama sorardı. Bu konuda rahmetli halalarım Saniye Mete ve Refika Baloğlu’yla iyi bir ekiptiler. Bir ismi söylemeniz yeterdi, onun sadece anne ve babasının isimlerini değil, kullanmadıkları göbek adlarına kadar hatırlardı.

Üniversitedeydim, Ankara’da. Bir gün babamdan yeni bir telgraf geldi. (Herhalde günlük hayatta telgrafı son kullanan iki insan biz kalmıştık.) “Sultan Selim. Stop. Tebrik ederim. Stop. En hızlı para çekme rekorunu kırdın. Stop. Ailenle ne zaman tanışacağız? Stop. Çocukların gözlerinden öperim. Stop.” Oysa daha 20 yaşındaydım, aile kurmama yıllar vardı. İşin aslını sonradan anladım. Babam bankaya para yatırmış. Sonra hesap cüzdanına işlenmesini istemiş ama bakmış ki bakiye sıfır. Şaşırmış. Meğer ben babamın iki ay için yatırdığı parayı tek seferde çekmişim. O da bana kıyamıyor. Az harca diyemiyor. “Bu kadar parayla aile geçindirilir!” diyor. Anlayana. Anlamıştım.

Babam, Cumhuriyet çocuğu. Çıkıkçı Abdullah’ın torunu olarak yoklukla ama onurla büyümüş. Ülkenin durumunun farkında, daha önemlisi topluma olan borcunu ödemek için hayatı boyunca çalışmak gerektiğini biliyor. Daha lise çağında 49 yıl devam edeceği çok sevdiği gazeteciliğe başlamış. Her zaman gururla bahsettiği Koca Mektebi (gençler için not: Denizli Lisesi) bitirmiş, Ankara Hukuka kaydolmuş, bir sene okumuş. Sonra imkânları daha iyi olur diye İzmir’e, Ticaret Akademisine gitmiş. Siyasete girmiş. 1960’da hayatı boyunca desteklediği CHP Denizli Gençlik Kolu başkanı olmuş. Üniversiteden mezun olmuş, bankada, özel sektörde çalışmış. Ama gönlü devlete hizmet etmekte olduğu için öğretmenliğe başlamış. Mardin’e tayin olmuş. İyi ki de olmuş. Güzel annem Güzin’le (namıdiğer “Maya”) orada evlenmiş. Sevgili ablam Hümeyra (babamın deyişiyle “Anuşka”) Mardin’de dünyaya gelmiş. 1969’da Denizli’ye gelmişler. Sonra, Milliyet’te, TRT’de, Şehir Gazetesi’nde gazetecilik, hem de Ticaret Lisesi’nde öğretmenlik…. Bir sürü öğrenci yetiştirmiş. Yılları çalışmakla geçmiş. Denizli Gazeteciler Cemiyeti başkanlığı, çok sevdiği Denizlispor ve bir sürü dernek faaliyeti hayatını doldurmuş, yıllarca Denizli’de yapılan bir sürü töreni yönetmiş. Gazeteciliği ve yazmayı o kadar severdi ki hayatının son döneminde hastalıkları onu çok zorlamasaydı, dünyaya daktilonun başında veda ederdi. Eminim.

A.Gaffar Nemutlu, namıdiğer Karanfilli Hoca. Babamı on bir yıl önce bugün ebediyete uğurladık. O gün, Yeni Cami avlusunda kalabalık her zamanki cenaze merasimlerinden biraz farklıydı. Devlet erkanı da vardı, çarıklı erkânıharp da. Aile dostları da vardı, benim hiç tanımadığım dostları da. Şu partiden siyasiler de vardı, öteki partiden de. Patronlar da vardı, işçiler de. Babam hayatı boyunca Denizli’nin bütün insanlarını nasıl içtenlikle selamladıysa, onlar da babamı selamlamaya gelmişlerdi. Ve sanki hüzün kadar neşe de vardı, Yeni Cami’nin avlusunda. Çünkü kim babamla ilgili bir hatırasını anlatsa yüzüne gülümseme yayılmasını engelleyemiyordu. Hayatı boyunca tanıştığı herkesin hayatını zenginleştiren, onları şehir hayatına katan A.Gaffar Nemutlu, veda ederken de onları gülümsetmeyi başardı.

Şimdi İstanbul’dayım. Bu yazıyı onun hiç görmediği torunu Nazlı Kumru’yla, gelini Zeynep’e okuyorum. Anılardan bahsederken neden ağlıyoruz, bilmem… Oysa o yaşarken hep gülümsetirdi. Mekânın cennet olsun sevgili baba."

Özgür Nemutlu, ODTÜ İşletme Bölümü ve İstanbul Üniversitesi Hukuk mezunudur. Avukat ve iş insanıdır. Eşi Zeynep ve kızları Nazlı Kumru’yla İstanbul’da yaşıyor.

Güncelleme Tarihi: 23 Mart 2021, 10:52
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner212

banner211