Türk dünyası arasındaki bağları güçlendiren sempozyum

Pamukkale Üniversitesi Altay Toplulukları ve Kültürleri Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Fen Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü tarafından ortaklaşa düzenlenen “Uluslararası Türk Dünyası Yunus Emre Sempozyumu” ile Türk dünyası üniversitelerinin bağları güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Türk dünyası arasındaki bağları güçlendiren sempozyum

Pamukkale Üniversitesi Altay Toplulukları ve Kültürleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (PAÜ ALTAY DİLMER) ve PAÜ Fen Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları (PAÜ FEF ÇETLE) Bölümü tarafından UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’nun da desteğiyle ‘Uluslararası Türk Dünyası Yunus Emre Sempozyumu’ başladı. Pandemi koşulları göz önüne alınarak çevrimiçi platformlarda düzenlenen sempozyuma PAÜ’nün yansıra Azerbaycan Diller Üniversitesi, Azerbaycan Milli Elmlәr Akademiyası- 1. Nәsimi Adına Dilçilik İnstitutu, Özbekistan Alisher Navoiy Nomidagi Toshkent Davlat O’zbek Tili va Adabiyoti Universiteti, Özbekistan Semerkant Devlet Üniversitesi, Özbekistan Buhara Devlet Üniversitesi, Özbekistan Semerkant İpek Yolu Uluslarası Turizm Üniversitesi, Kazakistan Innovatsiyalık Gumanitarlık Zan Universiteti, Kazakistan Semey Şәkәrim Universitesi, Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi, Uluslararası Balkan Üniversitesi, Avrasya Yazarlar Birliği katıldı. Açılış ve Kapanış oturumları dışında toplam 30 oturumda gerçekleştirilen sempozyumda toplamda 148 bildiri sunulacak.

İkili anlaşmalar konuları ele alınıyor

Uluslararası sempozyum vasıtasıyla Türk dünyası ile daha yakın bağların kurulması, üniversiteler arası anlaşmaların, eğitim programlarının planlanması, öğrenci ve öğretim üyesi değişim programlarının düzenlenmesi gibi birçok konunun da gündeme geleceği sempozyumda özellikle üniversiteler arası anlaşmalar yapılması konuları da ele alınacak. İleriye yönelik olarak PAÜ öğrencilerinin iki Türk dünyası üniversitesinde eğitim alarak çift diplomaya sahip olmaları konusu da sempozyum sonrası görüşülmesi planlanan konular arasında yer alıyor.

“Yunus’un felsefesini yaşatmalı ve yaymalıyız”

PAÜ Altay Toplulukları ve Kültürleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nergis Biray sempozyumun açılış konuşmasında şunları dile getirdi: “Malumları olduğu üzere 2021 yılı UNESCO tarafından ‘Yunus Emre’nin Vefatının 700. Yıl Dönümü’ olarak UNESCO Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri arasına alınmış, aynı zamanda 30 Ocak 2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Genelge ile 2021 yılı Cumhurbaşkanlığımız tarafından ‘Yunus Emre ve Türkçe Yılı’ olarak ilan edilmiştir. Bu vesileyle sizlerin de bildiğiniz üzere ülkemizde Yunus Emre temalı birçok etkinlik gerçekleştirilmektedir. Yunus Emre halk dilinde ürettiği şiirleri ile Türk Diline eşsiz katkılar sunmuş bir halk ozanıdır. Yunus’un şiirlerini söylediği dönemdeki gibi bizler de bugün karmaşık ve zor zamanlardan geçiyoruz. Dünya çapında küresel bir salgınla boğuştuğumuz, gezegenimizin birçok noktasında politik karmaşaların hâkim olduğu, iklim değişikliği ve onunla bağlantılı birçok afetin meydana geldiği ve eğer önlem almazsak artarak meydana gelmeye devam edeceği bu dönemde, tüm insanlığın Yunus’a ve vurguladığı değerlere kulak kabartması gerektiğini düşünüyorum. Yunus’a ve eserlerine sadece bilimsel perspektiften değil biraz da hayatın içinden bakmak, unuttuğumuz değerleri yeniden hatırlamak, gönüllerimizi yoklamak gerek diye düşünmekteyim. Görüyoruz ki toplumsal ve küresel ölçekte barış ve huzur ortamının yaratılabilmesi için tüm dünyanın Yunus’a kulak kabartması gerekmekte. Yunus’un eserlerini birçok dile tercüme etmeli, tüm dünyaya duyurmalıyız. 2021 yılı Yunus’u ve felsefesini tanıtmak için eşsiz bir fırsat sunmakta. Çatışmak yerine birlik olmalı, onun felsefesini yaşatmalı ve yaymalıyız.”

“Yunus Emre, Anadolu’nun gönül dilidir”

Sempozyum, katılımcı üniversitelerin rektörlerinin açılış konuşmaları ile başladı. Açılış konuşmasında Yunus Emre’nin Anadolu’nun gönül dili olduğuna dikkat çeken PAÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan şunları kaydetti: “Yunus Emre’yi okurken, karşımızda sade, masum, gözleri şefkat ve sevgi dolu bir dervişin ilâhî bir dille bize seslendiğini duyarız. Yunus Emre divanında, günübirlik konulara neredeyse hiç değinilmediğini görürüz. O; insanlığın umûmî kader çizgisi üzerinde durmuş ve bu yönde eserler vermiştir. Her yerde, her seste, her renkte ve her zaman Allah’ın varlığını idrâk eden Yunus Emre, dilsiz varlıkların da dili, sözü olmuş, adeta onların ‘gizli dili’ olarak yer tutmuştur. Yunus Emre’nin hayat görüşü iki cihan saadetini kapsamış, ortaya koymuş olduğu eserleriyle de İslâmiyet’i bütünüyle özümsemiş milli bir Türk sanatı şeklini almıştır. Yunus Emre’nin inşa edip üzerine kişiliğinin damgasını vurduğu bu milli sanat şeklinin, kendine has olan karakteri ise; arı bir dil, içtenlik, samimiyet, kendini bilmek, basitlik ve anlaşılırlıktır. Bu sempozyumun, Yunus Emre tercümelerine de öncülük eden bir etkinlik olmasını temenni ediyor, Yunus Emre’yi de, Hazreti Mevlana gibi tüm dünyayla buluşturmasını diliyorum.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER