Türkiye Barolar Birliği Başkanı ilk röportajını DRT'ye verdi

Türkiye Barolar Birliği Olağan Genel Kurulu'nda birlik başkanlığına seçilen ve görevi devralan Erinç Sağkan, “Biz Türkiye Barolar Birliğinin bir kişinin iradesine bırakılmayacak kadar önemli ve Türkiye’nin en önemli meslek kuruluşu olduğunun bilincindeyiz. Bu sebeple ses çıkarmayacak değil aksine bir yanlış yapıldığı zaman orada uyarıcı rol oynayabilecek güçlü bir yönetim kurulu, disiplin kurulu ve denetleme kurulu oluşturduk” dedi.

Türkiye Barolar Birliği (TBB) 36. Olağan Genel Kurulu'nda birlik başkanlığına seçilen Erinç Sağkan ile yönetim, disiplin ve denetleme kurullarına seçilen üyeler, resmen göreve başladı.

Başkan Sağkan, DRT ekranlarında yayınlanan ve İrfan Atasoy tarafından hazırlanıp sunulan ‘Hafta Bakış’ programına konuk oldu.

Başkan Sağkan; “Meslektaşlarımıza ve çocuklarımızın geleceğine ilişkin borçlarımız var. Bu borçlarımızı ödemek üzere birliği yönetmeye değil birlikte yönetmeye aday oluyoruz anlayışıyla yola çıktık. Geçtiğimiz dönem tüm Türkiye’nin hatta tüm dünyanın bildiği, maalesef Ankara’nın girişinde baro başkanlarına yaşatılan o çok büyük hukuksuzluk, 27 saat boyunca süren çok ağır hak ihlalleri oldu. Burada Türkiye Barolar Birliği’nin bir çatı örgüt olarak baro başkanlarını dahi yalnız bıraktığı gibi bu ‘Çoklu Baro’ adı altındaki yasanın yasalaşması sürecinde kapalı kapılar ardında sunduğu desteğin ortaya çıkmasıyla birlikte harekete geçme arzumuz ve isteğimiz pekişti. Ankara’da iki ayrı toplantıda çok sayıda baro başkanımızla bir araya geldik. Bir meslek örgütü olmamız hasebiyle öncelikle mesleğin ve meslektaşın sorunlarında doğrudan ulaşılabilir etkin ve avukatı yalnız bırakmayacak bir meslek örgütünü hayata geçirmek. Avukatlık kanununun bize sunduğu görev, yetki ve sorumluluk çerçevesinde hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını, başta adil yargılanma ilkesi olmak üzere en temel insan haklarını ve özgürlüklerini korumak noktasında çok etkin bir Türkiye Barolar Birliği’ni, vatandaşı savunmasız bırakmayacak bir Türkiye Barolar Birliği’ni hayata geçirmek noktasında mutabık kaldık. Hukuksuz genelgelerle birçok siyasi parti kongrelerinin yapıldığı bir noktada baroların seçimlerinin ertelenmesi sürecinde bu hukuksuzluklara karşı mücadele etmekte çatı örgütün yine baroları yalnız bırakmasıyla bu noktadaki mutabakatın ne kadar önemli ve nelere tekabül ettiğini maalesef yaşadığımız hukuksuzluklarla bir sefer daha görmek imkanımız bulundu. Gelinen nokta itibariyle barolar genel kurullarını yaptıktan sonra, Türkiye Barolar Birliği genel kuruluna çok kısa bir süre kalmıştı. Ancak daha önceden gelen ortaklaşmamız, ortak akılla, müşterek olarak hareket etmek, kolektif bilinçle hem seçime hazırlanmak hem seçimden sonra Türkiye Barolar Birliği’ni yönetmek noktasında ki arzumuz ve isteğimiz çok sayıda baroyu, Eskişehir’de çok kısa bir sürede bir araya getirdi. Burada temel ilkelerimizi tekrar gözden geçirdik ve belirledik. Bu yarışı Ankara Barosu Başkanı sıfatıyla benim yürütmem noktasında da bütün baro başkanlarımızın mutabık kalmasıyla birlikte yarışa aslında biz çok büyük bir güçle başladık. Bu güç sadece baro başkanlarından gelen bir güç değildi. Koridordaki avukattan, sokaktaki vatandaşa herkesin temsil noktasındaki baro başkanlarından ve avukatların da yine onları baro başkanlarıyla birlikte Türkiye Barolar Birliği noktasında temsil eden delegelerden beklentisi artık Türkiye Barolar Birliği’ndeki bu anlayışın değişmesiydi. Koridordaki avukatın bakış açısı ve isteğinin yansıdığı bir başkanlar toplantısı söz konusuydu ve oradan çıkan irade doğrultusunda bu yarışa başladık. Yola çıkışımız aslında nasıl yöneteceğimizin de çok net bir işareti oldu. Biz ‘bir lider aramıyoruz, kurtarıcı aramıyoruz’ dedik. biz eşitler arasında biz sözcü istiyoruz ve Türkiye Barolar Birliği’ni kazanırken, kazanma noktasında bu yarışı devam ettirirken de bu anlayışımızı ortaya koyduk. Türkiye Barolar Birliği’nin mevcut anlayışından rahatsız olan iller bir araya gelerek, kendileri demokratik bir şekilde bir seçimle veya temayül yoklaması ile organlardaki görev alacak meslektaşlarını belirlesinler dedik. Biz Türkiye Barolar Birliği’nin bir kişinin iradesine bırakılmayacak kadar önemli ve Türkiye’nin en önemli meslek kuruluşu olduğunun bilincindeyiz. Bu sebeple ses çıkarmayacak değil aksine bir yanlış yapıldığı zaman orada uyarıcı rol oynayabilecek güçlü bir yönetim kurulu, disiplin kurulu ve denetleme kurulu oluşturduk. Bu birliktelik, bu demokratik yöntem geçtiğimiz hafta sonu yapılan Türkiye Barolar Birliğinin 36. Olağan Genel Kurulu’nda tüm sonuçlara yansıyarak artık bundan birkaç gün önceki Türkiye Barolar Birliği’nden çok farklı bir yapılanmayla hayata geçmiş bulunuyor” dedi.

“KISA SÜREDE ÇOK GÜZEL ÇALIŞMA YAPILDI”

Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Aydın Baro Başkanı Av. Gökhan Bozkurt, şunları kaydetti: “Değişimden yana hiçbir kuşkumuz yoktu. Her seçimin iç dinamikleri vardır. Orada neredeyse 9 yıldır görev yapan ve Türkiye Barolar Birliği’nin neredeyse her imkanını kullanmış bulunan bir birlik başkanı vardı. Bir de 6 Kasım’dan, 5 Aralık gününe kadar, kısa bir sürede bizlerin üzerinde mutabık kaldığı bir isim olan Erinç Sağkan ve organlara aday olan meslektaşlarımız vardı. Bu kısa süre içerisinde çok güzel bir çalışma yapıldı. Üyelerimize süreç ve yol haritası bu kısa sürede doğru anlatılmış demek ki sonuç değişimden yana çıktı. Yani Türkiye’de avukatlık yapan bütün meslektaşlarımızın neredeyse tamamının arzusu yerine gelmiş oldu. Ben sonuçlara böyle bakıyorum. Farkın ne kadar olduğu kısmını ben önemsemiyorum şahsen.”

“YÖNETİMİN BİR ÖZELEŞTİRİ YAPMASI GEREKİYORDU”

Genel kurulda divan başkanlığı görevini üstlenen Muğla Baro Başkanı Av. Cumhur Uzun; “Divan olarak ismimiz önerildiğinde biz büyük bir onurla bu görevi kabul ettik ve genel kurulumuzun hüsnü kabulüyle göreve seçildik. O andan itibaren tabii tarafsız bir kimlikle divanı ve genel kurulu yönetme sorumluluğu altında ama yine de tüm dikkatimizle oradaydık. Öncelikle yönetimin bir özeleştiri yapması gerekiyordu. Yönetim bu özeleştiriyi kısmen yaptı. Kısmen yaşanan, savunmakta zorluk çekilen halleri gizlemek ya da gerekçelendirmek yöntemini seçti. Oysa bu çabanın gerçeklikle bağdaşmayan bölümlerini her bir bu olayı yaşamış olan arkadaşlarımız söz aldığında tek tek ifade etti. Evet, belki yapılan eksiklikler nedeniyle bir özür dilendi ama bu özrün mevcut adaylıkla bağdaşmayacağını bir başkanımız şöyle ifade etti: ‘Hatalı olduğunuzu ve samimiyetle özür dilediğinizi düşünmek istiyorum. Ancak bu özrünüzün samimiyetini hissedebilmem için başkanlık adaylığından bu hatalarınız nedeniyle çekilmeniz gerektiğini sizin söylemeniz gerekir.’ Sanıyorum bu söz yapılanların aslında ne kadar derinden yaraladığı ve bu sayın delegemizin ifadelerinde ne kadar içerlendiğini çok açık ortaya koyuyordu. Genel kurula kadar gelinen süreçte aslında bir değişim zorunluluğunu Türkiye avukatları hatta Türkiye kamuoyu gerçekten derinden hissediyordu. Avukatlar özelinde yapılan yönetim hataları dışında, yurttaşımızın hakları düzeyinde yapılan yönetim hatalarının ve onların hukuksal güvenliklerinin tehlikeye düştüğü zaman yanlarında görmek istedikleri Türkiye Barolar Birliği ve organlarının yeterince yanlarında olamayacağı kaygısının yenilmesiyle bitti. O nedenle memnuniyetin düzeyi yüksek ve ülke geneline yaygın şekilde sirayet etmiş durumda” diye konuştu.

“TAVRIMIZI NET OLARAK KOYMUŞTUK”

Programın diğer konuğu Denizli Baro Başkanı Av. Adnan Demirdöğer, “Bu güne gelinceye kadar sadece avukatlık mesleğinin ve Denizli Barosu’ndaki meslektaşlarımızın sorunlarıyla ilgilendik. Önümüzde de Türkiye Barolar Birliği seçimi vardı. Biz seçim çalışmaları müddeti içerisinde tavrımızı zaten net olarak koymuştuk. Demiştik ki önceki birlik başkanıyla ilgili olarak. Bizim kırmızıçizgimiz demiştik ve bunu genel kurulda da açıkça ifade etmiştik. Bundan yaklaşık bir buçuk ay kadar önce Eskişehir’de 40 baro başkanımızın olduğu bir toplantı gerçekleştirildi. Bu toplantıda 3 aday arkadaşımız vardı; Ankara Baro Başkanı sıfatıyla Erinç Başkan, Kocaeli Baro Başkanı sıfatıyla Bahri Başkanımız ve Bursa Baro Başkanı Gürkan Başkanımız vardı. Orada yapılan toplantılar neticesinde, yapılan oylamada Erinç başkanın adaylığı noktasında karar kılındı ve o şekilde de deklare edildi. Daha sonraki süreçte de Ege Bölgesi’nde baro başkanları toplantısı yapıldı. Burada yapılan oylama neticesinde de Erinç başkanın desteklenmesi yönünde karar alındı. ‘Ege Bölgesi Baro Başkanları’ diyerek bir deklarasyon yayınlandı. Bu şekilde de Ankara’ya gittik ve seçimlerde de yine aynı tutum ve davranışımızı belirttik. Türkiye de bir toplumsal ayrışma, kutuplaşma, insanların birbirine karşı yumruklarını sıkma gibi bir durum söz konusu. Ben Ankara’da bu yaklaşımın olabileceği endişesindeydim. Oraya gittiğimizde gerçekten meslektaşlarımız avukatlık mesleğinin ağırbaşlılığı ile o kadar güzel bir ortamda seçim çalışması yapıldı ve seçim gerçekleşti ki oraya katılan 348 meslektaşımın, delegemizin, baro başkanlarımızın her birini ayrı ayrı tebrik ediyorum. Beklenti orada kargaşa çıkabileceği, bir takım mecralara malzeme verilebileceği ve bu doğrultuda avukatlık mesleğiyle ilgili bir takım olumsuz yorumların yapılabileceği düşüncesi hakimdi. Ancak Av. Cumhur Uzun Başkanımın Divan Başkanlığı’nda göstermiş olduğu takdire şayan tutum ve davranışı, meslektaşlarımızın tamamının bu vakur duruşu sayesinde hiç kimseye bu konuda prim verilmedi. Her meslektaşıma da burada ayrı ayrı teşekkür ediyorum” şeklinde ifade etti.

Güncelleme Tarihi: 09 Aralık 2021, 15:43
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER