“ÜZÜM VE DOKUMA ÜRETİCİLERİ BİR ARAYA GELMELİDİR, KÜMELER OLUŞMALIDIR”

“ÜZÜM VE DOKUMA ÜRETİCİLERİ BİR ARAYA GELMELİDİR, KÜMELER OLUŞMALIDIR”

DRT Denizli ekranlarında yayınlanan Güne Bakış Programı’na konuk olan Buldan Belediye Başkanı Mustafa Gülbay, ilçedeki üreticilere seslenerek; “Üzüm ve dokuma üreticileri bir araya gelmelidir, kümeler oluşmalıdır. O zaman israf da minimum seviyede olur. Örgütlü olmak her küme, farklılık ve oluşum için büyük bir avantaj” dedi.

Buldan Belediye Başkanı Mustafa Gülbay, DRT Denizli ekranlarında yayınlanan ve İrfan Atasoy tarafından hazırlanıp sunulan ‘Güne Bakış’ programına konuk oldu. Programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Gülbay, Buldan’da üzüm haşatının başladığını söyledi. Bu yıl üzün fiyatlarından memnun olduklarının altını çizen Başkan Gülbay, “Bu yıl üzüm fiyatları çok şükür iyi, halkımız memnun ancak Ağustos çoğunlukla yağışlı geçişi, üretime zarar verdi.  Özellikle ürünlerin üstünü kapatamayan üreticiler özellikle incir üretiminde de zora girdi. Ancak bizde Manisa Sarıgöl Ovası kadar yağış olmadı. Üzümün geçen yıla oranla rekoritesi düşük. Dolayısıyla kıymetli, satışında bir sıkıntı yaşanmıyor” dedi.

“ALDIKLARI EVRAK, SENET VE ÇEKLERİ KONTROL ETTİRSİNLER”
Bu yıl şu ana kadar herhangi bir sıkıntı yaşamadıklarının altını çizen Başkan Gülay, “Yine de halkımız dikkatli olsun. Vadeli satışlarda problem yaşıyoruz. Üzüm üreticisinin teşkilatı yok. Her zaman ‘bir kooperatif kuralım’ diyoruz ama karşılık bulmuyor. Kooperatifçilik zor iş ama başka bir şansımız da yok açıkçası. Bunlar olmayınca tabiri caizse bir tokat çarpılabiliyor. Aldıkları evrak, senet ve çeklere dikkat etsinler. Bankaların bu dönem sorgulaması ile ilgili ücretsiz hizmet vermiştik. Findeks denen kullanım, tüccarları sorgulama imkanı veriyor. Bu uygulamada halktan para alınıyor ancak bunu kendimiz 450 liraya satın almıştık, 250 tüccarı sorgulama imkanı bulduk. Ancak halkımız geleneksel alışkanlıklarından kurtulamadıkları için bu konuda bir meclis üyemizin talebi oldu. Diğer kişiler elindeki çekleri sorgulatmaya gerek duymadı ya da gelen tüccarı sorgulamaya gerek duymadı ve geleneksel ufak tefek çarpıntılar devam ediyor. İnşallah bu sene olmaz. Eski yıllarda buralardan ciddi anlamda zarar gören yöneticiler var. Bu rakamlar 5-10 milyonun üzerine varıyor ve bu çok ciddi bir rakam. O açıdan dikkat etsinler. Tüccarı tartsınlar, sorgulasınlar… ‘Kimdir, Nedir?’ diye bankalara sorsunlar. Aldıkları evrak, senet ve çekleri kontrol ettirsinler. Üzüm ve incir üreticilerine tavsiyem odur” diye konuştu.

“ÇİFTÇİ OLARAK ÖRGÜTLENMEMİZ GEREKİYOR”
Üreticilerin yeterince örgütlü olmadıkları için bazı sorunların yaşandığının altını çizen Başkan Gülbay, şunları söyledi: “Oysa geçmişimize baktığımızda TARİŞ,ÇAYKUR gibi banka kuracak kadar büyümüş önemli kurumlar vardı. Bunların hayata geçmesi lazım. Fransız çiftçi örgütlenmesi Groupama geldi, burada en büyük sigorta şirketi Başak Sigorta’yı satın aldı. Bizim de çiftçi olarak örgütlenmemiz gerekiyor. Her alanda örgütlenme olması gerekiyor. Kapitalizmde krizlerle baş edebilmenin yolu buradan geçer.  Ekonominin üretim ve tüketim ayakları doğru örgütlenmiş olursa, kooperatifleşmiş olsa bugünkü krizlerin minimum seviyede etkisine maruz kalırsınız ama üretimden gelen gücünüzü kullanabilecek bir örgütünüz yoksa ben TÜKODER’in ilk kurucularından biriyim, kooperatifleri örgütlemek lazım. Yoksa sistem zaman zaman ulusal ya da uluslararası krizlere açıktır. Sistemin mantığında bu vardır. Planlı bir ekonomi olmayınca bunlar yaşanıyor.”

“ÜZÜM VE DOKUMA ÜRETİCİLERİ BİR ARAYA GELMELİDİR, KÜMELER OLUŞMALIDIR”
“Üzüm ve dokuma üreticileri bir araya gelmelidir, kümeler oluşmalıdır” diyen Başkan Gülbay, şöyle devam etti. “O zaman israf da minimum seviyede olur. Oysa çok ciddi israf da söz konusu ekonomide. Kapitalizmin temel argümanlarında önemli bir sorgulamaya da ihtiyaç vardır. Yani ihtiyaçlar sonsuz, kaynaklar kıt. Bu paradigmada bir hata var. İnsanların ihtiyaçları barınmak, giyinmek, beslenmek gibi temel ihtiyaçlar dışında sınırlıdır. Diğer ihtiyaçlar insan zekasına özgü olarak doğacaktır, tabi ki de. Ama ‘temel alanlarda belli bir tanımlamada insan ihtiyaçları sınırsızdır’ cümlesi, sistemin beraberinde kriz ve beraberinde Dünya kaynaklarında sona gelinmesine doğru gider. Kapitalizm dışında farklı bir ekonomik model de ortaya çıkmış değil. Cumhuriyet başlangıcındaki karma ekonomi denen hikaye de buradan kaynaklanıyor. Devletçilik anlayışı da bunun eseridir. Piyasayı başıboş bıraktığınız zaman, demokrasi gibi, ciddi kriz doğuruyor. Demokrasi, halkın, çoğunluğun iktidarı kavramına dönüşüyor, bunun hukuksuz hale gelişi de çoğunluğun azınlık üzerinde tahakkümü yüzde 51 ile farklı bir yere gidiyorsunuz. Örgütlü olmak her küme, farklılık ve oluşum için büyük bir avantaj. Dünya kaynaklarının en optimal seviyede kullanımı, israfın önlenmesini de sağlıyor. Bunlar gelecekte önümüze çıkacaktır. Geçmişe bakıldığında korkunç rekabetin neleri doğurduğunu görüyoruz. Bir ambalaj sanayiinin albenisini artırmak üzerine ortalığı bütün dünyayı bir çöp yığınına dönüştürdük. Geri dönüşüm hikayesi de öyle ortaya çıktı. Köylerde çöp falan olmazdı. Hala minimum seviyede ama dereler çöp yığınlarıyla dolmaya başladı. Sistem ve çiftçi örgütlü olmak zorunda.”

İRFAN ATASOY 

Güncelleme Tarihi: 13 Ağustos 2018, 13:27
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER