GÜNÜN SONU

Günün sonunda bir gün önceden omzumuzda kalan yükler o kadar çok ki öfkeli, kırılgan, durgun, kötümser, yorgun ve tedirgin olmamak imkansız.

***

Sabretmekten nasıl olur da çatlamadık, toz toprak olmadık, bilmiyorum.

***

Vaka sayıları artıyor, döviz mutlu etmiyor, çay kaşığı ile aldığımız kepçe kürekle cebimizden süzülüp gidiyor.

***

Durup düşününce aklıma geliyor, gülmeden geçemiyorum. Ekonomist olmuşum, oysa hiç ilgimi çekmezdi. Okulunu da okumadım oysa. Al-sat-stop-marjin-fed kararları-emtia-hisse… liste uzar gider.

***

Kazakistan ile ilgili yorumlarımda olacaktır elbette. Tarih okumadım ama hayat öğretiyor işte. Kaçamıyorsun karşında olandan, bir şekilde etkiliyor. Çenen de durmuyor. Konuş Allah konuş. Ne işe yarayacaksa, hadi bakalım.

***

Bu sabah yastığımın altına baktım. Ben de isterdim altın olmasını ama hayal kırıklığı dolu, ülke ahvali ile ilgili hepsi de. Üzüldüm.

***

Ne demişti o güzel şarkıda Zeynep Hanım?

“Ben o duvarlara çarpa çarpa nasır tuttum”

Ekliyorum: Çarpacak duvarımız kaldı mı, yıkmadık mı hepsini, sanırım daha çok çarpacağız, çarpılacağız.

***

Aynaya baktım, aynadaki kendime, gözlerimin içine baktım, “Ne görüyorsun Doğan, gözlerimin içinde ne görüyorsun,” dedim. Yalansız dolansız, “Bu ışıltılı hayatı sen seçmedin Doğan,” dedi. Sustum.

***

Günün sonunda az da olsa gülümseyebiliyorsak ne mutlu içimizdeki sevince, sevinci yaşatanlara, varlığını güzelliklerle hatırlatanlara…

YORUM EKLE