HAYAT PAHALILIĞI VE KADINLAR

“Sayın baylar bize hep ders verirsiniz.

‘Aman, günah, ayıp, kötü, yanlış.’

Aç karnına kuru öğüt çekilmez.        

Önce doyur beni, ondan sonra konuş.”

Bertolt Brecth

Kadın Dayanışma Komiteleri’nin büyük illerde tek tek kadınlarla yaptıkları konuşmalarının sonucunda ortaya çıkan çarpıcı yanıtlar, hayat pahalılığına karşı insanların ne kadar duyarlı olduklarını gösteriyor. Herkes evinde farklı farklı şeyler yaşamasına karşın, hayatın ne kadar pahalı, çekilmez ve zorlu olduğu verilen yanıtlardan anlaşılıyor. Bu konuda yurdun birçok yerinde çalışan kadınların görüşlerine başvurulmuş. Hemen hemen hepsi pahalılık konusunda ortak noktada birleşiyor.

Yaşamakta olduğumuz bu kış günlerinde, en çok hayat pahalılığından çalışan kadınlar nasibini alıyor. Anlattıklarına göre yüksek faturalardan yine kadınlar sorumlu tutuluyormuş. Bu nedenle evlerde gergin günler yaşadıkları, kendileri tarafından anlatılıyor.

Elektriği ve doğalgazı çok kısıtlı kullanmaya çalışıyorlar. Gıda maddelerinin ne kadar pahalı ve cep yakar olduğunu söylüyorlar. Patlıcanı, kabağı tane tane aldıklarını söyleyenler de var. Bu dar gelirli aileler gelirlerinin yarısını zaten kiraya verdiklerini, geriye bir şey kalmadığını açık açık söylemekten çekinmiyorlar.

***

Oturdukları odanın dışında, bütün odaların peteklerini kapatarak tasarruf cambazlığı yapmaya çalışıyorlar. Anlattıklarına göre çamaşır makinesi, elektrik süpürgesi... gibi aletleri uzun aralıklarla kullanıyorlar. Elektrik faturası kabarık gelmesin diye çoğu kadın ütü yapmaktan vazgeçmiş.

Eskiden insanlar “Geçinemiyoruz!” demeye utanıyordu; şimdi “Bir sor, bin ah işit!” derler ya, işte öyle. Erkekler konuşurdu güncel geçim durumlarını ama kadınlar bu konuları konuşmaktan pek hoşlanmazlar, onların ilgi alanlarına pek girmezdi. Şimdi kadınlar rahatsızlıklarını dile getirmekten çekinmiyor, buna bir çare bulunmalı diyor.

Şimdi erkeklerle birlikte kadınlarda sokakta; evde, iş yerinde, hayatın her alanında öfkelerini açığa vuruyorlar. Hayat pahalılığının dışa vurumu olarak tencere, tavayla sokağa çıkıp, “Bu böyle gitmez, gitmemeli!” diye tepkilerini ortaya koyuyorlar. Ailelerin her şeyi kısmaları, tasarruf yolu araştırmaları, aile bireylerinin yaşam sevinçlerini de yok ediyor.

Hadi büyükler dayanmaya çalıştı diyelim; evin diğer üyelerine, özellikle çocuklara nasıl söz geçirilecek? Ailenin rahat, huzur ve esenliği için gıda maddeleri başta olmak üzere temel ihtiyaçların ailelerin zorlanmadan karşılanabilmesi gerekir. Bunlardan da kısıntıya gidilirse, beslenme zorlaşacağından sağlık sorunları ortaya çıkacak, eğitim malzemelerini aileler karşılamakta güçlük çektiklerinden cehaletin karanlığına yuvarlanmak zorunda kalınacak. Eğitimden yararlanamayan insanların sağlıklı düşünebilmeleri kolay olmayacak.

***

Giderek sağlık, beslenme, barınma, faturaları ödeyememe durumu ortaya çıkınca, aileyi bir arada tutmak da zorlaşır. Milyonlarca insanı sadakayla ihtiyaçlarını karşılayıp, doyuramazsınız. İdare edin, Tanrı tarafından sınanıyorsunuz olmaz. Bu sözlere karşı şunu soranlar da çıkar; karnını tıka basa doyuranlar, bir eli yağda, bir eli balda olanlar hiç tasarrufa gitmiyor ama?

Bu kocaman soru işareti insanların kafasında yer etmiş durumda. Temel tüketim maddelerini karşılayamayan insanları nasıl susturacaksın? Dar gelirli aileler açlık, iyi beslenememe, donma, kirasını bile ödeyememe durumuna düşüyor. Kısmanın, tasarrufun, sabrın da bir sonu var.

Kadınlar kendi söylemlerine göre bir çıkış yolu arıyor ama bireysel çıkışlarla çözüm olamayacağını da biliyorlar. Bireysel çıkışlar, teke tek söylemler yönetenlerin bir kulağından girip, diğer kulağından çıkıyor. Hep birlikte sorunları dile getirmek gerektiğinin bilincindeler.

***

Erkek kadın ayrımı yapmadan, birlikte bu zorluklara hayır deyip, sıkışmışlıktan, çaresizlikten kurtulmaları gerekiyor. Kadınlar evlerde ve toplumda neler yaşandığını güzel anlatıyor. Çünkü asıl zorluk çeken ve iki kat ezilen onlar.

Kadın toplumsal değişimi zorlarsa, onların önünde hiçbir güç duramaz. Kadınlar, kutsal denilen ailede neler olup bittiğini, nasıl yaşandığını (daha doğrusu yaşanamadığını) fısıltı şeklinde değil, yüksek sesle ilgili ilgisiz herkese duyuruyor.

Kadın Dayanışma Komiteleri, emekçi kadınlarla tek tek konuşarak, onları dinleyerek, bilinçlenmenin, yanlışlıklara hayır demenin adımını atmışlar. İşçi sınıfının öncü kesimleriyle birlikte kadınlar bütünlüğün bir parçası olarak, birlikte başarabileceklerinin işaretlerini veriyor. Kadın, erkek, gençlik, işsizler birlikte yürüyerek, çoğalarak sorunlarına sahip çıkabilirler. Sorunu bildikten sonra, çözüme doğru adım kolaylaşır.

Aile bireylerinden olan, en çok etkilenen kesimlerin sesine kulak verilmeli. Kadınların yaşamla ilgili, mutfaktaki yangınla ilgili feryatları dinlenmeli. Özellikle alt kesimlerden olan kadınlar zorlukların yükünü daha çok çekiyor. Evde istekler karşılaşmayınca gerginlik hat safhaya varıyor. Gerginlikler bir süre sonra şiddete yöneliyor. Bunu her gün televizyonlardan da görüyoruz. Bunlar ailelerde yaşananlar ama toplumun büyük çoğunluğu bu sarsıntıyı hissediyor, durumdan kaygı duyuyor. Kadın Dayanışma Komiteleri, toplumun ve kadınların yaşadıklarını uğultu olmaktan çıkarıp, herkesin bunları duymasını ve duyarlı olmasını hedeflemiş. Birlikte olunduğunda, dayanışıldığında, yalnızlık duygusundan kurtulunduğunda çözülmeyecek, anlaşılmayacak sorun yoktur. Yalnız olmamalıyız, birlikte sesimizi yükseltirsek başarabiliriz, duygusunu vermek istemişler.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Dede ARIKAN
Dede ARIKAN - 6 ay Önce

eline KALEMİNE SAĞLIK tespitler ÇOOOK İYİ de bu toplumda karşılığını bulur sanırım.halen daha şükür eden bir toplum var atomu parçalamaktan daha zooooor.

Mehmet Çakal
Mehmet Çakal - 6 ay Önce

"Kavganın haklı olanı/erkek dişi bilmiyor/bütün halk birlik olmazsa/kavga haklı olmuyor. "

Hüsniye Karadağ
Hüsniye Karadağ - 6 ay Önce

Ellerinize kaleminize sağlık, çok yerinde tespitler yapmışsınız.

Cengiz pekduz
Cengiz pekduz - 6 ay Önce

Çok güzel olmuş ellerine ve emeğine sağlık teşekkürler

Bayram  Ayko
Bayram Ayko - 6 ay Önce

Kalemine ve yüreğine sağlık

Hüseyin Tıpırdamaz
Hüseyin Tıpırdamaz - 5 ay Önce

Kalemine yüreğine sağlık hocam