HAZİRAN 2018 BÜTÇE RAKAMLARI NE DİYOR?

2017 yılı Haziran ayında 13,7 milyar TL açık veren bütçe, 2018 yılı Haziran ayında %87 oranında artarak 25,6 milyar TL açık vermiştir. 12 aylık bazda değerlendirildiğinde 68 MR TL’ye yaklaşan bütçe açığı rakamının Gayrisafiyurtiçi hasılanın %2’sini aşması nedeniyle hassas çizgide dolaştığını söylemek gerekir. Bayram öncesi dağıtılan emeklilere ikramiyeler yanında ekonomik yavaşlama, genel manada kamu gelirlerinde azalma etkisi de hesaba katıldığında açık kaçınılmaz hale gelmiştir. Vergi gelirleri 2018 Haziran ayında 2017 Haziran ayına göre %17,4 oranında artmış olsa da, 2018 yılı ekonomik verilerinin kırılgan seyri bu yılın mali disiplinden taviz verilmeden dikkatli bitirilmesi gerektiğini göstermektedir. 2018 bütçe açığı hedefi 65.9 MR TL, milli gelirin %1.9’u şeklinde tahminleniyordu, fakat yıl içinde yaşanan siyasi ve ekonomik hareketlilikler hedefler de az da olsa sapma meydana gelebileceğini gösteriyor. Diğer taraftan seçimler olaysız ve demokratik bir biçimde tamamlanmıştır. Sonuçlara göre artık Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı yeni hükümet modeli uygulanacaktır. Siyasi ve ekonomik istikrar birlikte hedeflenmektedir. Bürokrasiyi azaltmayı hedefleyen yeni yönetim modelinin etkisi, ekonomi çevrelerince, ülkemize doğrudan ve dolaylı sermaye yatırım akışını pozitif etkileyeceğinden makro ekonomik yapıdaki kırılganlığın hızla giderileceği ve faiz dışı açığın faiz dışı fazlaya dönüşeceği şeklinde değerlendirilmektedir. Faiz dışı fazlanın bütçenin ve borçlanmanın sürdürülebilirliğinin anahtarı olduğu unutulmamalıdır.

**                          **                          **

Bu arada, genişletici maliye politikasında frene basılırken, istikrarlı ve merkez bankası bağımsızlığından ödün vermeden bir para politikası tavrı da yeni hazine ve maliye bakanı iradesi olarak piyasalara yansımaktadır. Yeni hazine ve maliye bakanının “orta vadede yeni bir af ve yapılandırma kesinlikle düşünmüyoruz, son af son fırsat” açıklamaları çok önemlidir. Son olduğu ifade edilen, varlık ve imar barışı kanunlarına yapılan başvurulardan elde edilecek gelirlerin yanısıra bedelli askerlik düzenlemesinden hazineye nakit akışı da, iç borçlanma açısından hem mali alan oluşumuna hem de diğer pozitif ekonomik gerçekleşmelere zemin hazırlayacaktır (Mali alan (fiscal space), bir hükümetin, borç sürdürülebilirliğini bozmadan/finansman durumuna olumsuz etki etmeden kamu harcamaları için ilave kaynak oluşturabilme kapasitesidir).

**                          **                          **

Dış borç açısından baktığımızda ise makroekonomik göstergelerin çok da negatif olmadığı görülmektedir. Örneğin AB tanımlı brüt kamu borç yükü, Avrupa birliği ortalamasının altında gözükmektedir. Hazine Müsteşarlığı’nın verilerine göre, Türkiye’nin brüt dış borç stoku, 30 Haziran itibarıyla, 432,4 milyar dolar seviyesindedir. Amerika Birleşik Devletleri’nin faiz arttırma politikaları gelişmekte olan ülkelerde dolar fiyatlarının yükselmesine neden olmaktadır. Ayrıca doğrudan yatırımların da gelişmekte olan ülkelere daha az yönelmesine dışlama etkisi nedeniyle yol açmaktadır. 240 milyar $ seviyelerinde bulunan özel sektör net döviz açık pozisyonu, dış borçlanma gereğini arttırmak ve TL’nin değer kaybetmesi yönünde de baskı yapmaktadır.

**                          **                          **

Kayıtdışı ekonomiyle mücadele stratejisine devam edilirken, başta vergi reformu olmak üzere birçok yapısal reform yapılmayı beklemektedir. Örneğin Gelir vergisi ve vergi usul kanunu yeniden yazılma çalışmalarının devam ettiği kamuoyunca bilinen bir gelişmedir.

Olağanüstü Hal uygulamasının 18/07/2018 tarihi itibarıyla kaldırılması ekonomik bir karar olmasada psikolojik rahatlama etkisi yapacağı düşünülmektedir. G-20 ülkeleri içerisinde 2018 yılında da büyüme oranı açısından en büyük orana Türkiye’nin ulaşacağı beklenmektedir. Son açıklamayla %9,6’ya düşen işsizlik sorununa odaklanılması, yüksek teknoloji ürünlerin ihracatımız içerisindeki payının arttırılması, ithal ürünlerin eşdeğerlerinin ülkemizde üretilmeye başlanması, tarımda dışa bağımlılığın hızla azaltılması, yurtdışından tarım ürünü almak yerine ülkemizin üretim kapasitesinin arttırılması gibi koordineli adımlar ekonominin elini güçlendirecektir.

YORUM EKLE

banner21

banner20