HİÇ GİTMEYEN AKSİNE İYİCE YERLEŞEN MİSAFİR… (MÜLTECİ SORUNU)

Basitçe düşündüğümüz zaman insan evinde kaç kişiyi misafir edebilir? Dört kişilik bir ailenin yüz otuz metrekare üç odalı bir evde yaşadığını düşünelim. Her odada dört kişi kalsa en fazla sekiz kişi değil mi? Evin düzeni de zaten ona göre yapılır, tüm kullanım alanları ve eşyalar kişi sayısıyla doğru orantılıdır. Ev mevcudiyeti dört kişi iken on iki kişiye çıktığında ve misafirlik süresi uzadığında, kalan misafirler giderek çoğaldığında sorunlar başlar; iç karışıklığı, hareket edecek alanın kısıtlanması ve aile bütçesinin sarsılmaya başlaması gibi... Çözüm çaresine bakıp misafirliği sonlandırmanızdır. Ve meşhur sözümüz: “Misafirlik üç gündür, bundan fazlası sadakadır. “

Peki, ilk çıkış noktasına bakalım: 2011 yılında Suriye İç Savaşı başladığında Nisan ayı sonunda ilk kafile(252 kişi) ülkemize Hatay Reyhanlı’da bulunan Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan giriş yaptı. Yılsonunda bu sayı 14 bine ve 2012 yılının Ekim ayında da 100 bine ulaştı. Irak ve Şam İslam Devletleri’nin 2014-2015 yılında Suriye’nin bir kısmını ele geçirdiklerinde göçler daha da hız kazandı. 2015 sonu itibariyle ülkemizde 2,5 milyondan fazla mülteci barınıyordu. Ve yine 2015 yılı Mart ayında Türkiye- AB arasında bir mutabakat düzenlendi. Bu mutabakat ile Avrupa Birliği, Avrupa'ya gelen mülteci yoğunluğunun azaltılması karşılığında Türkiye'ye mülteciler için harcanmak üzere 3 milyar Euro maddi yardım sağlamak konusunda anlaştı. Fakat bu yardım her gün giderek artan mülteci sayısından dolayı sınırlı kaldı. İş, kalacak yer vb. istihdamlardan daha fazla yararlanmaya başladılar. Üretimin olmadığı gibi tüketici sayısının sürekli artması da ülkede ekonomik dengeleri yerle bir etti. Yıl 2022 son verilere baktığımızda şu an ülkemizde 3,5 milyon kayıtlı sığınmacı var, kayıt altında olmayanlarla beraber 9-10 milyonu bulduğu söyleniyor. Siz bu yazıyı okurken bile sınırdan kim bilir kaç kişi geçiyor. 2011 yılında yani ülkemize bu kadar mülteci gelmeden önce enflasyon rakamı yüzde 10,45 iken şimdiki oran Tüik verilerine göre yüzde 69,97 ama hissedilen yüzde 150.

Yıllardır çözülemeyen bir işsizlik sorunumuz var; ülkede nüfusun artması ve neredeyse yarı fiyatına çalışan mülteciler sebebiyle bu daha da arttı; çoğu insan iş bulmakta zorlanıyor. Tüm resmi kurumlarda(sağlık, nüfus, okul vs.) öncelikli yararlandıkları için hep bir arka sıraya düşen ülkemizin kendi vatandaşı oluyor, kime dokunsan bu konudan oldukça şikâyetçi. Polis yaptık kimilerini; kendi ülkesini korumaktan kaçan bu insanlara huzurumuzu emanet ederek bizi denetleme, kimlik sorma hakkını verdik. Hastanelerimizde doktor yaptık ve daha birçok alanda istihdam yarattık. En acı olanı da şu ki; sığınmacı diyerek koruma altına aldığımız bu insanlardan bir kısmının bu ülkenin vatandaşına ahkâm kesmesi; kızlarımıza, kadınlarımıza rahatsızlık verici davranışlarda bulunması, sokaklarda sanki sadece kendileri yaşıyormuş gibi rahat davranıyor olması… Daha da sayabilirim.  Her gün başka bir haberle farklı şekillerde görüyoruz bunları…

Erdem ve nezaketten uzak yetişen bu kadar insan; biz hümanist bir milletiz ama her şey ortada giderek zarar görüyoruz. Misafire gel demek kolaydır, git demek her zaman zordur; başta da dediğim gibi misafirlik bu kadar uzun sürmemeli. Esed rejimi varken bu nasıl olacak bilemiyorum ama bu problemin tek çözümü gitmeleri. Umuyorum barışçıl bir tavırla bu işin üstesinden geliriz ve üzerimizdeki tonlarca yükü atıp gelecek güzel günlere göz kırparız.

YORUM EKLE
YORUMLAR
ali bayram
ali bayram - 4 hafta Önce

siz hiç evinizin içine karışılmasını istermisiniz . Bu kaynananız da olabilir eltinizde , görümcenizde Sonuç olarak evin düzeni birliği bozulur ve yuva yıkılır Yıkılan bir yuvanın skkıntısı bu kişileride bulur Öyleyse hiç kimsenin iç işlerine karışmayacaksın