Hipnoz Kongresinin Ardından

Hafif karanlık loş ve mümkün olduğunca sessiz bir oda, eldesallanan bir saat ya da sarkaç ve davudî bir sesle;  “hadi şimdi uyuuuu, rahatla ve gevşe…” diye ogarip havaya uyum sağlamaya çalışan kişiden ve danışanından oluşan ortaminsanlarımızda hep bir merak uyandırmış ama aynı zamanda hipnozun büyülüdünyası gibi kabul edilegelmiştir. Uzun yıllardır etrafı mitler ve gizemlerleörülmüş olan hipnozu bu çıkmazdan kurtaracak olan kanıta dayalı çalışmalardır.


Yukarıdaki sahne, her ne kadar günümüz dünyasının hipnozseanslarını pek yansıtmıyorsa da hipnoz akıllarda maalesef genelde bu şekilderesmedilmektedir. Artık daha çok kanıta dayalı hipnoz uygulamalarına (Bilinçliya da Bilişsel Davranışçı Hipnoz) yer verilmektedir. Özellikle İrving Kirsch veAlladin’in başı çektiği gruplar kanıta dayalı hipnoz uygulamalarına yervermekte ve yaptıkları çalışmalar ve meta analizlerle psikoterapilere yardımcıbir yöntem olarak hipnozun katkılarını gözler önüne sermektedirler.


“Kanıta dayalı bir yaklaşım olarak, Klinik Hipnozun Esasları”kitabı Psikoterapi Enstitüsü yayınları arasında yer alıyor. Lynn ve Kirschkitaplarında bizlerin de kabul ettiği üzere hipnozu bir psikoterapi yöntemiolarak değil, psikoterapilere yardımcı bir uygulama olarak değerlendiriyorlar. DepresyondanKaygı Bozukluklarına kadar bir çok psikolojik sorunun psikoterapisinde,terapiye  yardımcı yöntem olarak hipnoz  kullanımının, terapiye ne tür katkılarıolduğunu bu ve benzeri kitaplardan öğrenmek mümkün. Ön yargısız bir meraklaokumak gerekiyor o kadar…


Ülkemizin psikoloji ve nöroloji alanındaki önemli eğitimkurumlarından Üsküdar Üniversitesinin öncülüğünde geçen hafta gerçekleştirilen,“9. Uluslararası Tıbbi Hipnoz Kongresinde” Bilinçli Hipnoza yönelikçalışmalardan söz edildi. Kendisi de kanser olan Prof. Dr. E. Banyai’nin kanserhastaları üzerine yaptığı hipnoz destekli tedavi yöntemi gerçekten dikkatçekiciydi. Prof. Dr. Banyai, etkili konuşmasında, hipnozun vücut savunmasistemi üzerine olumlu etkilerini gözlemledikleri çalışmalarından sözetti.  Konuşmasının bir yerinde, son çareolarak kendisine başvuran hastalarıyla aralarında geçen duygusal konuşmalardanbirkaç anıya yer verdi, gerçekten etkilenmemek mümkün değildi. Prof. Dr.Banyai, beklendiği üzere kendi tedavisini de aynı yöntemle gerçekleştirmiş ve ilerlemişyaşına rağmen halen sağlıklı bir şekilde çalışmalarını sürdürmektedir.

 “Panik BozukluğundaBilişsel Davranışçı Psikoterapiler ve Hipnozun Birlikte Kullanımı” başlıklıkonuşmamla katıldığım kongrede, ülkemizin alanında söz sahibi birçokklinisyenini dinleme fırsatı bulduk. Kaygı bozukluklarının en etkilipsikoterapisi olan Bilişsel Davranışçı Terapilere hipnozun ilavesi, hemkolaylaştırıcı hem de kalıcı bir tedavi olması bakımından yarar sağlamaktadır. Artıkhipnoz korkulan ya da abartılan bir uygulama olarak değil, hak ettiği yeribulmak yolunda emin adımlarla ilerleyen bir yardımcı terapi yöntemi olarakkabul edilmektedir.


Sağlık Bakanlığının, “Geleneksel ve Tamamlayıcı TıpUygulamaları Yönetmeliğini” çıkartmasıyla bir kargaşa da son bulmuş oldu. Artıkhekimlerin ve uzman psikologların kendi alanlarında hipnozu yasal olarakuygulayabilmelerinin önü açılmıştır. Bu yönetmelik sayesinde, bilimsel ve etikanlayışla yetişmiş, temel bilgilere sahip alan çıkışlı yetkili kişiler, hipnozuartık daha rahat uygulayabileceklerdir. Kongreye Sağlık Bakanlığıyetkililerinin iştiraki konuya gösterilen önemin gösterilmesi bakımından ayrıcadikkat çekicidir.


İrvin Kirsch’nin dediği gibi hipnoz artık, “tüm dünyadakipsikoloji laboratuarlarında yoğun bir araştırma konusu olmanın yanı sıra etkisiaçıkça görülen bir tedavi bileşenidir.”


Teşekkür

Bu ölçekte bir kongre için Üniversitenin bütün imkânlarınıseferber eden başta kurucu rektörümüz Sn. Prof. Dr. Nevzat TARHAN hocamız olmaküzere, kongrenin büyük bir katılımla ve içerikle gerçekleşmesinde emeği geçenhocalarım; Sn. Ali Eşref Müezzinoğlu ve Sn. Ali Özden Öztürk beylere  teşekkürlerimi arz ediyorum. 

YORUM EKLE