HİPNOZLA TEDAVİ

Hipnoz, bir tür telkinle tedavi yöntemidir. Sağlık Bakanlığının son derece yerinde bir kararı ile hipnozla tedavi sağlık profesyonellerine verilmiş, tıp ve psikoloji alanlarının dışındaki kişilerin tedavi ve terapi amaçlı hipnoz yapmaları engellenmiştir. Bu sayede önemli bir tedavi yöntemi tekrardan hayatımıza girmiştir diyebiliriz.

Danışanlar kimi zaman terapistlerini yönlendirmek isterler. Bir miktar haklı olabilirler… Kolay değildir; bir süredir yaşadıkları onların bir an önce sonuç almaları gerektiğini, yoksa içinden çıkılmayacak sonuçların doğacağını hissettirir onlara. Kaygı dolu ya da sıkıntılı yaşamlarından bir an önce sıyrılıp ferahlamak istemeleri son derece doğal bir durumdur. İşte tam bu noktada yanlış adımlar atılabilmektedir maalesef.

Bazı terapi yöntemleri ve uygulamalara (ve hatta uygulamacılara) bir kurtarıcı edasıyla yaklaşılmaktadır. Hipnoz da onlardan biridir. Hipnoz bir mucize değildir. Ancak bir çok tıbbi ve psikolojik sorunda terapi ve tedavilere önemli katkılarda bulunmaktadır. Normal tedavi ve terapiler hipnozla desteklendiğinde, daha kısa sürede ve çoğu zaman daha kalıcı tedaviler elde edilebilmektedir.

Hipnozla ilgili en önemli sorunlardan biri üzerinde kara bulutlar gibi dolaşan mitlerdir. Yanlış anlaşılmaların başında; hipnozun her derde deva olduğu yanlışı yatar. Hipnoz her derde deva olmadığı gibi geleneksel tıbbın tahtında gözü de yoktur. Tıp dışı kişilerin kerameti kendilerinden menkul yetenekleri, sanki hipnozu bir mucizeymiş gibi lanse etmelerine gerekçe oluşturmaktadır. İşin aslı ve esasından uzak olmaları onları belki böyle bir sonuca götürebilir ama danışanların her geçen gün artan bilgilenmeleri yanlışın önüne geçilmesini sağlayabilir.

Hipnozu yapan kişinin elinde bir sihirli değnek yoktur. Hipnoterapist kendi yetenekleriyle değil, hipnoza girecek olan kişinin becerileri üzerinden uygulama yapan kişidir. Eğer danışanla terapötik ittifak dediğimiz terapiye yönelik ortak birliktelik sağlanmazsa bu iş olmaz. Bunu da ancak bu konuda esaslı eğitim almış kişiler ve uzmanlar yapabilir. Hipnozu birçok kişi uygulayabilir. Siz öğrenin siz de yaparsınız. Ama amaç hipnoz yoluyla sorun çözmek, terapi ve tedavi yapmak ise o zaman durum değişiyor. Bu konuda yetki yasal olarak sadece hekimlere ve klinik psikologlara tanınmıştır. Hipnoz yapabiliyor olmak bunu kullanma hakkını kişiye vermez. Şurası açık, kesin ve nettir; tıp dışı ve klinik psikologlar haricinde hiç kimse hipnozu yasal olarak uygulama yetkisine sahip değildir.

27 Ekim 2014 / 29158 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren;  “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Yönetmeliği”  hipnozun tanımından, uygulama yetkisine ve hangi alanlarda uygulanabileceğine kadar birçok konuda yeni bilgiler veriyor. (Ayrıntılara oradan bakabilirsiniz) Bu yönetmeliğe göre;  “4-b- Uygulamaya Yetkili Personel: Sertifika sahibi tabip ve diş tabibi ile tabip gözetiminde klinik psikolog ve psikolojinin tıbbi uygulamaları yetki belgesine sahip psikologlar.”

Aynı maddenin c- fıkrasında da uygulanabilecek durumlar yazılıdır. Buna göre şişmanlık tedavisinden, sigara bırakmaya ve anksiyete (kaygı) bozukluklarına kadar birçok alanda tedaviyi destekleyici bir yöntem olarak kullanılabileceğinden söz ediliyor.

Burada da ifade edildiği üzere; hipnoz hiçbir zaman hastalığı ortadan kaldıramaz ve tek başına tedavi edemez. Yani bir mucize değil, sadece tedaviyi destekleyici bir yöntemdir.

YORUM EKLE