HİTLER FİZİĞİ

Almanların Üçüncü İmparatorluk (3. Reich) dediği Hitler dönemi 1933-45 yılları arasına denk gelir. Kısa bir dönemdi ama Almanya ve dünya açısından çok hareketli geçti. Hitler Bin sene süreceğini söylemişti ama sadece 12 sene içinde doğdu, büyüdü ve battı.

Şahsen o dönemin başlangıcını, yükselişini ve İkinci Cihan Harbiyle birlikte dünya sahnesini terk edişini "ibret" olsun diye okul kitaplarında okutulmasını isterdim. Ders alınması gereken çok tarafları var.

"Birinci İmparatorluk" olarak Almanya kendini Kutsal Roma Germen İmparatorluğunun varisi görür.

"İkinci İmparatorluk", Bismark'ın Alman birliğini sağladıktan sonra kurduğu Prusya İmparatorluğudur.

Hitler diktatörlüğünün kısa sürede parlaması, Birinci Cihan Harbi yenilgisinin yaralarını nispeten çabuk atlatmasının sırrı, bizde o tarihlerde olmayan büyük bir yetişmiş insan gücünün Almanya'da bulunmasında saklıdır. Zamanında doğru bir kararla raylarının makasını pozitif bilim hattına vermeleri onları temel bilimlerde, felsefede, edebiyatta ve teknikte zirvelere taşımıştır. Osmanlının ise gözlerini bilime kapaması bizi sefalete ve rezalete boğmuştur.

Almanların çeşitli imparatorluk evrelerine girecek değilim. Hitler zamanının bir saplantısını sadece biraz eşelemek istiyorum. Bugün Almanların da yüzünü kızartan bu olay, "tek seçici" rolündeki bir diktatörün şahsi tercihleri yüzünden bir ulusu ne hallere getirebileceğini gösteriyor.

Hitler'in başta Yahudiler olmak üzere, ari Alman ırkından olmayan kişilere karşı olan acımasız tutumu bilinmektedir. Çingeneler, Komunistler ve hatta Sosyal Demokratlar dışlanmış ve kaçamayanlar da malum gaz odalarında can vermişlerdir.

Nisan 1933'de hemen ilk işlerinden biri olarak devlet memurları yasasını ırkçı temele oturtmuşlar ve temizliğe de üniversitelerden başlamışlardır. Altı üniversite hocasından biri sadece işini ve üniversitesini değil Almanya'yı bile terk etmek zorunda kalmıştır.

Bunların arasında daha önceden veya sonrasında nobel ödülü alan dünya çapındaki araştırmacılar da bulunmaktaydı. Bazı üniversite hocalarının Türkiye'ye de geldikleri ve onların bir kısmına Atatürk'ün kucak açtığı malumumuzdur. Ki o Alman profesörler sayesinde birer yüksek okul sıfatını ancak koruyabilen Ankara ve İstanbul üniversitelerimiz "üniversite" vasfına yükselmişlerdir.

Bizde ancak ders verebilen o değerli insanları ABD havada kapmış, sadece üniversiteyi değil onlara laboratuvarlarını ve kesesini de açmıştır.

Örneğin şu meşhur fizikçi Einstein araştırmalarında tamamen serbest olduğu gibi istediği üniversitede istediği dersi verme hakkını da almıştır.

Bilimin yeşerebilmesi için hür ortamlara ihtiyacı vardır. Liyakat dışı tercihler, ırkçılık ve korku olan yerlerde bilim değil ancak kilim dokunabilir.

O devirde Hitler'in bilim ve araştırma bakanının Göttingen Üniversitesi matematik profesörü Davit Hilbert'e bir kabul esnasında sorduğu şu soru ve hocanın cevabı durumun vehametini anlattığı için hala anlatılır: "Hocam, şu pis Yahudi ruhundan temizlendikten sonra bölümün hasar gördü mü?" Hoca kendi doğu şivesiyle "Yoo hasar gördü sayılmaz, tamamen öldü" der.

Hitler Yahudileri "temizlemekle" kalmamış, üniversitelerde onların bilimsel fikirlerini de yasaklamıştı. Örneğin Einstein'ın çığır açan görelilik (rölativite) teorisi Almanya'da yasaklanmıştı.

Alman bilim dünyasına indirilen bu darbeden sonra Almanya bilimde hem sınıf düştü ve hem de tekrar kendine gelmesi çok uzun zaman aldı, hatta eski Hitler öncesi konumunu tekrar hiç kazanamadı.

12 Eylül 1980 öncesi Türkiye'sinde kan gövdeyi götürdüğü dönemde ODTÜ'den Prof. Dr. Mustafa Doruk'a sordum. Kendisi dekan ve bölüm başkanıydı o zaman. "Biz taşra üniversitesi olarak sesimizi duyuramıyoruz. Siz neden hareketsiz kalıyor sunuz?" diye.

Cevabı benim için de çok açıklayıcı oldu: "İtalyan fizikçi Galileo Galilei kuma teorilerini çizmiş ve öğrencilerine açıklama yapıyor. O sırada Roma askerleri atlarıyla geliyor ve terör estiriyorlar. Hoca, kumdaki çizimleri bozulmasın diye kaygı ve çizimlerini kurtarma derdinde. Askerleri görmüyor bile. Biz işte böyleyiz, bizim derdimiz başka."

Doğrudur, üniversite hocası mesleğinde ermişse ondan politikacı olmaz. O sadece rahatsız edilmek ve ürkütülmekten korkar.

...

YORUM EKLE