İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen tekstil fuarı 11 holde toplam 200 bin metrekarelik alanda her yıl olduğu gibi bu yılda sektörün en önemli buluşma noktası oldu.   Perde ve perde aksesuarlarından döşemelik kumaşlara, havlu ve banyo ürünlerinden halı ve zemin kaplamalarına, yatak odası, mutfak ve yemek odası tekstilinden duvar kaplamalarına kadar firmaların yenilikçi ürün ve tasarımlarını sergileyeceği organizasyon, “Dönüştürülebilirlik” temasıyla gerçekleştiriliyor.

HOMETEX bu yıl ayrıca ziyaretçilerine ve katılımcılarına etkileşimi yüksek ve ilham veren konsepti ile benzersiz bir fuar deneyimi sunuyor. Sürdürülebilir ürünlerden moda söyleşilerine, trend alanlarından sektör buluşmalarına kadar zengin bir içerikle gerçekleştirilecek fuar, firmalara yeni ufuklar kazandıracak. HOMETEX Fuarı’nın, Dünyanın en önemli 2 Ev Tekstili Fuarından biri haline geldiğini belirten Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) Başkanı Hasan Hüseyin Bayram, “Dünyada bilenen en güçlü sektör markalarından biri oldu. Sadece sektörümüze marka değeri, bilinirlik, ticari katkı sağlamakla kalmıyor, ülkemize de katkı sağlıyor. Ziyaretçiler, tarihimiz hakkında bilgi sahibi oluyor. Geçen yıllarda olduğu gibi bu yılda Türk ev tekstilinin büyüklüğünü hep birlikte göstereceğimize inanıyorum. 32 yıldır bu görkemli fuarı gerçekleştiren, Türkiye ekonomisine ciddi katkılar sağlayan TETSİAD’ın Türkiye’de 30 ilde kuruluşu ve binlerce üyesi olan bir sivil toplum kuruluşudur. Dünyada pandemi süreciyle başlayan ve beraberinde giderek kötü hal alan küresel ekonomik kriz yaşanmaktadır. Ülkemiz de bundan etkilenmekte ve enflasyonda doğrudan etkilenmektedir. Tekstil sektöründe bu süreçler daha da ağır geçmektedir. İhracatçılarımızın zarar görmemesi için pozitif bir ayrımcılık yapılmalıdır. İhracat yapmayan toplumlar, refahı sağlayamaz. Bu bir süreç ve biz bu süreci devletimizle birlikte atlatacağız” ifadelerinde bulundu.                  

Teknolojik gelişmelere ayak uydurarak çalışmalarını da sürdürdüklerini belirten Bayram, “Ekonomik anlamda yarar sağlarken çevreye verilen zararı da azaltmış oluyor. Sürdürülebilirlik kavramı, doğal dengeyi bozmadan, bilinçli bir şekilde korunmasını sağlamaktadır. Karbon ayak izi ise, bir ürün veya faaliyetin üretim ve tüketim faaliyetleri boyunca doğrudan veya dolaylı olarak neden olduğu emisyonları birim cinsinden ifade etmektedir. Karbon ayak izi artık sadece çevre konularıyla ilgilenenlerin değil şirketlerinde hayatında önemli bir yer tutacak. Tekstil başta olmak üzere birçok sektörlerde ithal edilecek tüm ürünlerin karbon ayak izinin ölçmesi ve vergi almasını şart koymaktadır. Bu Avrupa gibi yerlerde ihracat yapanlar için alarm zillerinin çalmasına neden oluyor. Bu fuar sadece ticari bir fuar değil pek çok alanda dikkat çekmeyi başaran çevreci bir fuardır. Sürdürülebilirlik ve dönüştürülebilirlik ele alınarak birbirinden değerli çalışmalar ele alınacaktır” şeklinde konuştu.              

“Denizli’nin üretim gücü Çivril OSB ile daha da yükselecek” “Denizli’nin üretim gücü Çivril OSB ile daha da yükselecek”

 TEKSTİL SEKTÖRÜ DESTEKLENMELİ 

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanı İbrahim Burkay” “Otuz iki yıl olmuş dile kolay. Bu tabii pandemide verdiğimiz arayla birlikte yirmi sekizinci fuarımız, sektörün bu kadar uzun süre kararlı bir şekilde böyle bir etkinliği devam ettirmesi çok kıymetli. Ben başta ev tekstil sektörünün en büyük çatı kuruluşu olan insanları derneğimizin başkan ve yönetimini, değerli başkanlarımı bu birlik ve beraberlik için göstermiş oldukları destek ve gayretten dolayı da teşekkürlerimi sunuyorum. Çünkü bizler netice itibariyle bu makamlar ve bu görevler gerçekten sektörlerin vizyonunu ortaya koymaya, sektör için proje üretmeye bizlere fırsat sunan önemli makamlar. Ve şükürler olsun uzun yıllar hepimiz birbirimizi çok eskiden beri tanırız, birçok projede hep beraber çalıştık ve yol yürüdük. Ben bunu çok önemli buluyorum. Tabii bu fuarın bu noktalara gelmesinde İstanbul Ticaret Odası ve İFM’nin de çok ciddi destekleri var. Zor bir dönemden geçiyoruz. Ama şunu ifade edeyim özellikle Türkiye’nin son dönemde içinde bulunduğu hem enflasyon risk ortamı hem de ihracatta yaşadığımız sıkıntılara baktığımızda bizler iş dünyası olarak özellikle yeni ekonomi yönetiminin takip etmiş olduğu para politikalarını desteklediğimizi ifade etmek istiyorum. Yani bizi iş dünyası olarak birinci önceliğimiz başta fiyat istikrarı ve enflasyonla mücadele çok net biliyoruz ki enflasyonist ortamda sağlıklı büyümeniz mümkün değil. Ama bununla birlikte üretime ve ihracata dayalı bir büyüme modelini de tespit ettiyseniz bu para politikalarını mutlaka mali politikalarla ve reformlarla desteklememiz gerekiyor. Sektörün desteklenmesini talep ediyoruz.

Kaynak: Haber Merkezi