HÜSEYİN GÖKÇE’DEN, OSMAN ZOLAN PORTRESİ

Gazetecilik mesleğine 1970’li yıllarda yayın hayatına başlayan rahmetli İsmail Aydın ve Muharrem Aydın’ın kurduğu “Meydan Gazetesi’nde adım atan Hüseyin Gökçe, sosyal medya hesabından Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan’ın portresini yazdı.     

İşte Hüseyin Gökçe’nin portre yazısı:

“HER PERŞEMBE YAŞAYAN BİR PORTRE / 11

Sessiz güce güzel örnek: Denizli BŞ Belediye Başkanı OSMAN ZOLAN.

“Çatık kaş… Hükümet dedikleri zat...

Beni Allah tutmuş, kim eder azât?”

Diyor Necip Fazıl…

Nedense hükümet adamları genelde böyle görülür; çatık kaşlı, sert bakışlı. Belediye adamları önemli ölçüde değiştirdi bunu. Halkın üzerine düşen sert devlet adamı gölgesini yumuşattı. Halkı anlamak için ayağına kadar gitti, onu orada dinledi.

Bunun örneklerindendir Osman Zolan, Denizli Büyükşehir Belediyesi Başkanı. Aslında eski tanıdığım değildir, fazla dostluğum da yoktur. Sayılı birkaç görüşme. Ancak gözlemlediğim ve etraftan edindiğim intiba kadarıyla halkın üzerine düşen güzel bir baş, yumuşak bir bakış ve sestir Osman Zolan. Beyefendi, dürüst, tarafsız, sessiz, müşfik...

İsmi bile başkan olmak için doğmuş gibi: Başkan Osman Zolan. An, an, an! Tak, tak, tak!

Tavas’ın köylerinden kalkıp hukuk okumuş, avukat olmuş ve kendi gibi avukat bir hanımla hayatını birleştirmiş. Fazla abanmadan siyasete yaklaşmış; belki de iyi kalpliliğinden şansı da yaver gitmiş, belediye başkanı olmuş. En büyük şanslarından biri Nihat Zeybekci’nin güvenini kazanması sayılabilir.

Yumuşacık bir dili ve insanlara yaklaşımı var. İkinci büyük şansı da Allah vergisi bu yaratılışı olsa gerek. Bence tabii… Dedim ya, uzun boylu tanımıyorum kendilerini.

Üçüncü önemli şansı da kurduğu yakın kadrosu. Çoğunu tanımıyorum tabii. Tanıdıklarım söyletiyor bunları.

Bir Hüdaverdi Otaklı, bir Mustafa Gökoğlan (emekliliğini istedi), genç kuşağın pırlanta temsilcisi Av. Mehmet Çağrı Sebzeci...

İnsana, insanlığa verdiği değerin izdüşümü olarak kültüre, kültürel değerlere, kültür insanlarına düşkünlüğü başkan Zolan’ın en takdir ettiğim yanıdır. Her başkan aynı özellikleri taşıdığını iddia eder, kendini öyle takdime çalışır ama samimi olamayanlar daha pazara varmadan biter.

Başkanın gizli makam katı, özel yemek odası yoktur. Her gün personeliyle, aynı salonda, aynı yemekten yer.

Evet… Herkesin ayağına şöyle veya böyle bazı kısmetler gelir çatar ama herkes değerlendiremez… Çünkü değerlendirmek, gollük pasları gole çevirmek ayrı bir maharet ister. Bazıları altı pas içinde en zoru becerir, taça atar topu. Osman başkan, işte bu gollük pasları değerlendirmede Messi’yi aratmıyor. Aratmadığı için de başkanlığı devam ediyor, sevilme katsayısı yükseliyor. (09.07.2020)”

İstanbul’da yaşayan Hüseyin Gökçe, metropol kentten edindiği bilgilerle yazdığı portre çok önemli. Denizli’den metropollere gidenler, Denizli’yi gittikleri gün gibi hayal ediyorlar. Denizli, bir çok metropol kentten daha hareketlidir aslında.

Metropollerde yaşayanlar baba ve ana ocaklarını ziyarete geldiklerinde değişikliği göreceklerdir. 

ATİLLA SEZENER’DEN VALİ ATİK’E ÖNERİ…

Denizlili avukat Atilla Sezener, göreve yeni başlayan Denizli Valisi Ali Fuat Atik’e sosyal medya hesabından önerilerde bulundu.

Vali Atik’e, “Denizli Valisi Tarihe Geçmek İstiyorsa” başlıklı yazısını birlikte okuyalım…

“Denizli Valisi tarihe geçmek istiyors…

Bu şehir müzesizdir.

Bu Denizli için kimse kıvırmasın utanç verici bir durumdur.

Sorun aslında yöneticilerin kültür seviyelerini aşmaktan başka bir şey değildir.

***

Müzesiz değil müzelersiz büyük şehir olmaz…

Yıllar önce rahmetli ve çok değerli arkadaşımız Coşkun Önen, Süleyman Boz, Mehmet Acar, Faruk Boyacı ve içlerinde benim de bulunduğum bir gurup arkadaş Denizli’ye müze kazandırmak için yola çıktık. Ben kendi adıma ‘Denizli valisi ve Belediye Başkanı henüz bu kültüre ulaşamamış, bu iş yürümez’ dedim ve ayrıldım. Arkadaşlarım devam etti. Sonunda benim dediğim noktaya gelip, bıraktılar. Bu işin teferruatına girmeyeceğim.

***

Denizli yöneticileri kültür yönünden çok fırın ekmek yemek zorundalar. Şimdiki Belediye Başkanı arkadaşım Osman Zolan, kültürü tam kavramış birisi. Onun müzeyi değil, müzeleri açıp tarihe geçeceğine inanıyorum. Bu konu hiçbir mazeret kaldırmaz. İşin içinde illa Erkek Sanat Okulunun binalarına yapılır diye bir Kuran ve Anayasa hükmü de yok.

***

1-) Denizli 19 antik kente sahiptir. Bu nedenle tarih müzesi.

2-) Denizli sanayi müzesi.

3-) Denizli Etnografya Müzesi (Bu şehir dokumacılık, bakır işçiliği, tabaklık kültürünün başkentlerinden biridir.) ve bunlardan sonra.

4-) Denizli Sanat Müzesi (sanat hareketleri giderek gelişiyor ve yaygınlaşıyor, asla görmezlikten gelinemez.)

***

Bunlar yapılmadan büyükşehir sözü sadece bir levhadan ibarettir. Yeni Vali, bu işi ciddiye alır ve öncülük ederse, inanın Denizli Tarihine geçer.

NOTUMUZ:

Bazılarının aklının açılması için mini bir bilgi verelim. İsviçre’nin Basel kenti 200 binden az nüfusludur ve 40 müzesi vardır.”

Atilla abi çok haklıdır.

Denizli, Pamukkale ve Laodikya gezisinden sonra yerli ve yabancı turistler, müzeleri de ziyaret edecektir.

Bacasız fabrika olarak gösterilen turizm, Denizli’ye kurulacak müzeler sayesinde daha çok dolar girdisi sağlanacaktır.

Müzeyi, Denizli hak ediyor…

İŞTE; DOMATESİN HİKAYESİ

Sosyal medyayı etkin kullanan Atila Sezener, soframızda 365 gün eksik olmayan domatesin hikayesini yazdı. Sezener,  pazar alış-verişlerinde ilk sırayı alan domates hakkında neler yazmış. 

“Domatesin hikayesi… Türkiye’de en çok tüketilen ürün tartışmasız domatestir. Bu kadar önemli olduğuna göre, hikayesini bilmenin de yararı var.

***

Domatesin vahşi türlerinin ilk olarak Güney Amerika’nın And Dağlarının Peru- Ekvador- Bolivya arasında yetiştiği kabul ediliyor. Kuzeye göç eden yerliler tarafından orta Amerika ve Meksika’ya getirildiği biliniyor.

***

1402 de İspanya Kralı Ferdinand ve Kraliçe İsabella, gemici Kristof Kolomb’un keşif gezisine sponsor oldular. Kolomb, Amerika kıtasına 4 sefer yaptı ve dünya medeniyetini sarsan ve değiştiren bilgi ve bulguların sahibi oldular. Kristof Kolomb, bu yeni dünyadan sayısız çeşitli sebze ve meyveyi getirerek önce Avrupa’yla tanıştırdı. Bunların dışında tütünden hindiye kadar değişik şeyler de getirdi ama uzatmayalım konumuz domatesti.

***

Domates ancak 1550 de Avrupa’ya geldi ve süs bitkisi olarak kabul gördü. İlk kullananların İtalyanlar olduğunu yazalım. Ardından Fransız, İspanyol ve İngilizler bu mucize bitki ile tanıştılar.

***

Domatesin meyvemi yoksa sebzemi olduğu çok tartışılmıştır. Şimdi kabul gören tanıma göre, yediğiniz ürün çekirdekli ise meyvedir. Buna göre kabak-salatalık-taze fasulye-biber-zeytin ve DOMATES meyve gurubuna giriyor. Yaprak ya da kökse sebze oluyormuş. Soğan-marul-ıspanak-havuç-turp-patates-lahana-pancar gibi. Laf aramızda ben domatese meyve değil, sebze derim. (Botanikçiler duymasın).

***

Birçok kez nazım geçenlere takılmışımdır. ‘Peygamberimiz patates, domates ve hindiyi nasıl yerdi’ diye. Çoğu bana çeşitli tariflerle anlatmışladır. Oysa ki; Tek Tanrılı Dinlerin Peygamberleri Hz. Musa-Hz. İsa ve Hz. Muhammet, hayatlarında hiç patates, domates ve hindi görmemişlerdir.

***

Yazıyı, Osmanlıyla ve bizlerle noktalayalım. Elde kesin veriler olmamasına karşın domates, Osmanlı’da 1700 yılından itibaren ‘KAVATA’ adıyla önce sarayla tanıştı. Yeşil olarak bazı yemeklere ilave ediliyordu. Belki inanmakta zorlanacaksınız ama, kızarınca bozuldu diye atılıyor ve keza kızarınca ‘Şeytan Meyvesi’ kabul ediliyor ve yine atılıyordu. Domates, Anadolu’ya daha sonraları geçerek yayıldı.

Halen 28 çeşit domates türü olduğu biliniyor. Osmanlı Sarayına ilk gelen ürün kiraz büyüklüğünde olanlardandı.

***

Domatesin kısa serüveni bu işte…”

İlginç değil mi? Soframızın vazgeçilmezlerinden olan domates, aşçıların vazgeçilmez malzemelerinden biridir.

METİN PAÇ’TAN BİR ANI…

Denizli’de turizmin en hareketli döneminde tanıdığımız ve Denizli basın çalışanlarıyla iyi dostluklar kuran Metin Paç, mesleğinin ilk yıllarındaki bir anısını yazdı. Arkadaşımız Metin Paç, Karahayıt bölgesinde bulunan Colossae Termal’in ilk temelini atan Kenan Tüfekçi ile olan anısını sosyal medya hesabında paylaştı. 

İş hayatımın ilk zamanlarında yaşadığım bir hatıra. Rahmetli patronum Kenan Tüfekçi ile bir arkadaşı sohbet ediyorlardı, Ben o zamanlar kasiyerlik yapıyorum, hemen kasanın yanında oturuyorlardı. Sohbet koyu tabii, bi ara patron bana takıldı, ‘öyle değil mi evlat...’ dedi. Bende konuyu bilmediğim için yorum yapmadım, ‘bilmiyorum’ diye cevap verdim. (Haklısın patron demem gerekiyormuş) O zaman patron yanına çağırdı, dedi ki; ‘bak evlat... sen yolun başındasın sana bi nasihat vereyim’ dedi. ‘Bir gün, eleman olursun, müdür olursun, siyasetçi olursun, memur olursun ne olursan ol, senden üstte olan birisi bu patron olur, müdür olur, bakan olur, amir olur ne olursa olsun. Gündüz vakti sana derse ki, şu gökyüzündeki yıldızlar bugün ne güzel görünüyor diye, sen kazma gibi dalma, gündüz vakti yıldız mı olur diye… Deki; ‘Evet efendim çok haklısınız’ hatta ilave et, ‘efendim ay ile de müthiş uyum sağlamış’ de... Ruhu şadolsun ne kadar haklıymış. Gerçi ben nasihatini pek uymadım ama, Memlekette gündüz vakti gökyüzündeki yıldız ile ayı çok iyi gören insan topluluğu epey var maşallah.”

Evet her anıdan alınacak çok ders vardır. Metin Paç’a teşekkür ederiz…

“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 1958’İNCİ GÜNÜDÜR…

Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor... Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Laodikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor…“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yanıt verene kadar devam edeceğiz.

PAZARTESİ’NİN SÖZÜ:

“Uygarlık yolunda başarı yenileşmeye bağlıdır. Sosyal hayatta, iktisadi hayatta, ilim ve fen sahasında başarılı olmak için yegane gelişme ve ilerleme yolu budur”

Mustafa Kemal ATATÜRK

YORUM EKLE
YORUMLAR
Metin Paç
Metin Paç - 3 hafta Önce

Güzel yürekli kardeşim, paylaşımıma yer verdiğin için teşekkür ederim. Kal sağlıcakla...