İKİ ULU ÇINAR

Bundan bir yıl önce 10 Ocak 2018 tarihinde iki ulu çınar daha devrildi. Biri Türkiye'nin en değerli gazeteci, yazar ve çevirmenlerinden olan Tektaş Ağaoğlu. Diğeri ise tiyatromuzun ustalarından Yılmaz Onay. Her ikisi de Türkiye'nin yetiştirdiği büyük değerlerden. Böyle sanatçılar kolay kolay yetişmiyor, bunlar yeri zor doldurulacak ender insanlardan.

Tektaş Ağaoğlu'nu değerli bir çevirmen olarak aydın kesim yakından tanır. En güzel çevirilerinden biri Şolohov'un “ Ve Durgun Akardı Don “ adlı yapıtıdır. Nitelikli okuyucular Tektaş Ağaoğlu'nu Durgun Don çevirmeni olarak biliyor. Gerçekten de öyledir, bu güzel çeviri bir başyapıt olarak okuyucuların belleğindedir. Mark ve Engels'in “ Felsefe ve Politika “ adlı seçme yazılarını da Türkçe’ye kazandırmıştır.

O bir çevirmen, bir yazar olduğu kadar, görüşleri ilgiyle izlenen bir düşünce adamıdır da. Düşüncelerini ve görüşlerini yazarak ve söyleyerek kamuoyu ile paylaşmaktan hiç çekinmemiştir. 1980’den önce Gerçek Gazetesi'nin genel yayın yönetmenliğini de yürütmüştür. Yazılarından dolayı sıkıntıya girdiği çok olmuştur. Her şeye karşın düşüncelerini söylemeye devam etmiştir. Bilimsel sosyalizmin emekçi kitleler arasında yayılmasında katkıları büyüktür. 84 yıllık ömrü yılmadan, bu uğurda mücadeleyle geçmiştir.

***

Dostoyevski, Remarque, Charles Dickens...gibi büyük dünya romancılarından da çeviriler yapmıştır. Bu çeviriler Türkiye okuyucularının ufkunu açmış, daha evrensel düşünmelerini sağlamıştır. Tektaş Ağaoğlu'nun, çağdaş düşüncenin gelişmesine yararı büyük olmuştur.

Yılmaz Onay ise tiyatronun saygın adlarından biri. Bertolt Breth, işçi tiyatrosu gibi çalışmalarının yanı sıra tiyatro üzerine kuramsal çalışmalar da yaptı. Bunların dışında edebiyata da gönül vermiş bir insandı. 1980’li yıllarda Pospelov'un “Edebiyat Bilimi" adlı bir yapıtını Türkçe’ye kazandırdı. Bu yapıt edebiyatla ilgilenenlere dünya edebiyatı ile ilgili değerli bilgiler sundu. Onay bir dönem Ankara Deneme Sahnesi'nde çalıştı, daha sonra oyunculuktan yönetmenliğe geçti. Ankara Sanat Tiyatrosu'nda da yönetmenlik yaptı.

Tiyatro çalışmalarını yalnız yurt içinde değil, Almanya ve Hollanda da sürdürdü. 12 Eylül'den sonra yargılandı, gözaltına alındı, her sorumlu aydın gibi payına düşen sıkıntıya katlandı.

***                                

Yılmaz Onay, işçi sınıfına sanatı sevdiren adamdır. İşçi sınıfının sanatla buluşmasında önemli çalışmalar yürütmüştür. Nazım Hikmet ‘in “ Yusuf ile Menofis “ adlı oyununu izleyiciyle buluşturmuştur. Marks'tan ve Engels’ten çevirileri de vardır. Yazılar Filmatik ve Oyun Değil adında iki tane de roman yazmıştır. Daha bunların dışında sanata dair kuramsal çevirileri de vardır. Yılmaz Onay’ın 81 yıllık ömrü, emekçileri aydınlatma mücadelesiyle geçti.

Gerek Tektaş Ağaoğlu, gerekse Yılmaz Onay emekçi sınıfın bilgi düzeyini yükseltmek, onları sanatla buluşturmak için ellerinden geleni yapmıştır. Her iki yazar da emekçilerin insanca yaşam mücadelesine sanat boyutunda katılarak omuz vermişlerdir. Bu değerli sanatçılar bilimsel düşüncenin ışığında yürüyenler tarafından unutulmayacaktır. Yazdıkları yapıtlarla, yaptıkları çalışmalarla şimdiden unutulmazlar arasına girdiler. Birinci ölüm yıldönümlerinde, bu iki değerli sanatçıyı saygıyla anıyoruz.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hasan Hüseyin Yılmaz
Hasan Hüseyin Yılmaz - 3 yıl Önce

Saygı, Sevgi ve Rahmetle anıyorum. Yazıyı okuduktan sonra, bu tür insanlara, yine, insanlığın daha mutlu, daha adil, daha özgür, daha özerk, yaşamda daha istekli, daha paylaşımcı, katılımcı, toplumcu ve demokratik düşüncedeki insanlar saygı gösteriyor ve onları örnek alıyor. Olması gereken de bu ve daha ötesidir. Önce, birlikte yaşadığı tüm canlıların yaşam hakkını teslim eden, adil olmayı ilke edinmiş bir insanlık yaratmak önemli ve gereklidir. Eline ve kalemine sağlık.

Hüseyin TIPIRDAMAZ
Hüseyin TIPIRDAMAZ - 3 yıl Önce

Ülkemizin sanat hayatında böyle güzel iz bırakmış aydın ve sanatçıları unutmamak adına güzel bir yazı olmuş yüreğine kalemine sağlık hocam. Saygılarımla.