İletişimde BEN dili

Haluk Alan

Bizler okumadığı kadar aynı zamanda konuşmayan da bir toplumuz. Belki konuşmayı beceremeyen bir toplum demek daha doğru olacak. En sonda söylenecek sözü en başta söyleyen, bunu da “dimdik” söyleyen, nezaket kurallarını dışlayan bir insanlık topluluğu haline geldik. Elbette doğruyu söylemek bir erdemdir. Ama bunu yaparken nezaketi de yadsıyamayız. (Bir de hep kendinden tarafa yontanlar güruhu vardır ki, bu başlı başına ayrı bir yazı konusudur, geçelim…)
Ne söylediğimiz kadar, bunu nasıl söylediğimiz de önemlidir. Burada elbette öncelik ne söylediğimizdedir, ancak bunu nasıl ifade ettiğimiz ve dinleyende neler çağrıştırdığımız da ayrı bir öneme haizdir. Atalarımızın söylediği gibi, “tatlı söz yılanı deliğinden çıkartır”. 
İletişimde en çok yaptığımız hatalardan biri “ben” dili yerine, “sen” dilini kullanmaktır. Karşınızdaki kişiyi düelloya davet etmeye benzeyen sen dili, yarardan çok zarar veren bir iletişim hatasıdır.

 Aileler danışmanlık almak amacıyla merkezimize geldiklerinde, hep bir diyalog kurma çabası içerisinde olduklarını ama bunu bir türlü gerçekleştiremediklerini söylerler. Oysa belli kurallar çerçevesinde ve özellikle ben dili kalıbında iletişim kurulmaya çalışıldığında, eğer bir art niyet yoksa, mutlaka olumlu sonuç alınacaktır.

Bir başka yazımda ifade ettiğim gibi, ben dili,  aile içi iletişimde, “aile saati uygulaması” yaparken mutlaka uygulanması gereken bir yöntemdir. Ben dili, karşınızdaki kişiyi anladığınızı, ona değer verdiğinizi, onu olduğu gibi kabul ettiğinizi gösterir. Ben dili barışcıl ve empatik bir sözel modeldir. Karşınızdakini kışkırtmaz. Onu davranışlarını düzeltme yönünde cesaretlendirir. Kendisine değer verildiğini anlayan ve kabul eden bir birey, barıştan yana tavır alır. Özellikle olumsuz bir şeyin yapılmamasını istediğinizde ve içerisinde eleştiri de olacaksa mutlaka bu yöntemi kullanmalısınız. 
Sen dili konuşmalarda kişiler suçlandıklarını düşündüklerinden kendilerini savunmaya geçerler. Bu arada bazı yalanlara başvurabilirler. Ali’ye öğretmeni bir gün niçin ödevlerini yapmadığını sorar. Biraz yargılayıcı, sorgulayıcı ve genelleyici tarzdaki iletişim şu şekilde gerçekleşir: 

- “Ali ödevlerini niçin yapmıyorsun, bu tembelliğin nereye kadar sürecek, sen bu kafayla gittiğin müddetçe bir baltaya sap olamazsın?!”

- “Valla öğretmenim dersimi yapacaktım ama bir baktım bilgisayarıma virüs girmiş. Sonra kalemlerimi elime aldım. Ama maalesef onlarda da, evimizdeki bütün kalemlerde de virüs vardı!!!”
Bu diyalogdaki bariz yalanı kaçırdığınızı sanmıyorum. Lütfen şimdi ve burada, bu tarzdaki diyalogu ne kadar sıklıkla kullandığınızı düşünmek üzere kendinize beş dakika zaman ayırın. Gözlerinizi kapatın ve lütfen bunu düşünün.
Bir sonraki adım olarak, bu tarzdaki iletişim sonrasında hedefe ulaştığınızı düşünüyor musunuz,  ya da nasıl bir sonuç elde ettiniz? şimdi de lütfen biraz buna kafa yorun. 
Üçüncü adım, Acaba diyalogunuz bir başka şekilde örneğin, konu hakkında kendi düşüncelerinizi ifade eden ben diliyle gerçekleşseydi nasıl bir sonuca ulaşabilirdiniz? Lütfen şimdi de bunu düşünün.
Ben dili nazik ve nezih bir ifade tarzı için şarttır. Biraz nazlı olduğundan mıdır bilmiyorum ama sabır da ister. Sabırla, istekle ve inançla uygulamalarda bulunursanız, arzu ettiğiniz sonucu alırsınız.

YORUM EKLE