İNSAN KALİTESİ-3

Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri'nin güneyinde kalan bağımsız Latin Amerika ülkelerinden yedisi Orta Amerika'da, dördü Karibik kesimde ve 11 devlet de Güney Amerika'da bulunuyor. Tüm Amerika'da İngilizce, Fransızca, Portekizce, Hollandaca ve çoğunda da İspanyolca konuşulmaktadır. Yerli dilleri olarak çeşitli bölgelerde çok sayıda dil mevcutken sadece Paraguay bir yerli dili olan Guaraniceyi de İspanyolca yanında resmi dil olarak kabul etmiştir.

Farklı ölçek kullanımından dolayı bizde kullanılan Amerika haritalarında gördüğümüz ülkeleri Türkiye ile sayısal olarak da karşılaştırdığımızda şaşkına dönerim hep. Güney Amerika'nın kuzeyinde kalan çok sayıdaki o küçük (!) ülkelerden Venezuela'ya getirmek istiyorum sözü. Haritaya bakıyorum küçük ama yüzölçümüne bakıyorum 912 Bin kilometrekare. Türkiye'ninki 784 Bin km2. Venezuela bizden daha büyük. Nüfusu ise sadece 33 Milyon, bizden 50 Milyon kişi daha az…

Venezuela adeta petrol üzerinde yüzüyor; petrol rezervleri dünyada birinci sırada, Suudilerden de fazla.

Gel gör ki bu ülke petrolünü çıkarmaktan halen aciz ve insanları sefalet içinde. Halkı fakir, ABD'ye kaçak yollarla da olsa kaçmaya çalışıyor. Neden acaba?

Avrupa'da iki bağımsız ülkeden bahsedelim: Lüksemburg ve Liechtenstein. Lüksemburg'un nüfusu yarısı yabancı olarak bile ancak 626 Bin, İsviçre ile Avusturya arasında dağların arasına sıkışmış durumda olan Liechtenstein devleti sadece 39 Bin nüfuslu. Karşılaştırma bakımından Denizli il nüfusu 1 Milyon, Çanakkale il nüfusu ise 540 Bin.

Bu iki mini ülkenin insanları dünyanın en fazla gelirine sahip vatandaşlar ve tabii refah içindeler. İki ülkenin de yönetim şekli prenslik.

Yeryüzünde çeşitli yönetim şekilleri mevcut... Krallıklar, prenslikler, başkanlıklar, parlamenter demokrasiler, Komünist yönetimler vs. vs. Her rejimde de durumu iyi olan ülkeler var ama kuru ekmeğe muhtaç insanları olan ülkeler de var. Adı demokrasi olup tek insanın hükmettiği ülkeler yanında adı krallık olup insanı kişisel geniş hürriyetlere sahip ülkeler de var.

Yer altı zenginlikleri çok olan ülkelerin yanında (Venezuela gibi) yer altı maden fakiri olan (Japonya gibi) ülkeler de var. Yüzölçümü ve nüfusu büyük olan ABD (9,5 Milyon km2 ve 330 Milyon insan) yanında yüzölçümü daha büyük (10 Milyon km2) ama nüfusu sadece 38 Milyon olan Kanada var ki ikisinin de refah düzeyi üst sıralarda.

Bu karşılaştırmalarda kriter hep insan kalitesi. İnsan kaliteleri dine ve ırka bağlı değildir. Kaliteler kendiliğinden oluşmaz. İnsanının kalitesini ülke yönetimleri şekillendirir.

Ülke yönetiminin yapması gereken ilk ve en önemli iş hukuk devleti kurallarını tavizsiz olarak çalıştırmak olmalı. Çekmecedeki değil, masanın üstünde duran ve işleyen hukuk ancak bireyin kendini güvende hissetmesini sağlar. Biraz hukuk hiç hukuktur. Hukuk, yemek öğünleri ve yemek tarifleri gibi değildir, hukuk şemsiye gibidir yağmur yağdığında lazım olan. Şemsiyesi olmayan veya yırtık olan kişi bilir ki yağmur yağarsa ıslanacaktır. Hukuk düzeni bozulduğunda evinizin çatısı başınızdan uçmuş gibidir. O evde oturmak zordur, rahat değildir, insanları olabildiğince mutsuzdur.

Hukuk devleti zayıf olan bir ülke okul eğitimini, sanayisini, sanatını, sporunu da ancak zayıf yürütür çünkü kişisel hürriyetler güven altında olamaz, bireysel atılımları kötü niyetliler hep engelleyip gasp edebilir.

Sağlıklı bir ağaç yetiştirmek için uygun nitelikte toprak gerekir, su ve bakım gerekir. Hasılı, uygun bir ortam gerekir. İşte bu ortam hukuktur. Hukuk devleti hep var olmalıdır, arada bir değil.

Hukuk devletinde af kanunları yoktur. Keyfilik hiç yoktur. Kim olursa olsun birisi gelip arabasını park yasağı olan yere park edemez. Ülkenin "dokunulmazları" yoktur. Hiçbir ihlalin ama'sı olamaz. "Kime ne zararı var"ı olamaz, hiçbir ikazın "sana ne!"si olmaz. "Hoşuna gitmiyorsa çek git!" deyip seni kendi ülkenden kimse kovamaz hukuk devletinde.

Hukuk devleti olan yerde oksijen vardır, temiz hava vardır, su vardır. "Sofranda ekmeğin, etin var, daha ne istersin?" baskısı olamaz. Teneffüs edecek havan yoksa et olsa, börek olsa ne yazar?

Kaliteli insan yapması istenen işi teori ve uygulamasıyla iyi bilen, o işi öğrenmiş ve kuralından sapmadan da uygulayan kişidir. Kalitesini kullanabilmesi için önemini vurguladığım ortama ihtiyacı vardır. Yasaların ve diğer yasal kuralların uygulanamadığı yerde sadece kamunun kalitesi değil, kaliteli insanın kalitesi de dejenere olur kısa zamanda.

İyi eğitilmiş insan becerisini sahtekarlıkta kullanamamalıdır. Bunu da ancak büyük ölçüde hukuk devleti sağlar. Devlete kalitesini veren hukuk uygulamalarıdır. Hitler döneminde çok iyi yetişmiş mühendisler kusursuz çalışan hani o Yahudileri katlettikleri gaz odalarını tasarlayıp imal ettiler. İşte böyle olmaması için de insan kalitesi yanına insan haysiyetini ve değerini de eklemek gerekir. Bir diğerinin kalitesini çıkarı olan veya duygusal bağı olan belirlemez; evrensel kurallar burada da geçerlidir.

İnsan kalitesi dediğimde nedense Venezuela devleti ve Türkiye trafiği geliyor aklıma hep.

YORUM EKLE

banner220

banner221