İŞTE; NEDEN TABURCU’NUN YANITI

Denizlililerin yakından tanıdığı Nöroloji uzmanı, şair Doktor Metin Vural, aktif kullandığı sosyal medya da,“Taburcu” sözcüğünün nereden kaynaklandığını açıkladı… Dr. Vural, “Neden Türk hekimleri hastalarını iyileştirdikten sonra ‘Taburcu’ ederler; ‘gitsin’, ‘evci’ gibi kelimeler kullanmazlar, hiç aklınıza geldi mi? Taburcu kelimesinin çok hüzünlü bir hikayesi vardır aslında. Bakın anlatayım dilim döndüğünce… Özellikle 1. Dünya ve Çanakkale Savaşı sırasında ülkenin tıp eğitimi veren tek kurumu Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane, hocalarını, öğrencilerini cepheye yolluyor, eğitime ara vermek zorunda kalıyor, binası ise tamamen hastaneye dönüşüyordu. Sadece cephede savaşmakla kalmıyor, savaş olmadığında ya da geride kalan kıdemsiz tıbbiyeliler, direnişte bizzat çalışıyorlardı. İzmir’in işgalinin üç gün sonrası, 18 Mayıs 1919’da, okulda hararetli, hüzünlü konuşmaların yapıldığı, hemen direniş gruplarının örgütlendiği bilinir.

Daha çok bahsedilecek olay, anlatılacak konu var ancak, söylemek istediğim şudur; Ülkede herkes askerdir, eli silah tutan tüm erkekler savaştadır. Gerçek kurumsal düzeyde tek hastane vardır, ülkenin her yanındaki cephelerde tüm hekimler subaydır, askerdir. Yaralılar iyileştirilir, komutan hastalarını, askerlerini dolaşır. Hastanede, kışlada, revirde, cephede çadırda, savaşta. Tabip subay, iyileşenleri, tekrar silah tutabilecekleri savaşa, taburuna yollar,  ‘taburcu’ eder. Başka hiçbir milletin, ülkenin hastanesinde, hastalar iyileştiklerinde  ‘taburuna yollanmaz, taburcu’ edilmez. Bazı değerleri, yaşamının içine böylesine sindirmiş başka bir millet yoktur. Başkalarını bilmem ama, taburcu ettiğim her hastada, göğsümün ağlamaklı kabarması bundandır. Ordusunu, askerini, bağımsızlık mücadelesini, Gazi Mustafa Kemal’ini, silah arkadaşlarını, tüm aziz şehitlerini, yaşamına böyle sindiren başka bir millet yoktur. Bazı olguların farkında olmasak da her zaman, sonsuza kadar bizimle yaşayacaklar…

İşte size “taburculuğun” hikayesi…”
Elbette; her sözcüğün kaynağına indiğimizde bir hikayesi vardır… Dr. Metin Vural abimize çok teşekkür ederiz… Neden Taburcu dediğimizin yanıtını verdi…  Kurtuluş Savaşı sırasında, tedavileri yapılan askerler, taburlarına dönmüş… Verilen haklı Kurtuluş Savaşı sırasında bağımsızlığa inananlar, zaferi duymadıkça siperleri terk etmemiştir… Çanakkale gezilerinde rehberlerin anlattığı hikayeler dinleyenleri duygulandırıyor… Kurtuluş ve Çanakkale savaşlarında düşmanla göğüs göğüse çarpışan şehitlerimize ve gazilerimize saygılarımızı sunuyoruz…

DAMADI DÜĞÜNDEN SONRA HAVUZA ATTILAR
Denizlili öğretmen Hasan-Gülnur Ülgen öğretmenin oğlu Burak Ülgen ile İbrahim Selim-Ayten Bay çiftinin kızı Nesil Bay’la dünya evine girdi…

Nesil ve Burak’ın Pamukkale Yolu üzerindeki Tuğba Restorandaki rüya gibi düğünde unutmaz anlar yaşandı. Arkadaşları düğün sonunda Burak’ı havuza attı.

Havuza atılan damat Burak’a arkadaşları da eşlik etti… Damadın havuza atılması Nesil ve Burak Ülgen çiftinin düğününden yıllarca unutulmayacak bir anı oldu… Çiçeği burnundaki çift Nesil ve Burak’a bir ömür boyu mutluluklar dileriz…

YİĞİT KARAÇAY, ERKEKLİĞE ADIM ATIYOR
Yeğenim İlyas ve Ebru Karaçay’ın oğlu, Zeliha - Ahmet Ali Sakınan ve Meryem-Alirıza Karaçay’ın torunları Yiğit Karaçay, 30 Eylül 2018 Pazar günü düzenlenecek sünnet düğünü ile erkekliğe adım atacak.

Yiğit Karaçay’ın annesi ve babası Ebru - İlyas Karaçay, Aktepe  TOKİ Gazeteciler Sitesi’nde yapılacak yemekli Mevlid-i Şerife davet etti.

KARIYERİN ANLATILDIĞI KAMYON YAZISI
Karaçay Yollarda program çekimi için sık sık seyahat ettiğimizden, kamyon arkası yazılarını okuyor, bazen de fotoğraflıyoruz… Gerçekten kamyon arkası yazılar, sürücüsünün ruh halini yansıtıyor.  Kamyon şoförü, “Hayatta tek gerçek karıyer, sen çalışırsın karı yer” diye yazmış…

Şoförün yazdıklarını katılmamız beklenemez… Evde bekleyen kadınlarımızda gün boyu ev işlerinde çalışıyor, yuvanın huzurunu sağlıyor… Eğer kadınları çalışmıyor diye düşünürsek, onlara haksızlık etmiş oluruz…


“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 1292’İNCİ GÜNÜDÜR…
Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor... Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Loadikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor… Denizlililerin “Pamukkale ve Laodikya’nın Geliri Denizli’de Kalmalıdır” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yanıt verene kadar devam edeceğiz…

PAZARTESİ’NİN SÖZÜ
“Bir millet savaş alanlarında ne kadar zafer elde ederse etsin-, o zaferin sürekli sonuçlar vermesi ancak kültür ordusu ile mümkündür.”

Mustafa Kemal Atatürk

YORUM EKLE

banner21

banner124