İYİ BİR TIP EĞİTİMİ EKİBİN PARÇASI OLMAKTAN GEÇER

Cerrahpaşa Tıp fakültesi’nin dersler ve sınavlar ile geçen ilk beş yılını bitirmiş artık intörn olmuştum. İntörn doktorlar, resmi olarak hekimlik hayatına ve sorumluluğa atılmadan önce hastanenin kliniklerinde staj yaparak, hastaya klinik yaklaşım bakımından eksikliklerini tamamlarlar.

Hematoloji kliniğindeyim. Hazırlamamız için birer hasta verildi. Haftada bir gün büyük vizit olur, hocaların hocası gelir. Hastalar genel bir değerlendirmeye alınır. Bu aynı zamanda iyi bir eğitim vizitidir. Kimi hocalar öğrenciler yokmuş gibi davranır; artık asistan, başasistan, hoca ve kıdemli hocaların değerlendirmelerinden ne kaparsanız. Çalışkan ve güncel kalan bir öğrenci için fark etmez, bişeyler alır. Güncel değilseniz, sınavdan sınava çalışıyorsanız, konuya yabancı yabancı dikilirsiniz.

Hocaların hocası Prof. Dr. Asuman Müftüoğlu vizite geldi. Hastanın tetkiklerini sordu. Asistan “Personel almaya gitti” dedi. O zamanlar tetkikler şimdiki gibi elektronik ortama atılmıyor, A4 benzeri bir kağıdına basılıyor, biri laboratuvardan alıp geliyor. Asuman Hoca bu söze sinirlendi ve biz öğrencileri göstererek yüksek sesle; “Neden tetkik almak için personeli gönderiyorsunuz, öğrenciler getirsin” dedi. O andan itibaren hastamın tetkiklerini ben getirir oldum. Bu benim çok hoşuma gitti. Birisi varlığımızın farkında idi. Varlık olarak fark edilmek ne büyük nimettir. Sütre gerisinde kalmayı isteyenler bile eninde sonunda bir gün gelir ve varlığının tanınmasını ister ve bundan hoşnut olur. Belki ben bu gerçeği erken idrak edenlerden olabilirim. Devam edelim;

Hastanın tetkikini almak için laboratuvara gittim. Laboratuvarın yerini ve çalışma düzenini öğrendim. Getirirken tetkiki inceledim. Hastanın dosyasındaki bir önceki tetkike bakma ihtiyacı hissettim. Tetkikleri karşılaştırdım. Neden böylesi bir tetkik tekraren istenmiş üzerinde düşündüm, aklıma takılanları asistana sordum. O da bendeki merakı fark etti ve hem anlatır, hem de benden bazı işleri yapmamı ister oldu. Elbette ki bunların bir kısmı angarya denilebilecek nitelikte idi ama olsun ben bu işler sayesinde kendimi ekibin bir parçası olarak hissediyordum. Tansiyon, nabız baktım, bunları hasta dosyasına geçirdim, kan aldım, konsültasyon talebini yazıya döktüm, müdahale seti taşıdım. Seçmeli stajımı da bu klinikte yapmaya karar verdim.

Bu gayretlerim genç hocalardan Doç. Dr. Yıldız Aydın ve Uzm. Dr. Burhan Ferhanoğlu’nun dikkatini çekti. Onlar mı istedi, ben mi talip oldum hatırlamıyorum, lösemi hastalarında yeni uygulamaya geçen bir tedavi protokolünün etkinliğini geriye dönük olarak değerlendirmek için, dosyaları tarama görevi bana verildi. Çalışmanın sunulacağı tebliğe benim adımı da yazdılar. Beni kongrenin yapılacağı Uludağ’a davet ettiler. Hayatımın ilk kongresine katılmış ve ilk yayınını yapmış oldum.

Pamukkale Üniversitesi’ne öğretim üyesi oldum. Artık hoca ve eğiten pozisyonunda idim. Öğrenci iken ne hoşuma gidiyordu ise onu öğrencilerden istedim, onu öğrencilere vermeye çalıştım. İyi yaptığımı sanıyordum. Bir gün dekanlık gözetiminde eğitim değerlendirme toplantısı yapıldı. Öğrenciler getir götür işlerinden şikayetçi imişler. Şaşırdım, anlatmaya çalıştım, öğrencileri ekibin bir parçası yapmanın yolu bu dedim. Etkili olamadığımı mezuniyet törenlerinde gördüm. Mezuniyet törenlerinde okul birincileri konuşma yapar. Konuşmalarında övgü ve yergiler olur. Getir götür işleri, bahsedilmez ise olmaz bir yergi olarak, konuşmalarda yerini alır. Neden böyle diye düşünüyorum.

Bunun cevabını şimdilerde internet ortamına düşen şikayetlerden anlıyoruz. Hoca öğrenci ilişkisini ekip anlayışı üzerine kuramadığımız anlaşıyor. Hocaların hocalıktan kaynaklanan bir değeri zaten var. Bu değeri tek taraflı çalışan bir sisteme indirgemek temel sorun gibi görünüyor. Öğrencinin de bir değer olduğunu kabul eden ve onun varlığını tanıdığını belli edecek davranış modeline sahip olmak gerekiyor. Hocaların varlık nedeni eğitimdir ancak bizdeki sistemde performans kaygılarının da katkısı ile varlık nedeni hizmete indirgenmiş durumda. Halbuki hizmet öğrencisi olmayan diğer kamu hastanelerinde ve özellerde de veriliyor.

Hizmetin hızlı, pratik ve çok sayıda verilmesi üzerine kurulu bir sistemde öğrenci eğitimi temel amaç değil yan ürün oluyor.

YORUM EKLE