İZMİR DEPREMİ: “KORKUYORUM, TUT ELİMDEN“

Ülkemiz, felaketten felakete koşuyor: Sel baskını, çığ düşmesi, trafik kazaları, korona virüs salgını, depremler... Bu yaşananlarda kaybettiğimiz canlar, sıkıntılarımızı daha da artırıyor. Her kaybettiğimiz canla yüreğimiz parça parça oluyor. Çünkü depremde hiçbir şey yapamamanın çaresizliğini yaşıyoruz.

30 Ekim Cuma günü Denizli'de güneşli bir gün yaşıyorduk. Biraz dolaşayım diye Çınar Meydanı'na inmiştim. Yanımdan geçenler telaşlı telaşlı konuşuyorlardı; önce İstanbul'da deprem olmuş dediler, daha sonra da asıl şiddetlisinin İzmir'de olduğunu söylediler. İzmir'deki deprem Denizli dahil, tüm Ege Bölgesi'nde hissedilmişti. Demek ki, bu depremin kapsama alanı geniş. Eve geldiğimde eşim, “ bizde hissettik depremi “ dedi.

Evcek haberleri izliyordu bizimkiler. Depremin şiddetli hissedildiği yerlerde evler yıkılmış, her yer toz duman içinde görünüyordu ekranda. Görüntüler, depremin şiddetli olduğunun yansımasıydı. 6.6, 6.8, 7.  Diyen deprem uzmanları var. Şimdiye kadar Türkiye'de yaşanan en şiddetli depremlerden biri. Ekrandan yıkıntıları izlediğimizde insanın yüreği ağzına geliyordu. Yıkıntıların yakınlarında bağıran, çağıran, korkularını gösteren insanlar, felaketin getirdiği şaşkın bakışlar... Ortalık tam bir anacık babacık gününe dönmüş. Depremi anlatmak kolay değil, ancak yaşayanlar, görenler bilir neler olduğunu.

***

Hep Japonya deprem ülkesi denir ya, bizim ülkemiz daha çok deprem ülkesi. Deprem, ülkemizin hemen her yerinde oluyor; olmayan yeri yok. Orta Anadolu'nun dışında hemen her yer fay hatlarıyla kuşatılmış durumda. Bunları bilim insanları söylüyor. Yaşanan bir doğa olayı; her yerde yaşanabilir, yaşanıyor. Bu bilinçle yaşamımızı sürdüreceğiz; başka çare yok.

Deprem yaşandıktan sonra iletişim araçlarında nedenler üzerinde biraz duruluyor. Bu felakete karşı neler yapılması gerektiği anlatılıyor. Olay biraz tavsadıktan sonra hemen hiçbir şey yaşanmamış gibi unutuluyor. Fay hatlarının geçtiği yerlere, zemini sağlam olmayan yerlere bina yapılmaması söyleniyor ama yine de yapılıyor. Çok çabuk kurallar çiğneniyor; burada karışık ilişkiler olabilir. Yeni yapılacak binaların sağlam, hilesiz yapılması gerektiği söylenmesine karşın yine de yapılıyor. Bunlar bu konuda ne kadar aldırmazlık içinde olduğumuzun birer göstergesi. Yapılara yeterli denetimin olmaması da ayrı bir sorun.

***

Neden sık sık hata yapıyoruz? Bunun değişik nedenleri var: Oturulabilir, sağlam, dayanıklı binalar için yurttaşların ekonomik durumlarının iyi olması gerekiyor. Oradan kısarak, buradan kısarak yaptığımız veyahut satın aldığımız yapı sonunda bir felakete yol açıyor. Yapıların denetlenebilmesi için maddi güce de ihtiyaç var; denetleyicilere para vermek gerekiyor. Yeterli gelir, yeterli birikim olmayınca yurttaşlar dikkati elden kaçırıyor. Yeter ki bir evim olsun deyip, bu önlemlere ilgisiz kalabiliyor. Yerleşim yerlerinde hasarların en aza indirilebilmesi için insanların yoksulluktan kurtulup, yeterli gelire sahip olması önemli.Yoksulluğu, ekonomik sıkıntıları ortadan kaldıramadığımız sürece, bu felaketlerin yaşanması kaçınılmaz. Sağlam ve dayanıklı yapılar ancak büyük paralarla yapılabiliyor. Elindekiyle yetinerek yaptığın zaman istenilen nitelikte, depreme dayanıklı yapılar ortaya çıkmıyor. Varlıklı bireyler daha sağlam, az katlı, bahçeli binalar yaparak, bu doğa olayının etkisinden en az zararla kurtulabiliyor. Genelde yeterli geliri olmayan yoksul insanlar, daha çok zarar görüyor depremden. Çünkü onlar en kötü evlerde oturuyor.

***

Japonya gibi gelişmiş ülkeler, bu deprem gerçeğini bilerek ve önlem alarak yaşıyor. Oralarda yapılar sağlam, kullanışlı, depreme dayanıklı yapılıyor ve kaygısız oturuyorlar. 9 şiddetine kadar dayanabilecek yapılar yapılıyormuş. Onlar önlemli olduklarından depremden korkmuyor; depremden sonra hemen işlerine hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorlar. Bilimin verilerinden yararlanılarak yapılan binalar yerle bir olmuyor, yıkıntı haline gelmiyor.

Gelişmiş ülkeler mühendislik biliminin en son verilerini kullanarak kendi insanlarını güvence altına alıyor. Hatta o ülkelerde bir daireye ne kadar eşya konulacağını bile dikkat ediyorlar. Binanın taşıma gücünün üstündeki fazlalık eşyaları evden çıkartıyorlarmış. Plansızlık ve programsızlığın başka insanların canlarına zarar vereceğinin bilincindeler. Oralarda yurttaş sorumluluğu yerleşmiş.

***

“Korkuyorum, tut elimden!” diyen kemancı kız İnci yıkıntıların arasından çıkarılırken içiniz acıyor, yüreğiniz parçalanıyor. Yıkıntının kenarında tedavi eden doktor hanım tatlı sözlerle İnci'nin acılarını sağaltmaya çalışıyor, dayanma gücü sağlıyor. Doktorun tedavi ederken ki konuşmaları insanın umudunu çoğaltıyor. Doktorlar, sağlık çalışanları felakete uğrayan insanları hayata bağlamaya çaba gösterirken seviniyorsunuz. Tedavi sırasındaki edilen sözler moralimizi yükseltiyor. Sağlık çalışanları her felaket anında alkışlanacak iş yapıyor.

İzmir Depremi'nde 79 kişinin yaşamından olduğu, 962’den fazla insanın da yaralı olarak tedavi altına alındığı haberleri geliyor. Depremde yakınlarını kaybedenlere baş sağlığı diler, yaralı yurttaşların bir an evvel iyileşmelerini canı gönülden isteriz. Bir daha böyle felaketler yaşanmasın!..

FOTOĞRAFLAR : Haydar Pekdüz

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hamit Filizer
Hamit Filizer - 1 ay Önce

Bir uzman diyor ki :Yoksullar depremi yaşar. Bu işte binayı yapanlar kadar binaya sağlam ve uygun diye oturma ruhsatı verenler sorumludur.Insan zar zor yıllarca borçlanarak bir daire alıyor .Bunun sağlam olup olmadığını kolonlarını ,kirişlerini nereden bilecek.Zemin etütleri yapılmalı,iyi bir denetleme sonucu sağlam olmayan binaya oturma ruhsatı verilmemelidir.Yoksa diğer depremler gibi bunlar daunutulacak ve daha çok canlar yanacaktır.

Pelin ÖZTÜRK İNAMLIK
Pelin ÖZTÜRK İNAMLIK - 1 ay Önce

Emeğinize sağlık

Bayram ayko
Bayram ayko - 1 ay Önce

Deprem gerçeği ve yaşananlar güzel anlatılmış.
Kalemine, yüreğine sağlık

Zülfali ARAS
Zülfali ARAS - 1 ay Önce

Çok zor günler.
Söz bitiyor.
Acı ......
Yine de ellerine sağlık.

Cengiz Pekduz
Cengiz Pekduz - 1 ay Önce

Güzel bir çalışma olmuş kaleminize Sağlık Teşekkürler

Zeki yavuzak
Zeki yavuzak - 1 ay Önce

Duyarlılığınız için teşekkürler. Fotoğraflar da etkileyici..

Cengiz ŞAHİN
Cengiz ŞAHİN - 1 ay Önce

Anlatılan durum üzücü. Yazı gayet doyurucu. Kalemine, yüreğine sağlık Dostum. Bir daha bu tür yıkımların yaşanmaması için gereken önlemlerin bir an önce alınmasını dilerim.

Hüseyin TIPIRDAMAZ
Hüseyin TIPIRDAMAZ - 1 ay Önce

Deprem gerçeği ile yaşamak zorunda olduğumuz doğru fakat binaların sağlam yapımında devletin kurumların müteahhit lerin ve mühendislerin sorumlulukları çok fazla. Bu sorumluluğu dürüst bir şekilde yapmaları gerekir. Ancak böyle depremden zarar görmeden kurtulabiliriz. İzmir halkına büyük geçmiş olsun dileklerimizi sunuyorum. Umarım bir daha böyle acılar yaşamayız. Kalemine yüreğine sağlık hocam