KAMU HARCAMALARI, SOSYAL ADALET ve SURİYELİ MÜLTECİLER

Devlet, insanların birlikte yaşama zorunluluğundan ortaya çıkan ihtiyaçları karşılamak için kurulan en büyük siyasal, toplumsal ve ekonomik örgütlenme biçimidir. Amacı sınırları içerisinde yaşayan toplum bireylerinin maddi ve manevi varlığının gelişmesi için siyasal, sosyal ve ekonomik engelleri kaldırmaktır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, laik demokratik bir hukuk devleti olmasının yanısıra aynı zamanda sosyal bir devlettir. Sosyal devletin ulusal politikalara yansımasının yanısıra, yıllardır zorda olana kapısını açan, hatta bize gelemeyene bizim gittiğimiz bir devlet haline geldiğimizi net olarak görmekteyiz. Ve son 6 yıldır bir de mültecilerle görev addederek ilgilenen bir ülke haline geldik. Bizi ekonomik tarafı ilgilendiriyor, burada biraz değinmeye çalışacağız. Suriye’de yaşanan savaş sonucunda sınır komşusu olarak ülkemize gelen mülteciler için yapılan kamu harcamalarının miktar ve bileşimleri, mülteciler için daha iyi yaşam standartlarının oluşturulabilmesi için yapılması gerekenler analiz etmeye değer.

İçişleri Bakanımızın açıklamalarına göre; mülteciler için kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve halk tarafından yapılan toplam harcama 25 milyar dolar olarak belirtilmiştir. Kamu harcaması olarak devlet kurumları tarafından yapılan harcama miktarı 36 milyar TL’yi bulmuştur. AFAD tarafından 3 Kasım 2016 yılında yayınlanan rapora göre 2011 yılından bu yana Türkiye mülteciler için 12 milyar dolar harcamış, uluslararası toplulukların yapmış oldukları katkılar ise 512 milyon dolar olarak belirtilmiştir (AFAD,2016).

2011 yılında başlayan savaş neticesinde Türkiye’de an itibariyle 3.551.780 mülteci barınmaktadır. Yaşanan Suriye krizi, sadece barınma olanağının verilmesi ile son bulmamakta, barınma ile birlikte mülteciler için sağlık, eğitim, güvenlik, istihdam ve topluma entegrasyon sorunları, Türkiye’nin kamu politikalarını etkilemiştir. Sadece kamu harcamalarındaki artışla değerlendirilemeyen başka bir durum ise, mültecilerin gelmesi ile emek faktörünün ucuzlaması Türkiye’de yaşanan işsizliğin nedeni olarak mültecilerin görülmesine neden olmuştur. Küresel işsizliğin yükselme trendi gösterdiği son yıllarda Türkiye’deki işsizlik rakamları da artış eğilimi göstermektedir. Kampların dışında yaşayan Suriyeli mültecilerin de kayıtdışı (enformel) sektöre katılması, emeğin değerini düşürmüş, maliyet avantajı sağlaması nedeniyle işverenler tarafından tercih nedeni olmuştur. Eğitim ve sağlık konusunda ise, sunulan hizmetlerin yetersiz olduğu ifade edilmektedir. AFAD verilerine göre, tüm kamplarda verilen poliklinik hizmeti sayısı 6 milyonu geçmiş olup, Türkiye genelinde doğum sayısı ise 151.000’i geçmiştir (AFAD, 2015). Buna rağmen, yaşanan bölgelerdeki nüfus yoğunluğu dikkate alındığında, örneğin Kilis’in nüfusu normalde 80.000 iken bölgede yaşayan 90.000 Suriyeli mültecinin olması, büyük bir hastane ihtiyacını beraberinde getirmektedir. UNICEF’in raporuna göre ise, kamplarda yaşayan Suriyeli çocukların sayısı 700.000 civarındadır fakat sadece 300.000 çocuk eğitim hizmeti almaktadır. Ayrıca, aynı rapordaifade edilen bir diğer husus, kamp dışında yaşayan 391.000 çocuk eğitim hizmetinden faydalanamamaktadır (UNICEF,2015).

Yukarıda rakamlarla özetlemeye çalıştığımız rakamsal boyutlarıyla Suriye Meselesi bir süre daha devam edeceğe benziyor. Yüzlerle nadiren de binlerle ifade edilen rakamlarla mülteciye dikenli teller, yüksek duvarlar ve mayınlı arazilerle sınırlarını kapatan Avrupa’nın yanında, kimseden destek almadan bu kadar insana sırf insan oldukları için kapılarını açan, çok yüksek rakamlar harcanmasına rağmen kimseye muhtaç olmayan ülkemle gurur duyuyor, bu sorunun bir an evvel çözülmesini Ramazan ayı hürmetine rabbimden niyaz ediyorum. İlaveten vurgulamalıyım ki, geri kabul anlaşması ivedi gözden geçirilerek revize edilmelidir.

YORUM EKLE