KARAHAN’A, DOĞAN’A VE TEFENLİLİ’YE TEŞEKKÜR

Korona Virüsü nedeniyle evde kalarak bir aya yakındır korunmaya çalışıyoruz. Eve yan komşuyu bile kabul etmediğimiz dönemden geçiyoruz. Denizli’de görev yapan basın emekçileri ise haberlerini aksatmadan gazetelere, televizyonlara ve internet haber sitelerine yetiştirmenin heyecanını yaşıyor. İşte; bu haber koşuşturması sürecinde Denizli Gazeteciler Cemiyeti üyelerinin daha sağlıklı ortamda çalışmaları ve haberler yapmaları için Denizli Valisi Hasan Karahan, Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan ve Denizli Ticaret Borsası Başkanı İbrahim Tefenlili, maske ve dezenfeksiyon malzemesini Denizli Gazeteciler Cemiyeti Basın Merkezi’ne gönderdi. Vali Hasan Karahan’a, Başkan Şeniz Doğan’a ve Ticaret Borsası Başkanı İbrahim Tefenlili’ye duyarlı davranışlarından dolayı Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olarak teşekkür ederim.

BAŞKAN ZOLAN’DAN KİRACILARA MÜJDE…

Denizli Büyükşehir Belediyesi, koronavirüs ile mücadele kapsamında İçişleri ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın genelgeleri ile faaliyetlerini durduran, mülkiyeti belediyeye ait 200 işyerinden kira almayacağını açıkladı.

Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan’ın talimatıyla alınan karara göre; Kovid-19 tedbirleri kapsamında İçişleri ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın genelgeleri doğrultusunda faaliyetlerini durduran, Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin kiracısı olan toplam 200 işletmeden 1 Nisan 2020 tarihinden itibaren kira alınmayacağı bildirildi.

"ESNAFIMIZIN DA YANINDAYIZ"

Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan "Bu hassas süreçte, mülkiyeti Büyükşehir Belediyemize ait olan ve ilgili genelgeler ile faaliyetini durduran kiracılarımızdan işyerleri yeniden açılıncaya kadar kira bedeli tahsil etmeyeceğiz. Büyükşehir olarak esnafımızın da yanındayız. Bu zor günleri inşallah birlikte aşacağız.” Diye konuştu.

Denizlili esnaflar, zor süreçten geçtiğimiz bu dönemde Başkan Osman Zolan’ın yaptığı bu açıklamadan dolayı rahat bir nefes aldı.

BAŞKAN DOĞAN, YARDIMLARIN ULAŞMASINA YAKINDAN İZLİYOR

Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, korona virüsünden dolayı uygulanan iki günlük sokağa çıkma yasağında vatandaşlara yapılan yardımları birçok mahallede kendi elleriyle veriyor.

Merkezefendi Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, çağrı merkezi ile Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ilaçlama ve çöp toplama ekiplerinin tam kadro olarak çalışmalarını sürdürdüğünü söyleyen Başkan Şeniz Doğan, “Merkezefendi Belediyesi olarak biz sizin için görevimizin başındayız. Ekiplerimiz sahada ilaçlama, dezenfekte ve çöp toplama çalışmalarına devam ediyor. Çağrı merkezimiz hemşerilerimizin talepleri alıyor, sorularını cevaplıyor. Zabıta Müdürlüğü ekiplerimiz de tam kadro hemşerilerimize hizmet ediyor. Paniğe kapılmadan, endişelenmeden bu süreci en iyi şekilde, hep birlikte aşacağız. Belediyemizin tüm olanakları hemşerilerimizin emrindedir” dedi.

MERKEZEFENDİ BELEDİYESİ CAN DOSTLARI UNUTMUYOR

Merkezefendi Belediyesi Zabıta ekipleri , sokağa çıkma yasağı ile aç kalan can dostlarımız sokak hayvanlarını da unutmayarak ekmek ve mama vererek besledi. Başkan Doğan, “Can dostlarımızı unutmamalıyız. Onların yiyeceklerini  ve su ihtiyaçlarını ekiplerimiz karşılıyor.” Dedi.

“GÖNÜL HEP GENÇTİR”

Arkadaşımız Tahsin Eşmeli, Denizli Valiliği Basın halkla İlişkiler Müdürlüğü’nde görev yaptığı sıralarda yaşadığı bir anıyı sosyal medyada paylaştı. 

Eşmeli, “Yıl 2010. Çivril ilçesini ziyaretten dönüyoruz. O zamanlar valilikte çalışıyorum. Dönemin valisi Yavuz Erkmen. Çok insancıl ve cana yakın bir insan. Gittiği her yerde bürokratlarla değil halkla bir araya gelmeye gayret eden bir vali.

Çivril dönüşü Yokuşbaşı Köyü’nde makam aracını durdurdu. Köy kahvesinin önünde. (O zamanlar Denizli-Çivril yolu o köyün içinden geçiyordu ve çok tehlike oluşturuyordu. Şu an köyün dışından geçen bölünmüş yolun yapılmasında en büyük emek sahibi odur.) Kahvedeki insanlar saygı gereği ayağa kalktılar. O ise araçtan indikten sonra kahveye doğru giderken hemen bitişiğindeki evin duvarının dibinde asasına yaslanmış olarak oturmakta olan nineye yöneldi. Sonra onunla sohbete başlayıp bir isteği olup olmadığını sordu. Nine de naçizane bir istekte bulundu. Sonra da ‘Kusura bakma oğlum beden yaşlanıyor ama bu gönül hep genç kalıyor’ dedi. Bu ninemizin lafı o zaman hançer gibi beynime saplandı. Oysa o zamana kadar yaşlanmayı düşünemiyordum bile. O ninemiz hayatta mıdır bilmiyorum. Ama zaman geçtikçe o ninemizin lafı daha bir anlam kazanıyor.” Diyor.

Evet hep söylenir dururuz… “Ah kahpe gençlik” diye hayıflanırız. Gençlikte ne söz dinlerdik, ne nasihat. Yaş ilerledikçe gençliğimizi arıyoruz… Ama ninemizin dediği gibi gönlümüz hep genç kalıyor…

KOVANDA ERKEK ARI OLMAK

Tahsin Eşmeli, arıların yaşam hikayelerini sosyal medya hesabında paylaştı. “Erkek” başlık yazısında arı kovanlarının yaşam koşullarını kaleme alan Eşmeli, bakın şu uyarılarda bulunuyor.

“ERKEK

Dünyanın en çalışkan hayvanları arılardır. Bitkilerdeki tozlaşmayı büyük oranda sağlayan onlardır. Dünya yüzeyinde hayat devam ediyorsa bu belki onlar sayesindedir.

Arı kovanında üç tip arı bulunur. Birincisi kraliçe veya ana arı diye adlandırılan arıdır. Bu arı her kovanda yalnızca bir tane bulunur. Bütün yaşamı boyunca görevi yumurta üretmektir. Kovandan yıl boyunca bir defa çıkar ve bu da erkek arılarla çiftleşmek içindir. Polen toplamaz, bal yapmaya çalışmaz, ona ömrü boyunca işçi arılar bakar.

İkinci tip arılar işçi arılardır. Bütün yük onların omuzlarındadır. Polen toplamak, bal yapmak, kovanı havalandırmak, kovanı temizlemek, kovanı yabancı ziyaretçilerden korumak, ana arıyı beslemek, kısacası bütün yükü onlar çekerler. Bunlar dişi arılardır.

Son olarak bir de erkek arılar vardır. Bunlar ilk bakışta belli olur. İşçi arılardan irilerdir. Yaşamları boyunca asla çalışmazlar. İşçi arıların getirdiği polenlerle ve balla beslenirler. Ömürleri boyunca tek bir görevleri vardır. O da ana arı ile çiftleşmek. Çiftleşme zamanı geldiğinde ana arı kovanından çıkar. Ardından da bütün erkek arılar onun peşinden kovanı terk ederler. Bir süre sonra çiftleşme işlemi tamamlanıp ana arı kovana döndüğünde erkek arıları bekleyen bir sürpriz vardır. Kovanın girişinde bekleyen işçi arılar erkek arıları kovana sokmazlar. O zamana kadar hep hazırdan yiyen, bal yapmayı ve polen toplamayı bilmeyen erkek arılar, kovana da alınmadıkları için açlıktan ölürler. Özellikle ilkbaharın sonuna doğru kovanların önünde yığınla arı ölüsü görülür. Bunlar ihtiyaç kalmadığı için dişiler tarafından kovana alınmayan ve açlıktan ölen erkek arılardır. Yani emekli olup da evde istenmeyen erkekler gibi.

Son bir not olarak şunu ekleyeyim. Polen zamanında bir arının ömrü azami 21 gündür. Peki bu yazıyı niye mi yazdım? Emekli olmaya karar verince o erkek arılar aklıma geldi de ondan.”

Arıların çalışkanlığını vurgulamak için Ata sözlerimiz vardır.  Arılar, hem insanlık, hem de kendileri için çiçek, çiçek dolaşıp polen topluyor. Ama son yıllarda arıları düşünmeden yaptığımız zirai ilaçlamalar, arıların yaşamlarını zora sokuyor. Bilim adamları, arıların yok olduğu dünyada bitkilerin döllenmesinin olmayacağı konusunda uyarı yapıyor.

Arılara saygı gösterelim ki; soframızdaki balları eksilmesin…

BİR FOTOĞRAF, ŞERİF HOCAMI DUYGULANDIRMIŞ VE ŞİİR YAZDIRMIŞ…

Anadolu’dan gelip te; hangimiz toprak evlerle tanışmadık ki… Mesela benim köyüm kiremit çatılarla 1950’lili yıllarda tanışmış… Anadolu’da hala kara örtü toprak evler vardır…

Bu evler yazın soğuk, kışın sıcaktır. Kışın özelikle kadınlar Yungu ile akmaması için sıkıştırma yaparlar… Şimdi Denizlililerin yakından tanıdığı şair Şerif Kutludağ’a ilham veren Hava Avcı Köseoğlu’nun fotoğrafına yazdığı şiire birlikte okuyalım… 

“KERPİÇ EVLER

Ah! Anadolummm!..

Ah köylerim, kasabalarım

Bir zamanlar kerpiç evlerle dolu şehirlerim.

Ah!.. Kerpiç evleri resme, şiire taşıyanlarım…

Yalnız duvarları toprak değildir kerpiç evlerin

Toprağın emzirdiği ağaçların çocuklarıdır evvel emirde,

İllâ da mavi boyalı

Kapıların, tavanların ve de pencerelerin…

Gelinler girmezden önce

Kireç badanalarla süslenen

Gelin/damat odaları desen

Misafir altına serilmeyi bekleyen

Pamuk ellerle doldurulan

Pamuk basılmış desen desen

Gelin döşeklerini bekleyen yüklükler…

Ya her biri toprağın emaneti olan

Kapı arkasında bekleşen süpürgeler

Ya ocaklarda kütük başında kararıp duran

Ocak bardaklarına ne denmeli ki!..

Bir zamanlar her odanın duvarına oyulmuş

Ocaklar varken iki gözüm:

Kavurgalar kavrulur,

Darılar patlatılırmış

Alev alev yalazlanan

Harlayan odun alevlerinde…

Karlar yağdığında

Dam üstlerinde

Gezinirken yuga taşları

Yağmurlarda eleğe dönerdi

Toprak damlar…

Altında boynu bükük

Burma bıyıklı

Koca adamlar…

Toprağın adamıymış onlar.

Toprak işlermiş onlar..

Ekim ayında eker,

Haziranda harman ederlermiş ürünleri

Yazları tarla, bağ ve bahçelerde geçermiş onların.

Hazanda topraktan ayrı düşmekmiş hüzünleri.

Kerpiç evleriyle en çok halleştikleri zamanlarmış kış ayları

Küllerini paylaşırlarmış komşularıyla

Kaygılarını, tasalarını ve kederlerini

Kerpiç evlerin duvarlarına emanet ederlerken

Kerpiç evlerde yaşarlarmış

Duvarlarda ve yüzlerinde gezinen

Sevinçlerini…”

(Bu şiir bu fotoğraf görüldükten sonra yazılmıştır. 6 Nisan 2020- Karşıyaka/İZMİR / Şerif KUTLUDAĞ- Not: Fotoğrafın kime ait olduğunu bilemediğim için kimin tarafından çekildiği bilgisini yazamadım. Sadece Hava Avcı Köseoğlu'nun sayfasından aldığım bilgisini söyleyebilirim.)

“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 1866’INCI GÜNÜDÜR…

Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor... Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Laodikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor…“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yanıt verene kadar devam edeceğiz…

PAZARTESİ’NİN SÖZÜ:

"Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir."

Mustafa Kemal ATATÜRK

YORUM EKLE

banner212

banner211