KAYMAKAM OĞUZ ŞENLİK’TEN ÖRNEK DAVRANIŞ

Serinhisar İlçesi’ne 1 Ekim 2018 tarihinden atanan Kaymakam Oğuz Şenlik, vatandaşların sorunlarını dinlemek için mahalleleri dolaşıyor. Kocapınar Mahallesi’nde sorunları dinleyen Kaymakam Oğuz Şenlik’e, Kocapınar Mahallesi Muhtarı Mutlu Solmaz sorunları anlattı.

Serinhisar Kaymakamı Oğuz Şenlik, makamının herkese açık olduğunu belirterek, “Sorunları dinlemek için geldim. Sizi de, her zaman sorunlarınızı anlatmanız için bekliyorum. Biz sorunların çözümü için gerekli mercilere bildirir ve takibi yaparız.” dedi.

Muhammet Karaçay - Oğuz Şenlik

Mahallesi muhtarı Mutlu Solmaz, mahallenin giriş ve çıkışına güvenlik kamerası konulmasını istediklerini belirterek, “Mahallemize giren ve çıkan araçları tespit etmek istiyoruz. Önümüz Kurban Bayramı büyükbaş ve küçük baş hırsızlığının önüne geçmek istiyoruz. Yağmurdan dolayı yolların büyük bir bölümünde hasarlar oluştu. Tamiratların yapılmasını istiyoruz” dedi.

Oğuz Şenlik, Kocapınar Köyü Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nin Kültür Evi’nde 365 gün açık olan fotoğraf sergisini gezdi… Sergilerin gelecek kuşaklara, dönemin anlatılması açısından önemli olduğunu belirten Kaymakam Şenlik, “Bunlara sahip çıkmalıyız. Bir fotoğraf geçmişten çok şeyler anlatır. Daha da geliştirmenizi beklerim” diye konuştu. Serinhisar ı Oğuz Şenlik’e örnek davranışından dolayı çok teşekkür ederiz…

Adem Akbulut - İbrahim Akbulut - Muhtar Mutlu Solmaz - Kaymakam Oğuz Şenlik - Himmet Evşen - Şükrü Akman - Şevket Kalkan 

ARSLAN, SİVRİ VE İPEK İSİMLERİNİ DENİZLİ TARİHİNE YAZDIRDILAR…

Denizli 2019 Haziran ayını hiç unutmayacak. Milletvekili Kazım Arslan, Duayen sanayici Esat Sivri ve Denizlispor Kulübü’nün efsane Başkanı Ali İpek, aramızdan ayrıldı. Sevenlerini hüzne boğan merhum Milletvekili Arslan, işadamı Esat Sivri ve spor camiasının Ali ağabeyi son yolculuğuna uğurlandı… Her ölüm elbet erkendir…

Kazım Arslan - Esat Sivri - Ali İpek

Sevdiklerinin binlerce anısıyla yaşayacak olan Kazım Arslan’la, Esat Sivri’yle ve Ali İpek’le anılarım var. Merhum Kazım Arslan, her görüşünde “Haberler nasıl?” diye sorardı. Denizli sanayiinin beyefendisi Esat Sivri ise, “Yine neyin peşindesin?” derdi… Spora adanmış yaşamı ve güler yüzlülüğü ile tanıdığımız Ali İpek, “Bana skor sorma, 90 dakika sonra belli olacak” derdi. Arslan’a, Sivri’ye ve İpek’e yıldızlar yoldaşı olsun diyorum… Arslan, Sivri ve İpek isimlerini Denizli tarihine altın harflerle yazdırdılar…

SİZ NE YAPARDINIZ?

Sosyal medya da arkadaşımız Neriman Çınar Serin, Hulusi Samim ile ilgili bir hikaye paylaştı. Bu tür yaşanmış hikayeleri hepimiz bilmeliyiz… Devletin tek kuruşunun bile buharlaşmasına gönlü rıza olmayan Hulusi Samim’in hikayesinden alınacak çok ders var diye düşünüyorum...

Neriman Çınar Serin

İşte hikaye:

“Nazilli Tren İstasyonu'nda, treni karşılamak için bekleyen insanların arasındayız.. Ankara'dan gelen trenin son vagonundan inen İsmet İnönü, peronda kendisini karşılayan insanların elini sıkarken, bir çocuk ilişir gözüne..

Beş-altı yaşlarında olan çocuk, elinde testi ve bardakla su satmaktadır. Çocuktan su isteyen İnönü, bardağı teslim ettikten sonra kendisine sorulan bir soruyu yanıtlayıp başını geri çevirdiğinde, çocuğun yerinde olmadığını görür..

İnönü'nün kasabaya gelişinin nedeni, Kurtuluş Savaşı yıllarında Ege dağlarında işgal ordusuna karşı savaşan "Mahmut'un Ali Efe"yi Sultanhisar'daki evinde ziyaret etmektir. Efe'nin evine gelen İnönü'yü bir sürpriz bekler ;

Nazilli İstasyonu'nun kalabalığında bir an görünüp kaybolan su satan çocuk orada, Mahmut'un Ali Efe'nin kapısının önünde gülümsemektedir. Efe'nin komşusu Terzi Mustafa Bey'in oğlu olan çocuğa adını sorar İnönü : "Hulusi Samim, efendim."
Hulusi Samim, o anı hayatı boyunca hiç unutmayacaktır...

En çok da mutlaka okumasını söyleyen İnönü'nün okul masrafları için kendisine verdiği 100 lirayı..

Nazilli İlkokulu'nu bitiren Hulusi Samim, girdiği öğretmen okulu sınavlarında Türkiye birincisi olur. Ne var ki babasının maddi gücü yoktur. Terzi olduğu için "Kesim" soyadını alan babası Mustafa Bey'in bir meslektaşı girer devreye ve Hulusi Samim onun katkısıyla Ortaklar Öğretmen Okulu'na kaydedilir..

1961 yılında, arkadaşlarına her hafta evlerinden zarf içinde gelen harçlıklar dağıtılırken, böyle bir anı hiç yaşamamış olmanın hüznüyle mezun olur okuldan.. Önce Aydın, Atça ilçesi, Kılavuzlar Köyü ilkokulunda görev alır. Ardından Diyarbakır Kayagediği köyüne atanır. Öğretmenlikteki başarısı öne çıkınca, MEB'nın Halk Eğitim Müdürlüğü'nde görev almak üzere Ankara'ya davet edilir. Bunu fırsat bilerek, Ankara Üniversitesi Kamu Yönetimi'ne kayıt yaptırır..

Memuriyeti ve öğrenciliği nedeniyle yoğun çalışma temposu içinde bir yandan da ders kitapları kaleme alır.. İlkokul ve ortaokulda okutulan "Sosyal Bilgiler" ve "İnkılap Tarihi" kitaplarının kapağında onun adı Samim Kesim yazmaktadır artık..

Özel yayınevleri kendileriyle çalışması için teklif üstüne teklif yapar. O, hiç tereddüt etmeden şu yanıtı verir : "Beni devlet okuttu. Eğitim hayatımı devletin bursu sayesinde tamamladım. Yazdığım kitaplardan telif alamam.."

Kız meslek liselerine alınacak dikiş makineleri için görevlendirilir.. Açılan ihaleyi kazanan firma temsilcisi Hulusi Samim Bey'e ev adresini vermesini ister. "Neden ?" siye sorduğunda, hediye olarak o yıllarda çok zor satın alınan bir televizyon gönderecekleri yanıtını alır. O an, elindeki tüm belgeleri yırtar ve ihalenin iptal edildiğini söyler..

Gazi Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümünde öğrenci olan kızı Feray, bardaktan boşanırcasına yağmurun yağdığı bir akşam vakti okuldan çıkar..

Önünden geçen arabaların yağmur sularını üstüne sıçratması yetmediği gibi, belediye otobüsü de durağa gelmekte gecikmiştir. Babasının arabasının geldiğini görünce rahat bir nefes alır.. Sıkıntısı sona erecek, ıslanmak bir yana, soğuk kış günü üşümekten de kurtulacaktır. Otobüs durağına yanaşan araba yavaşlayarak durur ve arka camı usulca aşağı doğru açılır. Pencerede bir şemsiye görünür !..

Şemsiyeyi uzatan Samim Bey, "Al kızım," diye seslenir, sonra da camı kapanan araba uzaklaşır duraktan..

Eve uzun bir süre sonra, sırılsıklam dönen Feray, masasına oturmuş yazdığı yeni ders kitabı için çalışmakta olan babasına dargın ve kızgın bir dille seslenir : "Baba, ne yaptın sen bu akşam ?"

"-Ne yaptım kızım ?"

"Yağmur altında ıslandığımı gördüğün hâlde beni arabana almadın.."

"-O araba benim değil ki kızım, devletin.. Benim olan şemsiyeydi ve yağmurdan korunman için onu sana verdim….”

Siz; çocuğunuzun yağmurda ıslanmaması için şemsiye mi verdirdiniz, yoksa otomobile mi alırdınız? Benim fikrimi sorarsanız şemsiye verirdim….

Abbas Hacı Ömeroğlu - Hüsamettin Ataman - Filiz Eren

ATAMAN’IN, DENİZLİ’YE DÖKÜLEN 50 YILLIK ALIN TERİ…

Denizlililerin yakından tanıdığı mimar ve yerel tarih yazarı Hüsamettin Ataman, ODTÜ’den mezun oluşunun 50. Yılında mezuniyet madalyasını aldı. 1969 yılında güvenlik nedenleriyle yapılamayan mezuniyet töreninin 50 yıl sonra yapıldığını söyleyen Mimar Ataman, “ODTÜ 1969 mezunları olarak her 10 yılda bir araya gelerek nostalji yaşıyoruz, anılarımızı tazeliyoruz. Mezuniyet acısını çıkartıyoruz Her fakülte dekanı tarafından özel olarak hazırlatılan 50.Yıl mezuniyet madalyaları verildi. Bu yıl ki törenin bir özelliği de, üniversitede alınan boykot kararının ilan edildiği Mimarlar Fakültesi’nin Büyük Toplantı Salonu’nda yapılmasıdır. 1969 yılı mezunlarının 50 yıl önceki anıları tazelendi.” dedi. Ankara ODTÜ kampüsünde yapılan kutlamalara katılan mimar Hüsamettin Ataman, 50. Yıl anısına hazırlanan madalyayı “Hüsamettin Ataman Müzesi’nde gururla sergileyecek… Hüsamettin Ataman abimize, sağlıkla nice yıllar, Denizli’ye katkılar sağlamasını bekliyoruz…

“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 1572’İNCİ GÜNÜDÜR…

Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor... Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Loadikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor… Denizlililerin “Pamukkale ve Laodikya’nın Geliri Denizli’de Kalmalıdır” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yanıt verene kadar devam edeceğiz…

PAZARTESİ’NİN SÖZÜ:

“Milli sınırlar içinde bulunan yurt parçaları bir bütündür; birbirinden ayrılamaz.”

Mustafa Kemal ATATÜRK

YORUM EKLE