KAZANDIK MI?

İşin felsefesine çok fazla girmeden, biraz da etrafından dolanarak şu “kazanmak-kaybetmek” işlerini eşelemek istiyorum sevgili okur.

Bu yazının ana fikrini; çok sevdiğim, ilk gençliğime çok katkısı olan hatta bugünümü şekillendiren bir filmden aldım, “Kaybedenler Kulübü”. Sevgili Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk’un hayatlarını konu alan bu güzel filmde bir replik var, Mete’yi canlandıran Yiğit Özşener radyo programında ki ikili konuşmada bu muazzam cümleleri kuruyor.

- Aslında kazanmak nedir ki? En büyük zaferi kazandığında bir Antonious olduğunu düşün; Paris'e geldiğini ve o takın altında olduğunu ve bütün insanların senin altında olduğunu düşün ve gücün en üstünde olduğunu... Yalnız kaldığın o anda "n'oldu be, şimdi n'olacak?" diyorsan kaybedensin sen, kaybetmişsin. Yani o anda en büyük zaferin içinde kaybetmişsin.

Bizim kazandıktan sonra sevinecek vaktimiz bile olmadan yeniden bir savaşa veya yarışa girmemiz standardımızken, düşünecek vakit bulmamız mümkün mü? Ya da kaybettiklerimizin acısını hala hissederken "n'oldu be, şimdi n'olacak?" diyebiliyor muyuz?

Asıl soru; biz kendimizle olan savaştan bir galip çıkartabiliyor muyuz?

Her gün; koşuşturma, yaşam kavgası, maddi sıkıntılar, kötü haberler, hayâsız davranışlar, katliamlar, yaralamalar, intiharlar ve vurdumduymazlıklarla boğuşurken, sen sevgili okur, kendi aklını, kendi kalbini yenebiliyor musun? Çok değil, birazcık olsun bu “kötü oyundan” uzak kalabiliyor musun? Kendini dinleyip, önünü göremediğin keşmekeşte bir rota çizmeye uğraşıyor musun? Küçük tatlı oyunlara vakit bulabiliyor musun? Marketten yağ almak bile savaşa evirilmişken, hangi zaferden bahsediyorsun?

Kin duyuyorum, yadırgıyorum, yargılıyorum, üzülüyorum, bazen gülüyorum ama unutamıyorum. Gözlerimi uzaklara dikip geleceği düşünemiyorum, insani sorunlarımı, sosyal ihtiyaçlarımı, yaşamam gereken deneyimleri planlayamıyorum. En kötüsü de sevgili okur ne kazanabiliyorum, ne kaybedebiliyorum. Ben hep oynuyorum…

Son söz olarak yine bu rehber niteliğindeki filmden hoş bir replik paylaşmak istiyorum.

-İnsanın ruhu vücudunun en bitkin parçası. Ne zaman öleceğimizi bilmediğimiz için hayat sonu sonu olmayan bir yolmuş gibi geliyor bize.

Bol şans diliyorum sevgili okur. Güzel haberler sizlerle olsun!

YORUM EKLE