KİTAP KORKUSU…

“Hakim Bey, kitap düşmanı idi. Düşünceyi insan için lü­zumsuz, hatta zararlı bulurdu. Kafasının bozulmamasını isti­yordu. Gençliğinde okuduğu şeyleri de bir cemiyetin kefaleti ve vesayeti altında okuması, öğrenmesi lazım olduğu için okumuştu.

(…)

Hakim Bey'i, ilk tanıdığım kitap düşmanı olduğu için da­ima hatırlarım. İlk tanıdığım ve en az kızdığım... Çünkü kitabı toptan reddediyordu. Ve reddederken de muayyen bir teklifi vardı. Başka bir cins insanın peşinde idi. Hatta belki de bu in­sanın, nesli kurumuş bir hayvan gibi günün birinde öleceği­ne de inanıyordu. Zaten meselesi oldukça karışıktı. Kitap düş­manlığı, onda, biraz da Garp istilasına karşı duyduğu dargınlıktı. Ömrünün tek macerasından bu küskünlükle çıkmıştı. Garp sanatına, Garp tefekkürüne boykot yağıyor, bir deve kuşu gibi kendi zihniyetinin kısır kumlarına başını gömüyor­du. Bunu yaparken her muhitte yalnız kalacağını biliyor ve söylüyordu.

Bununla beraber Hakim Bey halisti, bütündü; çünkü pa­zarlık yapmıyordu. Kitabı ve hatta insanı toptan reddediyor­du.

(…)

Kitaptan niçin korkarlar? Bunu bir türlü anlayamadım. Kitaptan korkmak, insan düşüncesinden korkmak, insanı ka­bul etmemektir. Kitaptan korkan adam, insanı mesuliyet his­sinden mahrum ediyor, demektir. 'Bırak, senin yerine ben düşünüyorum!' demekle, 'Falan kitabı okuma!' demek arasında hiçbir fark yoktur. İnsanoğlu her şeyden evvel mesuli­yet hissidir ve bilhassa fikirlerinin mesuliyetidir. Ondan mah­rum edilen insan, kendiliğinden bir paçavra hâline düşer.”

***

Ahmet Hamdi Tanpınar; kitap korkusunu ve belki de kitaplarla aramıza bu denli mesafe koymamızı böyle ifade etmeye çalışır. Yirminci yüzyıldan yirmi birinci yüzyıla değin, yaklaşık olarak yüz senedir değişen bir şey yok mu? “Maalesef yok” dediğinizi duyar gibiyim… Ben de “maalesef” bir yanıyla size katılmak durumundayım.

iki yönlü bir değerlendirme yapacağım bu hususta.

Arşivimde dolaşırken 2015 yılına dair TÜİK’in bir raporuna denk geldim. Türkiye’de okuma oranlarıyla ilgili bir rapor. En güncel TÜİK raporu şu anda bu... Ancak TÜİK’in verilerine bakacak olursak, oturup düşünmemiz gerekiyor.

Öte yandan, en güncel, Türkiye’yi de içine alan ve Eylül 2018’de Avrupa İstatistik Kurumu Eurostat tarafından yayımlanan bir rapor var. Bu rapora göre ise, biraz umutla doluyor içimiz. Biraz daha bu yolda mesafe aldığımızı gösteriyor.

TÜİK’İN VERİLERİ NE DİYOR?

Yurdum insanı günde 6 saat televizyon izliyor, 3 saat internete giriyor. Fakat kitap okumaya günde sadece 1 dakika ayırıyor.

İhtiyaç listemize baktığımızdaysa Türkiye’de kitap okumak 235. sırada yer alıyor.

Türkiye, yüzde 0.1 okuma oranıyla dünya ülkeleri arasında son sıralarda yer buluyor.

Türkiye, kitap okuma alışkanlığında ise dünyada 86. sırada.

Dünyada en fazla kitap okuyan ülkelerin başında ise yüzde 21 oranıyla İngiltere ve Fransa yer alırken, bu ülkeleri sırasıyla Japonya yüzde 14, Amerika yüzde 12 ve İspanya yüzde 9 ile takip ediyor. Yukarıda da belirttiğimiz üzere Türkiye, yüzde 0.1 okuma oranıyla listenin son sıralarında yer buluyor.

Türkiye’de her 100 kişiden sadece 4’ü kitap okuyor.

Kitap okuyanların yüzde 65’i aşk, yüzde 24’ü siyaset, yüzde 13’ü düşünce, yüzde 7’si ise kişisel gelişim kitapları okuyor.

TÜİK verilerinin dışında, 2008’den bu yana ise son 10 yılda kişi başına basılan kitap sayısı 4’ten 8’e çıkmış durumda. Türkiye’de kişi başına basılan kitap sayısında çok ciddi bir artışın olduğunu görüyoruz.

Dünyada kişi başına ortalama kitap harcaması 1,3 dolar. Türkiye’de ise 25 cent…

EUROSTAT BİZİ UMUTLANDIRIYOR…

Avrupa İstatistik Kurumu Eurostat'ın Dünya Kitap Günü dolayısıyla Eylül 2018’de yayımladığı verilere göre ise, Türkiye’nin; Avrupa'da ortalama 7 dakika kitap okumayla birçok Avrupa ülkesinin önünde yer aldığını görüyoruz.

Rapora göre, Avrupalıların kitap okumaya günde 2 ila 13 dakika vakit ayırdığı görülüyor.

15 ülke üzerinden yapılan araştırmada ise, 2008 ve 2015 yılları arasında ortalama kitap okuma süresi Fransa'da günde 2, İtalya'da 5, Avusturya ve Romanya'da ise 10 dakika ve üzerinde.

Verilere göre Türkiye günde 6-7 dakikalık kitap okuma ortalamasıyla Fransa ve İtalya gibi birçok Avrupa ülkesinin önünde.

20 ile 74 yaş arasında yapılan araştırmaya göreyse, Finlandiya ve Polonya'da günde 12 dakika, Estonya'da 13 ve Macaristan'da 10 dakikalık okuma oranları en yüksek değerlere sahip.

Diğer yandan, Fransa yüzde 2.6, Romanya 6.2, Avusturya 7.2, Belçika 7.9'luk oranlarla Avrupa’nın en düşük okuma oranlarına sahip.

Eurostat'ın anketine göre, önemli bir notu da paylaşmadan geçmeyelim.

Araştırmanın yapıldığı tüm ülkelerde kitap okuyan kadınların sayısı erkeklerden daha fazla, ancak erkekler kadınlara oranla daha uzun süre kitap okuyor. Bu da dikkat çekici bir sonuç olarak ortaya konmuş…

TÜRK HALKININ KİTAPLA İMTİHANI…

Türk halkının imtihanı bitmez. İdmanlı milletiz vesselâm.

Geçtiğimiz günlerde, Demokrasi ve Eğitim Stratejik Araştırmalar Merkezi (DESAM), Türk halkının kitap okuma alışkanlığını masaya yatırdı. DESAM’ın “Türk Halkının Kitapla İmtihanı” isimli raporuna göre de, Türkiye’de en çok kitap okuma oranıyla Ankara birinci sırada bulunurken, Şanlıurfa sonuncu sırada yer alıyor.

Rapora göre, ayda cep telefonu ve iletişim masraflarına 173 TL ayıran 4 kişilik bir Türk ailesi kitaba ise yılda sadece 5.5 TL ayırıyor.

ÖNEMLİ OLAN…

Bütün bu aktardıklarımızdan bir sonuç çıkarmak gerekir mi? Belki…

Araştırmalara göre; Türkiye’de kitap üretiliyor, basılıyor,  alınıyor… Ancak maalesef okunmuyor. Anlık tüketim hazzını yaşayıp salgılarımızın devridaimi sonrası kitap rafta, biz televizyon karşısında veya telefon elimizde devam ediyoruz hayatımıza…

Ardımıza dönüp bakacak olursak, bundan 40-50 sene önce Türkiye için okur/yazar olmak önemli bir eşikti. Günümüzde ise sadece okur/yazar olmak değil, bunun daha da ötesine geçip okumak ve yazmak gerekiyor. Dolayısıyla kendimizi ifade etmek buradan geçiyor.

Ayrıca kitap seçerken iyice araştırma yapın. Her kitabı okumak için vaktiniz olmadığını bilin. İhtiyaç listesi belirleyin. Merak ettiğiniz konular ve ilgi alanlarınıza göre sıralamalar yapın. Bir tavsiye kitap olsa bile kendinizce araştırmalar yapın ve kendi kararınızı kendiniz verin. Kitapların üzerinde yazılı olan bilmem kaçıncı baskı PR çalışmalarına kanmayın. İyi bir kitap okuyucusu olmak istiyorsanız; araştırın, soruşturun ve kritik yapın.

Ve en önemlisi…

Kitabın allı pullu ve yaldızlı kapağından çok, içinde yazılı olanların daha önemli olduğunu unutmayın.

***

Son not: Kitap okumak telefonunuzun pil ömrünü uzatır, elektrikten tasarruf sağlar, aile içi ilişkileri düzene sokar ve sağlıklı beslenmenizin de önünü açar…

YORUM EKLE

banner21

banner20