KİTAPLAR ARASINDA BİR GÜN VE GÜRBÜZ AZAK…

Denizli, bu sene de kitaba doydu. İki sene önce başlayan ve bu sene üçüncüsü yapılan Denizli Kitap Fuarı, kitapseverlerin akınına uğramaya devam ediyor. 5 Nisan Cuma günü başlayan ve 14 Nisan Pazar günü akşam geç saatlere kadar devam edecek olan bu fuara henüz gitmediyseniz kayıptasınız demektir. Bir kere gidenlerin, bir kez daha gideceği bir ortam olduğunu da not edelim.

Bu yılki kitap fuarı ilk üç günde 80 bin kişiyi ağırlamış durumda. 5 Nisan’dan bu yana sabahın erken saatlerinden itibaren fuara akın eden vatandaşlar sevdiği yazarlara kitaplarını imzalatıp hatıra fotoğrafı çektiriyor ve onlarla kısa da olsa bir sohbet etme imkânı yakalıyor. Birçok yayınevinin bu fuarda yer aldığını belirtelim. Her geçen sene daha da gelişiyor, daha da güzelleşiyor burası.

Kitap fiyatlarına gelince… Kitaplardaki KDV indiriminin pek kitap fiyatlarına yansıdığı söylenemez. Yayınevlerinin fuara özel indirimleri yeterli mi sorusuna vereceğimiz cevap, yetmez ama kabulümüzdür diyebileceğimiz seviyede. Öyle değil mi ki zaten, yirmi otuz lirayı nerelere vermiyoruz? Kitaptan mı sakınacağız dostlar… Bu açıdan da kitap fuarının gayet makul olduğunu söyleyebiliriz.

Diğer yandan, fuar kapsamında açılan Denizli Büyükşehir Belediyesi 2. Ulusal Karikatür Yarışması’na giren eserlerin yer aldığı sergi ile Çok Nefes Tek Ses adlı Gelenekli Türk-İslam Sanatları Sergisi de, fuar süresi boyunca sanatseverlerle buluşmaya devam edecek.

Sahaflar da bu seneki fuarda yerini almış bulunuyor. Sahaflara bir şekilde uğrayın derim. Kendinize ait hissedeceğiniz bir şeyleri mutlaka bulacaksınız.

Denizlili yazarları da ziyaret etmeden geçmeyin derim. Denizli Büyükşehir Belediyesi standı ve hemen yanındaki Denizlili Yazarlar standında bu güzide isimleri görebilirsiniz.

GÜRBÜZ AZAK: 81 YAŞINDA ULU BİR ÇINAR… *

Gelelim bu seneki fuarın bendeki özel yerine… 3. Denizli Kitap Fuarı bu sene benim için ayrı bir özelliğe sahipti. Onur Konuğunun Gürbüz Azak olması beni havalara uçurdu. Gürbüz Azak’ı Deli Balta çizgi romanlarından da tanıyor olmanız lazım. Bu karakterin isim babasıdır. Ayrıca bir yazar, ressam, şair, çizer, grafiker ve gazeteci… Çok yönlü bir isim. Ayrıca bir Denizlili… Acıpayam’ın bağrından çıkan koca yürekli insan… Değerini ve kıymetini bilenler hâlâ onu takip ediyor ve ondan beslenmeyi sürdürüyorlar.

Fuar öncesi, Denizli’ye gelmeden önce Gürbüz hocayı telefonla aradım, sohbet ettik. Hem fuar detaylarını konuştuk, hem de hâl hatır sorduk. İmza günü ve konferans 6 Nisan Cumartesi günüydü ve hava yağışlıydı. Sabah erkenden yola çıktım. Yanıma bütün kitaplarını alarak yola koyuldum.  Büyük bir heyecanla fuar alalına vardım. Denizli Büyükşehir Belediyesi standında oturuyordu.  Hemen yanı başına diz çöktüm. Çok fazla rahatsız etmemek için üç beş dakika sohbet ettik. İmza saati gelince uğrayacağımı söyledim. Ayrıca konferansı da merakla beklediğimi ekledim.

Bir de arada şunu söyledim: “Gürbüz hocam, köşe yazıları okumaya sizinle başladım. İlk okuduğum yazarsınız. Naçizane bizler de bir şeyler karalamaya çalışıyoruz. Gazetelerde ve dergilerde yazıyoruz. Yüzlerce makalemiz oldu. Araştırma yazıları kaleme aldık. Kitaplaştıracağım çalışmalarım da var. Ancak haddimi aşmak gibi düşündüğümden bir kitap çıkarma konusunda geride duruyorum. Nasip olursa bir gün çıkarırız inşallah…”

Dikkatle dinlemişti beni. Sözümü bitirir bitirmez hemen söze girdi ve ekledi: “Sakın geri durma, sakın yazmayı bırakma. Yazıyorsan bu büyük bir meziyettir. Yazdıklarını yayımlamak da senin en tabii hakkın… Yaz, yazmayı bırakma. Kitap da çıkar, korkma. Bizim Muammer halleder zaten onu…” ( Muammer Erkul: Yazar-Ressam-Gazeteci ve Yayıncı)

Bu sözlerini ve tavsiyelerini hiç unutmayacağım Gürbüz Azak’ın…

Bu arada, benim en büyük şansım ise, kendisiyle aynı dergide yazmış olmak. 2014 yılında Muammer Erkul tarafından yayın hayatına başlayan Dîvanyolu Dergisi’nde aylık yazılarımız aynı dergide yayımlandı. Bu bile bana yeter… Bunun hazzı, hiçbir şeyle eş değer tutamam.

ONUN FİKİRLERİNE VE TESPİTLERİNE İHTİYACIMIZ VAR…

Onu, ortaokul ve lise yıllarımda Türkiye Gazetesi'ndeki köşe yazılarıyla tanıdım. Hemen ikinci sayfanın sağ köşesi onundu. Sonra yeni yazılarını hep iple çektim, büyük bir açlıkla okudum. Öyle akıcı, öyle anlaşılır ve öyle kuş tüyü hafifliğindeydi ki yazıları, günde iki üç kez okumuşluğum dahî vardır. Sonra kitaplarıyla tanıştım. Yazılarını hep takip ettim. Eğer bugün bir şekilde yazabiliyorsam ve kitap okuma sevgim oluşmuşsa, bunu; sevgili Gürbüz Azak üstadın o eşsiz yazılarına borçluyum desem abartmış olmam...

Gürbüz Azak, tam 81 yaşında ulu bir çınar ve doğduğu şehir Denizli'deydi... Denizli, onu bağrına bastı, muhabbetle karşıladı.

Üstadın üzerinde sıkça durduğu konuların başında Türkçemiz ve dil bilgisi geliyor. Çünkü konuşamazsak, doğru cümleler kuramazsak ve yazamazsak, iletişimin baştan sakat doğuyor. Kendimizi ifade edemiyoruz. Sonra da beni anlamadı diyoruz karşımızdakine. Oysa biz anlatamadık.

Kendisinin konferansını da takip ettim. Dilimizden, tarihimizden, hayat hikayelerinden ve medeniyetimizden yola çıkarak birçok tespitte bulundu. Keşke daha fazla kişi bu güzide ânı yakalayabilseydi. Fakat gelemeyenler için özel ve güzel bir söyleşi de yaptık. En kısa sürede onu da yayımlayacağım.

Bu arada, Gürbüz Azak’ın Denizli’ye geleceğini öğrenen ilkokuldan sınıf arkadaşı da onu tekerlekli sandalyeyle ziyarete geldi. Çok güzel bir an idi. Orada olsaydınız, gözlerindeki o çocuksuluğa şahitlik edebilirdiniz.

Gürbüz Azak… Okumadıysanız büyük bir kayıptasınız demektir. Onun çizimlerini görmediyseniz, iyi bir ressam görmemişsinizdir.Onun fikirleri, sözleri, yazıları, çizimleri; geleceğimize ve büyük devlet tasavvurumuza önemli katkılar yapmaya devam edecek. Sağlık, sıhhat ve afiyette güzel bir ömür diliyoruz Gürbüz Azak hocamıza. Allah başımızdan eksik etmesin… Ve en önemlisi, onu kıymetini bilelim… Kıymet bilmek, onu anlamak ve her manada okumaktan geçiyor.

BİR TAVSİYE…

Geçtiğimiz sene de yazmıştım. Gelin şöyle bir plan yapalım sizlerle… Bir sonraki kitap fuarına kadar okuyup bitireceğimiz kadar kitaplar alalım. Evimizin bir köşesini kütüphane yapalım. Olmazsa olmaz eserleri alıp bu kitaplığımıza koyalım. Hem kendimize hem de sevdiklerimize birer kitap hediye edelim. Hiç olmadı, diyelim ayda bir kitap okusak, en az on iki kitap almamız lazım. Fuara gidenler veya gitmeyenler, bir liste yapın ve bunu uygulayın…  

Ve son olarak; fuara gidenlere de bir tavsiye… Bence fuar bitmeden bir kez daha ziyaret edin bu güzel ortamı. Kim bilir, belki gözünüzden bir kitap kaçmıştır…

GÜRBÜZ AZAK KİMDİR?

1938 yılında Denizli’nin Acıpayam ilçesinde doğdu. Zehra ve İbrahim Azak’ın oğlu. Filiyet Hanım ile evli, Yaprak ve Mehmet Uygar’ın babası.
Denizli Lisesi’nde okudu, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimarlık Bölümü’nden ayrıldı.
Gazeteciliğe, 1961 yılında Hür Vatan gazetesinde ressam-grafiker olarak başladı. Daha sonra Yeni İstanbul, Babıali’de Sabah ve Günaydın gazetelerinde çalıştı. Bir dönem Büyük Doğu dergisinin çizimlerini yaptı. Hürriyet gazetesi Büyük Türkiye Ansiklopedisi’ni yayına hazırladı, Tercüman gazetesinde bir ara yazı işleri müdürlüğü, başka bir dönem de Tercüman 1001 Temel Eser yayınlarının neşriyat müdürlüğünü yaptı.
Yeni Asya gazetesinde “Nedim Gürbüz” ve Doğuş gazetesinde “Oğuz Akalan” imzasıyla yazılar yazdı. Atölye kurarak serbest ressamlık yaptı, sergiler açtı. Bilgisayar çağı öncesi binlerce kitap kapağı hazırlayarak alanında marka oldu. Zihinlere kazınması ise, 80’li yıllardan itibaren satış rekorları kıran Türkiye Gazetesi “Dürbün” köşesinde basılan yazıları ve Deli Balta çizgi romanlarıyla oldu. Burada 19 yıl köşe yazarlığı yaparak emekliye ayrıldı. O günden sonra kendini yeni kitaplar hazırlamaya verdi ve sadece (2014’te yayın hayatına başlayan) Dîvanyolu Dergisi’ne aylık yazılar yazdı.
Çocuklar için yaptığı çizimlerinde bir ara “Aliş” imzasını da kullanan sanatçımızın, efsaneleşen kahramanı; tek başına bir ordu, Osmanlı yiğidi Deli Balta ayrıca Türkiye Çocuk Dergisi yanında yıllarca da ek dergi olarak verildi. Maceraları radyoya uyarlandı ve bölüm bölüm filme alındı.

ESERLERİ

Dostlara Mektup, Anadolu Cayır Cayır (Osmanlı’da Darbeler İhanetler İsyanlar), Reis Ne Almış, Kaybolan Kuyruk, 3.000 Türk Motifi, Atlar Hazır mı?, Sizi Biri Arıyor, Güzel İnsanlar, Dünyayı Ölüler Yönetir, Meşhurları İlk Görüşüm, Gazeteci Milleti, Babıali’den Geçen Adam, 48-49-50 (Deli Yusuf), Ben Adnan Menderes (Yani Astığınız Adam), Deli Balta (çizgi roman, 4 kitap), Ülkeyi Kurcalayan Yazılar, İnsanı Kurcalayan Yazılar, Hayatı Kurcalayan Yazılar, Ressam İbrahim Çallı, Patavatsızlar Beyefendiler ve Düşünürler Gözüyle Kadın, Delinin Biri Aranıyor, 20. Yüzyıl Türkiye’sinin Hüzün ve Dehşet Tarihi, Tatar, Meryem’in Atları, Bir Yazar Bir Ömür, Bütün Sırlarıyla Türkler…

ÖDÜLLERİ

1985 Yılın Ressamı (İnanç Sanat Dergisi), 1991 Basında Üstün Hizmet Armağanı (DENBİR Vakfı), 1994 Yılın Yazarı (Türkiye Gazeteciler Cemiyeti), 1994 Özel Başarı Ödülü (Babıali Ressamları Derneği), 1998 Mevlana Büyük Ödülü (KOMBASSAN Vakfı), 2010 Yılın Romancısı Ödülü (ESKADER), 2012 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü (Türkiye Gazeteciler Cemiyeti), 2012 Babıali’de 50. Altın Yıl Ödülü (İstanbul Gazeteciler Derneği), Dîvanyolu Ödülleri 2018 / 50 Sayı Özel Ödül (Dîvanyolu Dergisi).

YORUM EKLE