KOMŞUMUZ MİDİLLİ

Eylül 2019 ortalarında yaptığım Midilli gezisi o adaya üçüncü gidişimdi. İlk gittiğim 2005 yılında adada sadece yerleşik dört Türkün olduğunu anlatmıştı bizim Türk bayan rehberimiz. Oradaki iki bayan ve iki erkek Türkün ada sakinleriyle evli olduklarını ve Türk turistlere rehberlik yaptıklarını öğrenmiştim. Şu anda kaç vatandaşımızın adaya yerleştiğini bilmiyorum ama muhtemelen o sayı artmıştır.

1923 Lozan Antlaşmasının hemen ardından Yunan Krallığıyla varılan mutabakat gereği 1 Milyon 200 Bin Ortodoks Hristiyan Türkiye'den Yunanistan'a ve 500 Bin Müslüman Yunanistan'dan Türkiye'ye zorunlu göçe tabi tutulmuşlardır.

İstanbul'daki Ortodokslar ve Batı Trakyadaki Müslümanlar ile Rodos adasındaki Türkler ile Bozcaada ve Gökçeadadaki Rumlar yerlerinde kalmışlardır.

Yüz seneye yakın bu ayrılma ve Midilli ile kopan gidiş-gelişler yüzünden adada Türkçe bilen Rum, bizim sahillerde de Rumca bilen Türk pek kalmamıştır.

Her iki ülkenin politikacılarının yıllardır yaptıkları düşmanca söylev ve davranışlar her iki tarafın insanlarını "düşman" yapmaya yetmemiş, karşılaştıklarında insanlar çoğunlukla birbirlerine çok sıcak davranmışlardır. Almanya'da kaldığım seneler Yunan öğrencilerle hep dostluklar yaşamışımdır.

Yaz aylarında bulunduğum Behram (Behramkale, Assos) Çanakkale ili sahilindedir ve Midilli'nin de tam kuzey karşısındadır. Behram İskelesini adadan 8 Mil mesafeden Müsellim Boğazı ayırır.

Bizim sahiller 1980'li yılların sonunda elektriğe kavuştu. Adanın ışıkları ise çok daha önceden ışıldar dururdu ve biz de seyrederdik. Yaşlılardan geldikleri tam karşımızdaki İskamya (Skamia) köyünün hikayelerini dinlerdik. Onun solundaki düzlükteki Madamados kasabasının çömleklerinin methini de hep duymuşuzdur. Dekorasyon olarak bugün pek çok otelin bahçesini süsleyen büyük küplerin Madamados eseri olduğunu gördüm.

Geçen sene Küçükkuyu-Petra arasında gemi gidiş-gelişleri başladı ve hatta Behram'a 25 km olan Küçükkuyu yakınlığıyla günübirlik Midilli seyahati bile mümkün oluverdi. Sabahları saat 08.30'da hareket eden feribot iki satte Petra'ya varıyor. Akşamları Petra Limanından saat 18'de dönüş yolculuğuna geçilebiliyor.

Petra Limanı bizim sahillerden çok iyi görülebilen Molva (Molivos) Kalesinin hemen arkasında. İlk gidişimde çok büyük arzum olan Molva Kalesinden bizim sahillere ve bilhassa Behramkale'ye 1 Euro giriş ücreti vererek bakma zevkini yerine getirdim. Şimdi ise kaleye giriş ücreti 2 Euro olmuş. Adada geçerli para €.

İskamya İskelesinde (Skala Skamineas) sahiplerinin Almancı olduğunu öğrendiğim otelde (Gorgona Hotel) yer ayırttım. İsabetli de oldu. İskamya Köyü muhtarıyla otel sahibi Yorgo sayesinde etraflıca görüşme ve konuşma imkanı oldu.

Muhtar Giorgos Saroglou (Yorgo Sarıoğlu) kardeş köy konusuna olumlu bakan biri. Aramızdaki nispeten kısa mesafeye rağmen birbirini pek tanımayan iki milletiz. Görüşmelerin ve bilhassa konuşmaların ne derece önemli olduğunu her defasında görüyorum.

Yurt içinde ve yurt dışında diyalog denen yüz yüze konuşma kadar anlaşma zemini hazırlayan etkili başka bir etkinlik yoktur. Irk ve din faktörleri dostluğun oluşmasına engel teşkil etmez. Varsa ve yoksa "dil birliği"... "Anadilde eğitim" safsatalarını duydukça sinirlerim kabarır. Önce bir ortak dilde eğitim, sonra istediğin dilde ek eğitim olabilir. Türkiye gibi merkezi devlette Türkçe bilmeyen vatandaşların var olması devleti yönetme yetkisi kazanmış kişilerin büyük bir ayıbıdır. Almanya'da, Fransa'da, Hollanda'da vs. ortak bir dili bilmeyenlerin varlığını düşünemiyorum. Öyle bir Batı Avrüpa ülkesi hiç yok mu? Var: Belçika. Orada Flemink grubu çoğunluk olmasına karşın azınlığın dili olan Fransızcayı okulda öğreniyor ve konuşuyor. Buna karşın daha az sayıda olan Volonlar ana dilleri haricinde yabancı dil olarak İngilizce öğreniyorlar ama Fleminkçe oğrenrenmiyorlar. Sırf bu sebeple Belçika büyük iç gerilimler yaşamakta ve hatta seçimlerden sonra senelerce hükümet kurulamamakta.

Yurt içinde "dilbirliği" şarttır. Yurt dışında da ortak bir yabancıdil olması gerekli ilkesini kabul etmeyen yoktur. Yabancıdil (bu durumda elbette İngilizce) öğretemeyen ülkeler varsa onların başında kendi ülkemin geldiğini üzülerek görüyorum. Çok yazık...

Skamia ile Behram'ın kardeşköy olması için ilk temasın çok olumlu geçmiş olması sevindirici olsa da böyle bir ilişkinin resmileşmesi kolay değil. İnsanlar arasında temasları çoğaltabilirsek kardeşliğin resmileşmesi de -esasen- şart bile değildir. Bütçe ve Avrupa kaynaklarından faydalanmak istendiğinde resmi bir kardeşlik belgesi faydalıdır.

Denizli'nin bildiğim 5-6 adet kardeş şehri var ama bu ilişkilerden kentin lehine faydalanma olayı yok gibidir. O tür ilişkilerin var olması da önemli değildir. Öyle olmamalıdır. Kardeşşehir olayını "işletmek" son derece önemli ve faydalı olabilir.

YORUM EKLE

banner187

banner186