Denizli'de Kovid-19 aşısı olan kişi sayısı açıklandı

DRT ekranlarında yayınlanan ‘Haftaya Bakış’ programına konuk olan Denizli Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Rıza Erbay, Çin aşılarının Denizli’ye de geldiğini ve Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastanesi’ndeki kendisinin de dahil olduğu 24 hastane çalışanın aşılandığını belirtti.

Denizli'de Kovid-19 aşısı olan kişi sayısı açıklandı

DRT ekranlarında yayınlanan ve İrfan Atasoy tarafından hazırlanıp sunulan “Haftaya Bakış” programının bu haftaki konuğu; Denizli Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Rıza Erbay ile Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuğba Sarı oldu. Korona virüs ile mücadelede insanların umudu olan ‘Aşı ve aşı çalışmalarının’ değerlendirildiği programda konuşan Denizli Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Rıza Erbay, Sağlık Bakanlığı tarafından Çin’den alınan aşıların, Denizli’ye de ulaştığını belirtti. PAÜ Hastanesi’nde aşıların denendiğini belirten Prof. Dr. Erbay, kendisi ve 24 hastane çalışanının aşılandığının altını çizdi.

“BU AŞIYI YAPTIRMALIYIZ"

Aşı çalışmalarında öncü olması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Erbay, şunları söyledi: “Hekimlik temsiliyeti makamında oturuyorsam eğer, Tabip Odası Başkanlığı’nı yürütüyorsam bu konuda bir öncü olmamda gerekirdi zaten. ‘Hiçbir aşının yan etkisi yok’ diyemeyiz. Belki ölüm ihtimali bile ortaya çıkabilir ama hiç bir aşıda böyle bir yan etki görülmedi. Bu salgınla birebir yaşayan bir hekim olarak bir umut bu aşıyı yaptırmalıyız. Aşının geniş kitlelere uygulanıp olumsuz sonuçları gözetilebilirdi. Ciddi bir hastalık var. Hastalık çok hızlı ilerliyor ve kötü durumlara sokuyor. Pandemiyle bir savaş halindeyiz bir kar- zarar dengesi söz konusu. Bu aşı 10 yıl daha sürseydi belki bir miktar daha geliştirilebilirdi. Ama salgın yangın gibi bir hal almışken bu elimizdeki söndürücü silahı uygulamak fevkalede önemliydi.”

“LOJİSTİK VE PARASAL DESTEĞİN AŞIYA AKTARILMASIYLA SÜREÇ HIZLANDI

Aşıların geliştirilme sürecinin 10-15 yıl olduğunu ifade eden PAÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuğba Sarı; “İnsanların kafasında da haklı olarak bazı tereddütler oluştu. Daha önceden hayatımıza giren sars, Cov-1- Mers Cov Virüsleri İçin Hali Hazırda Süren Çalışmalar Vardı. Bu virüsler için 10- 11 yıldır aşı çalışmaları sürdürülüyordu. M RNA aşısı da kanser için düşünülüyordu. Dünya Sağlık Örgütü de bilim insanlarını daha hızlı çalışmaları için teşvik etti. Bütün dünya ülkeleri bu konunun üzerine yoğunlaştı. Aşı firmalarına hem lojistik hem de maddi imkanlar sağladılar. Dünya Sağlık Örgütü De Bu Fazlar Arasındaki Sürenin Hızlanmasını Önerdi. Preklinik ve klinik aşamalarda beklenen bir süre vardı. O sürenin beklenmemesini hızlandırılmasını talep etti. Bütün lojistik ve parasal desteğin aşıya aktarılmasıyla birlikte bu süreç de hızlanmış oldu” diye konuştu.

“DENİZLİ'DE FAZ-3 KOLUNA KATILDIK"

Kendisinin de aşı olduğunu ifade eden Doç. Dr. Sarı; “Denizli'de Faz-3 koluna katıldık. 2 ay önce ilk aşılanan insanlardan biriyiz. İki doz şeklinde bu aşıyı yaptırdık. Aşı piyasaya henüz sürülmediği için yapılması gereken bazı testleri var. Yapıldıktan sonra biz denetleme süreci var. Aşılar 14 gün arayla 2 haftada bir kere 2 doz şeklinde uygulandı. Normal uygulamada da sizlere de böyle yapılacak. Hiçbirimizde bir yan etki olmadı. Türkiye'deki aşı yapan merkezler birbiriyle iletişim halinde. Bildiğimiz kadarıyla hiçbir merkezde ciddi bir yan etki saptanmadı. Sadece hafif baş ağrısı, biraz halsizliği olanlar oldu. Sıradan bir ağrı kesici içtiğimizde de bazı yan etkileri var. Prekpektüs'ü açıp okuduğunuzda görüyorsunuz. Bunlar yüz'de 5 yüzde 10 oranında belki gerçekleşiyordur. O yüzden korkmanıza gerek yok” dedi.

“DÜNYA ÜZERİNDE KULLANILAN HİÇBİR AŞI YÜZDE 100 KORUMUYOR"

Aşı çeşitleri üzerine konuşan Doç. Dr. Tuğba sarı; “Dünyada inaktif ‘ölü aşı’ dediğimiz bu aşılar var. Protein bazlı aşılar var. M Rna aşıları var. İnaktif aşı demek; hastalık yapıcı özelliklerin kaldırılmış olması demek. Isı ve kimyasallarla hastalık etkisini kaldırıyor. Virüsün genomik yapısı ve proteinleri sabit kalıyor. bu da vücudun savunma mekanizmalarını harekete geçiriyor. Bağışıklık oluşmasını sağlıyor. Açıklanan tüm aşıların yüzde 60 koruyuculuğunun olması, bizler için yeterliydi. Dünya Sağlık Örgütü; ‘yüzde 60 korusa yeter’ demişti. Fakat hepsi yüzde 90’nın üzerinde bağışıklık yanıtı sağladı. Sadece adenovirüs kapsamında yüzde 70 koruyuculuk sağlandı. Bağışıklığı yüzde 90 üzerinde çıkan oldukça koruyucu aşılar bunlar. Dünya üzerinde kullanılan hiçbir aşı yüzde 100 korumuyor. Koruyuculuğu en yüksek olarak bildiğimiz aşı; kızamık aşısı olarak karşımıza çıkıyor ama o bile yüzde 95 koruyabiliyor. Herkeste aynı bağışıklık yanıtı alınamayabiliyor. Genetik faktörler, bağışıklık durumları bu yüzdeliği etkiliyor. Herkeste aynı yanıt alınmıyor. Yani ne kadar çok kişi aşılanırsa, antikor geliştiremeyen, hastalığı sebebiyle aşı olamayan, gebeler ya da bağışıklığı koruyuculuk sağlamayan kişiler de faydalanmış olacak” şeklinde ifade etti.

Güncelleme Tarihi: 17 Aralık 2020, 16:58
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner212

banner211