Prof. Dr. Erbay’dan delta varyantı uyarısı!

DRT ekranlarında yayınlanan ‘Etki Alanı’ programına konuk olan Denizli Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Rıza Hakan Erbay, “Koronada delta ve delta+ gibi bir varyant daha saptandı. Bu da Vuhan’dan çıkana göre 2 kat fazla bulaştırıcılık, daha güçlü hastalık yapma etkisi var. Maalesef öldürücülüğü de daha fazla” dedi.

Prof. Dr. Erbay’dan delta varyantı uyarısı!

Denizli Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Rıza Hakan Erbay, DRT ekranlarında yayınlanan, DRT ve Denizli Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Cem Kaytan tarafından hazırlanıp sunulan ‘Etki Alanı’ programına konuk oldu. Programda ilk olarak kentte yapılan aşı çalışmalarına değinen Prof. Dr. Erbay; “Aşılama konusunda ülke geneline göre ortalamanın üzerinde iyi bir yerdeyiz diyebiliriz. Aşılama açısından Kovid-19’la ilgili epidemiyoloji kurallarına göre nüfusumuzun yüzde 65-70’inin iki doz yani tam aşılı olması gerekiyor. Şuan da iki doz aşısını olan vatandaşlarımızın sayısı Türkiye genelinde yüzde 26 görünüyor hâlbuki yüzde 70 olması gerekiyor. Dolayısıyla gerçek anlamda koruyuculuk bakımından arzu edilenin ve gerekenin çok gerisindeyiz. Bu bakımdan Denizli’de de bir miktar ileri bile olsa henüz arzu edilen yüzde 65-70 rakamlarının yarısında belki daha da aşağısındayız diyebiliriz” şeklinde konutu.

“Delta varyantının daha güçlü hastalık yapma etkisi var”

İnsanlığın çok hızlı şekilde bulaşan bir hastalıkla karşı karşıya olduğunu söyleyen Prof. Dr. Erbay; “Tabi ki bir diğer önemli faktör hastalık kendisini değiştiriyor. Malum Vuhan’dan ilk çıkan Kovid-19 korona virüsü daha sonra Brezilya virüsü, Güney Afrika virüsü, İngiltere virüsü gibi çeşitli varyantları tespit edildi. Virüs sürekli kendisini değiştiriyor, virüslerin doğasında olan bir şey. Kendi yapılarını sıklıkla değiştiriyorlar. Bu, onların yaşamıyla ilgili bir evrimsel süreç ve gerçekten çok hızlı bir evrimleri var. Zaten Kovid-19’un Vuhan’da çıkan korona tipi de mutasyondu. Şimdi Hindistan kökenli olan ‘delta virüsü’ diye isimlendirildi. Artık ülke isimleri verilmiyor ve sanırım bundan sonra harf ile tanımlanacak. Delta ve delta+ gibi bir varyantı daha saptandı. Bu da Vuhan’dan çıkana göre 2 kat fazla bulaştırıcılık, daha güçlü hastalık yapma etkisi var. Maalesef öldürücülüğü de daha fazla” diye konuştu.

“Çok hızlı gelişmeler oluyor”

Prof. Dr. Erbay, şunları söyledi: “Aşı konusunda gelişmeler o kadar hızlı oluyor ki, virüs de kendini o kadar hızlı geliştiriyor. Bilimsel çalışmaların yapılıp, değerlendirilip, yayınlanma sürecini bile çok aşan çok hızlı gelişmeler oluyor. Ancak saptanan bir husus var; bu hastalık geçirildikten sonra yahut aşı yapıldıktan sonra bağışıklık kalıcı olmuyor. Bu geçici bağışıklık, değişik çalışmalarda 1 ila 6 ay maksimum 1 yıl olarak saptandı. Yani aşılanırsanız ve ya hastalığı geçirirseniz bağışıklığınız sizi 1 ay ile 1 yıl arasında koruyor, yaklaşık olarak ‘ortalama 3-6 ay’ deniyor. Aşınızı oldunuz ortalama 6 ay sonra aşınızın sizi korumaktan geri kaldığı gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bildiğimiz grip hastalığı gibi her sene kendini yenileyen bir influenza virüsü var. Her sene aşılanma öneriliyor ve özellikle riskli gruplar için yapılıyor. Korona virüslerinin de vücutta bıraktığı bağışıklılığın benzer şekilde geçici olması nedeniyle 3. doza ihtiyaç olduğu saptaması yapıldı.”

“Yoğun bakım yaş ortalamamız yine arttı”

Ben aynı zamanda Pamukkale Üniversite Hastanesi’nde Yoğun Bakım Hekimi ve Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Temsilcisi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Erbay, “Türkiye’deki tüm odalardan gelen verileri olabildiği kadar izlemeye çalışıyorum. Ayrıca yoğun bakım derneklerinin, enfeksiyon hastalıkları derneklerinin, göğüs hastalıkları derneklerinin çalışmalarını, paylaşımlarını da izliyorum. Burada ilk yüksek dalgada yaş ortalamamız yoğun bakımlarda yüksekti, ortalama 75-80 gibiydi. Yapılan iki doz sinovac aşısından sonra 60-65’lere düşmüştü. Öncelikle yaşlı grup aşılanabildiği için yoğun bakım yaş oranı düşmüştü. Lakin 6 ay geçtikten sonra yoğun bakım yaş ortalamamız yine arttı. Yani aşılanan ilk yaşlı grubumuzdan aşının koruyuculuğu geçmeye başladı ve yaş ortalaması yeniden artmaya başladı. Tabi bu durum bilim kurulu ve devletin ilgili makamları tarafından izleniyor. 3. aşının gereksinimi duyulmuş, bu bilimsel de bir gerçek. O bakımdan 3. aşılar sağlık çalışanları, diğer riskli gruplar ve sırayla gençlerimiz olmak üzere açıldı. İyi ki aşı var, bu tabi memnuniyet verici. Aşının da sağlanabilmesi ülkemiz ve dünyamız adına umut verici bir gelişme” şeklinde ifade etti.

“Delta varyantı, 1 kişi 6 kişiye bulaştırıyor”

Virüsün Vuhan’da ve 2019’da çıktığı için ‘Kovid-19’ ismini aldığını söyleyen Prof. Dr. Erbay, “O varyanta göre delta varyantının daha tehlikeli olduğu iki kat daha fazla bulaştırıcı olduğu ve daha fazla semptoma, bulguya yol açıp daha kötü hasta ettiği ve daha fazla ölüme neden olduğu söyleniyor. Bu bir gerçek. Varyant mevcut virüsün kendini mutasyonla değiştirmesidir ve bu rastlantısal, öngörülemeyen bir şey. Hastalık kendisini ortadan kaldırabilirdi. Daha önce Sars ve Mers olmuştu. 10 yıl gibi aralarla o hastalıklarda dünya çapında aşıya gerek kalmadan virüs kendi kendini mutasyonla değiştirerek hastalık yapma etkisini ortadan kaldırmıştı. Şimdi korona virüste ise tam tersi oldu ve hastalık yapma etkisi arttı. Bulaşıcılığı arttı ve ölüm riski arttı. Yani bulaşıcı hastalıklarda bir bulaşıcılık oranına bakılıyor. Delta varyantı, 1 kişi 6 kişiye bulaştırıyor. Onun ötesinde çok bulaşabilir ama hastalık yapma gücü o kadar yüksek olmayabilir. Bu varyantta hastalık yapma gücü de ikinci faktör de çok yüksek. Bulgular ve hastalıkta şiddetli ve ölüm oranı da maalesef yüksek. Bir de delta varyantına ek olarak ‘delta+’ diye saptanan bir varyant var. Bunlar günümüzde daha tehlikeli virüsler olarak tanımlandı” dedi.

Delta varyantının semptomları

Prof. Dr. Erbay, şunları söyledi: “Delta varyantı olduğumuzu kendimiz tespit etmemiz konusunda semptomlar var. Baş ağrısı, burun akıntısı hapşırma ve boğaz ağrısı özellikle tanımlanmış ve önceki virüste koku alma azlığı, boğaz ağrısı, halsizlik, eklem ve kas ağrısı ön planda gibiydi. Burada baş ağrısı, burun akıntısı, hapşırma ve boğaz ağrısı gibi daha çok soğuk algınlığına benzeyen, gençlerde de hastalık yapıcı etkisi yüksek olan ama hastanın kendince bu koronaya benzemiyor. ‘Soğuk algınlığı gibi bir şey’ diye adlandırıp, test bile yaptırmaya gerek duymadığı bir bulgu çeşidine sahip. Dolayısıyla bulgularda hafiften değişti. Yani boğaz ağrısı, burun akması ve baş ağrısı varsa Kovid’den muhakkak şüphelenelim ve PCR testi yaptıralım. Bu testlerde bazı laboratuvarlarımızda bunun hangi tür varyant olduğu da saptanabiliyor. Korona virüs ailesi belki 50 yıldan fazla süredir bilinen bir aile. Virüsler, mikroorganizmalar içerisinde bir grup. Dolayısıyla virüsler en küçük aile ve elektron mikroskopuyla ancak görünebiliyorlar. Tabii insanlar mağaralara gitti o yarasaları rahatsız etti bir temas oluştu ve yayılıcılığı da güçlü olduğu için bir şekilde o hastalık insana yayıldı. Ne zamandan beri vardı? Ne zaman insana hastalık yapacak hale gelebildi? Bundan sonra hangi varyantları ne derece hastalık yapacak? Kendi kendine Sars ve Mers’te olduğu gibi hastalık yapıcı özelliği ortadan kalkacak mı? Bunu zaman gösterecek.”

Güncelleme Tarihi: 11 Temmuz 2021, 13:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER