KORONA ZAMANI

Aralık 2019 tarihinde Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktığından bu yana dünyada 216 Milyon kişiye bulaştığı kayda geçen korona virüsü (SARS-CoV-2) en azından 4,5 Milyon kişinin canına mal olmuş durumda.

Dünyada daha önceleri de salgın hastalıklar görüldü. Tarihte özellikle Avrupa’yı kasıp kavuran veba salgınlarını okuduk. Daha başka salgınlar da vardı. Son 50 yıl içinde bizzat yaşadığımız grip salgınları da oldu. Ama bu “covid-19” (COrona Vİrus Disease 2019) salgını geçen salgınların tümünün şahı durumuna geçti. Bütün dünyayı sardı. Tam da bu sebeple epidemi (salgın) olmaktan çıktı “pandemi” (dünya salgını) namını kazandı.

Sadece hastalananların değil herkesin hayatını değiştirdi. İnsanlar düğün-dernek toplantılarına, okula ve hatta işe gidemez oldu. Gidenlere korona virüsü bulaştı. Virüs bulaşanlar bu mikrobu taşıyıp başkalarına da bulaştırdı. Virüsü alanların bir kısmı hastalanmadı, bir kısmı hastalandı, hastalananların bir kısmı hafif atlattı, bir kısmı ağır ve hatta çok ağır hastalandılar, bir kısmı da öldü.

Hele salgın başlangıcında ölenler korkutucu boyutlara ulaştı. Her gün her ülkede yüzlerce ve hatta binlerce kişi hayatını kaybetti.

Hastalananların ve ölenlerin sayılarının verilmesi mecburiyken rakamlar her yerde ve her zaman açıklanmadı. Ülkemizde de açıklanmayan hasta ve ölü sayıları çok olduğu için bakanlığın verileri vatandaştaki inandırıcılığını kaybetti. Verilen rakamlar iki ve hatta on ile çarpılarak kabul edilir oldu.

İstatistiki verilerin denilenin çok üstünde olduğunu zaten alınan “kapanma” tedbirleri açıklamaktaydı. İnsanlarımıza uzun süre evden çıkma yasakları getirildi. Çok kişi işini kaybetti. Çok aile sefil oldu.

Uzaktan eğitim, evden çalışma gibi uygulamalar hayatımıza girdi.

Şimdiye kadar görülmemiş bir hızla bu virüse karşı aşı ve aşılar geliştirildi. Normalde bir aşının geliştirilmesi 5 sene, 10 sene sürerken bu sefer bir senede kullanılır bir kaç aşı yapılabildi.

Bilimsel araştırma ve geliştirmenin anlamını ve önemini anlamamış toplumların seyirci kaldığı bu hızlı değişimler bundan böyle yaşam tarzımızı belirleyebilecek boyutlara gelmiş gibi görünmektedir. Söylentiler, yani “önümüzdeki dönem bilgi çağı olacaktır” ifadeleri gerçekleşmiş gibidir. Bizim de bu önümüzdeki döneme hazırlıklı olup olmadığımızı mutlaka sorgulamamız gerekir.

Bilgi satın alınamaz, ithal edilemez, ancak edinilir. Bilgi edinebilmek için de bir temel altyapı gerekir. Bu altyapıyı okul ve ilave eğitimler verir.

                                                                                              ***

Oran olarak çocuklarımızın büyük çoğunluğunun aldığı okul eğitimi seviyesini de sorgulayabilsek iyi olurdu. Bizim okulların (üniversitelerimiz de dahil) verdikleri diplomaların karşılığının olup olmadığının da sorgulanmaya muhtaç olduğu açıktır.

29 Ekim 1923 günü başlayan cumhuriyetimizin genel eğitim durumunun sıfır olduğu varsayılırsa şimdi yaklaşık 100 sene içinde gelinen seviye –herhalde- ancak bu kadar olabiliyor. Batı ile kıyaslandığında nal topladığımız aşikar… Ama Batı ile yaşamak ve yarışmak durumundayız. Onlarla yaptığımız hakemsiz yarışmayı bir nevi hileyle ve göz boyayarak etkileme peşindeyiz. Ama yapılanlar ancak kendi kendimizi aldatmak oluyor.

Eğitimimizi parti politikası dışında, gerçekten tarafsız ve çok ciddi bir devlet politikası haline getirerek yürütmek zorundayız. Bu arada işi bilenlerin yapması yani liyakat kuralına uyulması gereği de vardır.

Ancak gelişmiş elekron mikroskopuyla görüntülenebilen bu küçük korona virüsü insanları çok büyük boyutlarda etkilemiş durumda. Salgından kurtuluş yolunun “aşı” olduğunun bilinmesine rağmen aşı olmamakta direnen insanları anlamak zor.

Toplumun yarısından fazlasının aşılanmasına rağmen hala salgına tutulanların olması ve bazılarının da durumlarının ağır geçmesi neredeyse sadece aşısızlarda görülmektedir. Onlara kendilerinin topluma zarar verdiklerini anlatmak kolay olmuyor. Kendilerini tehlikeye attıkları gibi taşıyıcı olarak virüsü binlerce kişiye de bulaştırmaktadırlar.

Camilerimizden daha sık işitir olduğumuz cenaze selaları da mı onlara durumun vehametini anlatamıyor?

YORUM EKLE