Köstek-Tuşak-Hayvan Hakları

Bu satırları yazmaya başladığım gün Ekim ayının dördüydü ve benim büyük torunumun 11. doğum günü. İnternette dört Ekimlerin "Dünya Hayvanları Koruma Günü" olduğu da gözüme çarptı. Ne tesadüf!

Bu sıralar bizde de "hayvan hakları yasası" ile ilgili çalışmalar tekrar gündeme taşındı ve basında 2019 yılı sonuna kadar bu çalışmaların tamamlanacağı ve yasanın meclisten geçeceği dillendirildi. İnşallah öyle olur.

Türk haber kanallarından birinde 4 Ekim günü hayvan haklarıyla ilgili bir haber vardı: Yunanistan'ın Mikonos adasında sahibi ineğinin iki yan ayaklarını birbirine bağlamış ve öyle salıvermiş ki inek fazla uzaklara gidemesin. Haberde bu ineğin filmi uzun uzun gösterildi ve hayvan hakları üzerine ahkam kesildi. Sanki bu Yunanlılar hayvanlara eziyet etmede dünya şampiyonuymuş gibi o hayvana verilen zararlar anlatıldı.

"İğneyi kendine batır, çuvaldızı başkasına" bizim güzel atasözlerimizden biridir. Çuvaldızı başkasına batırmayı severiz ama şu "iğne" tarafını duymak istemeyiz.

Köylerimizde hayvanlara yapılmadık herhangi bir işkence türünün kaldığını hiç zannetmem. Kırsalı iyi tanıyan biri olarak hayvanlara genelde herhangi bir "hak" (yaşama hakkı da dahil) tanındığını pek görmedim.

Bizde ve yasalarımızda hayvana cansız bir "eşya" gözüyle bakılır ve o şekilde işlem yapılır.

Almanya'da da daha düne kadar hayvanlar yasa önünde eşya idiler. Üç tavuğumu parçalayan bir kurt köpeğinden şikayetçi olduğumda bana Alman polisi şu nasihati vermişti:

"Tavuk bizde eşyadır. Şikayetinizi sizin mahalledeki arabulucuya yapabilirsiniz."

Çoğu televizyon ve gazete muhabirleri kırsalımızı pek bilmezler ve bilmediklerini de bilmezler. Bilmediklerini hatırlatmayı da hakaret olarak görürler. Cehalette yarışmak adet olmuş bir kere.

Mikonos adası Atina ile Bodrum arasına çektiğiniz hayali hattın ortalarına düşer, yani Ege'nin ortalarında küçük bir adadır. Orada bir ineğe vurulan köstek bizim televizyonda hayvan hakları ihlallerine örnek olarak gösterilmesi tuhafıma gitti. Oysa biz bu ihlal işini bizzat çok iyi biliriz.

Televizyonda Mikonos'ta köstekli ineği görünce kendime sordum:

Acaba "köstek" kelimesi bize Yunancadan mı geçti? Yunanca adı örneğin "kösteki" olabilir mi?

Baktım ki benim tahminim tümden yanlış. Köstek sözcüğü ve onun da alası olan "tuşak" sözcükleri halis mulis Türkçe sözcükler.

Önce hayvanlara uyguladığımız bazı işkence alet ve yöntemleri hakkında ansiklopedik bilgi aktarayım:

Çakma: Herhangi bir hayvanı (tavuk da dahil) herhangi bir tarafından (tercihen ön bileğinden) ip (urgan) veya zincirle bir kazığa veya ağaca bağlamak. Burada amaç, hayvanın sadece ipin uzunluğu yarıçap dışına çıkmamasını ve sadece orada kalmasını sağlamaktır.

Köstek: Büyük veya küçükbaş bir hayvanın bir ön bileğiyle arka bileğini birbirine orta bir uzunlukta bağlama. Esasen köstek, o ipin veya zincirin adıdır. Köstek olarak satılan uçları meşin kayış olarak hazırlanmış köstekler vardır piyasada. Ağırlaştırılmış olanı ise bir ön bilekle çapraz arka bileğin bağlanmasıdır.

Tuşak: Büyükbaş veya küçükbaş bir hayvanın (at, eşek dahil) iki ön bileklerini oldukça kısa bir mesafede bir ip veya zincirle bağlama, daha doğrusu bağlamaya yarayan bağlantı elemanı.

Kazakistanda (ve dostum ve ağabeyim Prof. Ahmet Samsunlu'dan öğrendiğime göre Çorum ilinde ve kim bilir daha nerelerde) ilk kez yürüyen küçük çocuklara uygulanan "köstek kesme" veya "tuşak kesme" törenleri var. İlk yürüyen çocuğun dizlerinin alt kısmında bacakları örme bir iple bağlanıyor ve törenle bu ip kesiliyor. Tuşak veya köstek kesmenin sembolik anlamı, çocuğun artık emekleme faslını geçtiği, ayak bağının çözüldüğü, artık kendi ayakları üzerinde yürüyebildiği aşamasının bir aile töreniyle tescillenmesi... Bu arada büyüklerin kendilerine güzel bir ziyafet, küçüğe de hoş hediyeler verildiği kolayca anlaşılabilir.

Demek istediğim, köstek ve tuşak bizim has sözcüklerimizdir. Biz tuşaklamayı ve kösteklemeyi ezelden beri biliyoruz.

Gülizar Biçer Karaca, Denizli milletvekili olarak hayvan haklarına büyük önem veren ve ilgili yasanın çıkarılması için uğraşanlar arasındadır. Umarım gayretlerinde umutsuzluğa kapılmaz ve sonuca ulaşır.

Ülkemizin uzun ömürlü bir hayvan hakları yasasına ihtiyacı vardır.

YORUM EKLE

banner187

banner186