LOKMAN HEKİM VE DAMAROTU VEYA SİNİROTU

Lokman Hekim isimli bir hekimin ne zaman ve nerede yaşamış olduğu pek belli değil. Hatta kastedilen o mucizevi doktorun yaşamış olup olmadığı da belli değildir.

Kuran’ın 31. Suresinin adı “Lokman Suresi” adını taşımaktadır ve 34 ayetten ibarettir. Böyle olduğuna göre Lokman Hekim efsanesinin İslam’dan öncelere uzandığı kesindir.

Hekimlerin Piri olarak bilinen Lokman Hekim ilaçlarını tamamen bitkilerin yapraklarından, çiçeklerinden, köklerinden, meyvelerinden, kabuklarından yaparmış. Bitkilerin dilinden de anlayan bu efsane doktora her ot kendisinin hangi hastalığa iyi geldiğini de söylermiş.

Kuran’da yer bulduğu için ona peygamber payesi verenler ve onu Hazreti Lokman olarak adlandıranlar da olmuş.

Bugün dahi günlük konuşmalarımızda bitki çayı, bitki suyu, bitki yağı gibi kaynaklardan şifa aradığımızda Lokman Hekim’in adını anarız.

Televizyon kanallarında Lokman Hekim ilaçlarını anlatanlar büyük izleyici kitlesi buluyorlar. Pek çok ülkede doğa ilaçlarının kullanılması tıp fakültelerinde okutulmakta ve bitkisel ilaçlar bilimsel olarak araştırılmaktadır. Özellikle Batı ülkelerinde şifalı bitkiler üzerine yayınlanmış çok sayıda eser bulunmaktadır. Bugünün imkanlarını değerlendiren internet ortamında çok sayıda site ve You Tube var.

Bu kaynakların ve tanıdıklar arasındaki söylentilerin değerlendirilmesinde gözü kapalı kendi derdini tedaviye kalkmak arzu edilen sonucu vermeyebilir. Yaşam beklentimizin Türkiye’de de 80’li yaşları bulmuş olmasını “koca karı” ilaçlarına değil günümüz tıp biliminin bugün erişmiş olduğu tedavi yöntemlerine borçluyuz. Lokman Hekim ilaçları tedavi desteği olarak kullanılabilir. Ama bu arada uzman hekim tavsiyesini de göz ardı etmemek lazım...

Adaçayı, kekik, ıhlamur, nane, maydanoz, limon, soğan, sarımsak gibi çok bilinen şifalı bitkiler yanında daha az bilinen şifalı otlardan biriyle tanışmanızı istiyorum: Damar veya sinir otu. Bazı yerlerde adına sinirli ot veya yara otu da deniliyor.

Bitkilerin başta C vitamini olmak üzere çeşitli vitaminleri ve mineralleri içerdiği bilinir. Ama bilmediğimiz mantarı ve otu da yemeyiz. Sadece biz değil, otobur hayvanlar da yemez onları. Çünkü vitamin ve minerallerin yanında vücuda zarar veren zehirli maddeler de içerebilirler. Pek çok çeşidi olan mantarlar üzerine beğendiğim bir Alman sözü vardır: “Her mantar yenir ama bazıları sadece bir defa…” O “bir defa” insanı zehirlemeye yetebilir demektir.

Tıbbın günümüz seviyesine henüz gelmemiş olduğu dönemlerde insanların doğanın tedavi edici gücünü aradıkları malum. Şu anda kullandığımız hapların etkin maddeleri hep miligram seviyesindedir. Bitkilerdeki etkin maddeler daha da küçük boyutlardadır. O yüzden bitkiden şifa bulabilmek için onun örneğin çayını veya suyunu iki hafta, üç hafta veya dört hafta içmemiz gerekebilir.

Damar otunda da durum öyledir. 2-3 hafta içilmelidir. İki türü olan geniş ve sivri yapraklı olan türlerin etkileri aynıdır. Almancası “Wegerich”, Latincesi “Plantago”, İngilizcesi “Plantain”dir.

Vücuttaki tüm iltihabı kurutan, haricen lapa olarak kullanıldığında ciltteki yaraları hızlı bir şekilde iyileştiren; arı ve böcek sokmalarında ezip suyunu sürdüğünüzde kaşıntıyı kesen etkisi vardır. İç organların yağlanmasını önlediği ve tıkanan damarları açtığı söylenir.

Yaş ve kurutulmuş olarak kullanılabiliyor. Toplanması Nisan ve Mayıs aylarında yapraklar daha tazeyken yapılmalı ve gölgede kurutulmalıdır.

Yaprakların yaş iken kıyılması ve öyle kurutulması uygun olur.

Çayın hazırlanmasında büyükçe bir çay bardağına veya çay fincanına bir çay kaşığı damar otu ve üzerine kaynar su ve 5-10 dakika demleme yapılarak günde üç bardağa kadar içilmesi istenir. Bir başka tarif: 5 litre su kaynatılır, içine yarım kg yaş damar otu konur ve 5 dakika kaynatılır. Soğumaya bırakılır. Günde 1,5 litre (büyük su şişesi) 20 gün süreyle içilir.

Neticesinin çok farklı olacağı söyleniyor. Şahsen bu uygulamayı bu günlerde yapmayı düşünüyorum. Bu damarotunun şifalı bitkilerin iyilerinden olduğuna inanıyorum. Kullanmak istiyorsanız lütfen araştırın.

YORUM EKLE