MAKAM ARAÇLARI

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin makam aracı adı altında sergilediği yüzlerce iyi kalite otomobilin toplu olarak sergilendiği fotoğrafı görünce, eline yetki fırsatını geçirenlerin nelere kadir olabileceğini üzüntüyle ve ürpererek irkildim. Anlaşılan biz yetkilerimizi sorumluluk yükümlülüğüyle birlikte kullanamıyoruz. Milletin malını sorumsuzca kullanmayı hak olarak anlıyoruz. Hesap vermeyi düşünmüyor, hesap almayı beceremiyoruz.

Yetkili olarak o makamlara getirilenler galiba görev bilinci içinde değiller. Görev bilinci onlara öğretilmemiş.

Kamunun malı, o makamda oturanın kendi malı değildir.

Seçimle gelinilen makamlar sürelidir. Süre bittiğinde devlet ondan hesap sormalıdır, o da devlete hesap vermek zorunda kalmalıdır.

Bir zamanlar bir yasa vardı ve ona göre makam araçları yerli üretim araçlarından olmak zorundaydı. Sayın Ecevit'in bir Renault 12 arabasıyla resmi göreve gittiğini hatırlıyorum.

Mercedes'ler, BMW'ler ve Audi'ler hiç bir zaman yerli üretim olmadığı halde tüm makam araçlarının bu pahalı araçlardan oluştuğunu Bakanların, Valilerin ve diğer büyüklerin sadece bu tür pahalı araçları kullandıklarına hep şaşmışımdır.

Meğer (galiba) o araçlar satın alınmıyor, kiralanıyorlarmış. Öyle ya satın aldığın lüks araç yaşlandığında değiştirmek sorun bile yaratabilir. O koltukları doldurmakta sorunu olan kişiler araçlarının değerini de kendi saygınlıklarına ekleme ihtiyacı duyabilirler.

İşin polemik tarafını bir tarafa bırakıp "makam aracı" konusuna değinmek isterim:

Makam aracı sadece az sayıdaki makamlara verilir. Bakanlar, valiler, büyükşehirbelediye başkanları, rektörler gibi üst düzey yöneticiler makam aracı kullanabilirler. Makam araçları kırmızı plakalıdır. Büyükşehir olmayan illerde bile belediye başkanının sadece siyah plakalı hizmet aracı vardır. Hizmet araçları makam aracı değildir, onun yerine kullanılmamaları gerekir.

İstanbul Yenikapı'da sergilenen "makam" araçlarının tümü makam aracı değil, hizmet arabalarıdır. Belediyelerin çöp arabaları da hizmet aracıdır. Onların da siyah plakaları vardır. Polisin mavi plakalı hizmet arabaları da bu statüdedir.

Hizmet araçlarının yasanın hangi kıyı ve köşesine uydurulup makam aracı olarak kullanılabildiği büyük soru işaretleri taşımaktadır.

Valilerin olması gereken politika üstü konumları son yıllarda büyük yara almış gibi görünüyor. Anlaşılan valilerimiz zaman zaman görev yapamaz durumda bırakılmaktadırlar.

Devlet yönetimi son derece ciddi ve bir o kadar da saygın bir iştir. Devleti bir dönem hükümet olarak yönetme görevi elde edenler devletin haysiyetini de korumakla yükümlüdürler. Devlet, o süre içinde ele geçirilmiş bir ganimet gibi sahiplenilmemelidir. Bir değerli emanet olarak titizlikle korunmalıdır.

Bir çocuğu gerektiğinde tüm aile fertleri nasıl koruyup kolluyorsa devletin de yasalarla her an kollanması gerekir. Birinin sözü veya insafı yetmez. Yasaları (hatta anayasayı) ben beğenmiyorum ve dolayısıyla uymuyorum denilemez.

Makam araçları konusunun gündeme gelmesiyle devlet çarklarının bazılarının birbiriyle temas etmediği ve birinin diğerini çevirmediği, mekanizmanın tam işlemediği intibaı uyanmaktadır.

Batı ülkelerinde bu makam aracı meselesinin nasıl farklı olduğunu bizzat yaşamış kişiler ülkemizdeki durumdan utanmaktadırlar.

Büyükşehir oluşumuna büyük sempatiyle bakan ve bu oluşumun tamamlanmasıyla ülkemizde bir rahatlama olacağını uman biri olarak şu andaki keyfiliklerden kaygı duymaktayım.

Yasaların bir ruhu vardır. O ruhun ırzına geçmek ve yasalarımızın uygulanmasında hep bir arka kapı aramak bu ülkeye zarar veriyor.

Yetkileri kullanırken sorumluluğu arka plana atmak ve devlet malını ve hazinesini "ganimet" sanmak yanlıştır, yasaktır ve hatta suçtur.

YORUM EKLE

banner187

banner186