MİMAR BOZ’DAN BAŞKAN ŞENİZ’E ÖNERİ…

Mimarlar Odası Denizli Şubesi eski Başkanı, Denizli’de yerel gazetelerde köşe yazan ve uluslararası gazeteci kart sahibi, sanatsal ve kültürel etkinlikleri kaçırmayan Mimar Süleyman Boz, sosyal medyada, “BİZİM DÜŞÜNCELERİMİZ,ÖNERİLERİMİZ UÇUK GELİR, AMA KURTARICIDIR!..” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte; Mimar Süleyman Boz’un yazısı:

“BİZİM DÜŞÜNCELERİMİZ,ÖNERİLERİMİZ UÇUK GELİR, AMA KURTARICIDIR!

Delikliçınar  Melek Pazarı ve çevresi esnafını kurtaracak olan değişim, dönüşümdür. Bu değişim Denizli'yi de kurtarır genel olarak..

ÖNERİMİZ ŞU; Yakın çevremiz bilir zaten.. Melek Pazarı bölgesi kısaca ‘Barlar Sokağı’ diye adlandırılan bir mekanlar, alanlar bütünlüğüne dönüştürülmeli. Bu bölge içkili mekanlar, şarapevleri, birahaneler, geleneksel Denizli yemeklerinin sunulduğu meyhaneler, restoranlar, eğlence yerlerinin (sinema, tiyatro, gösteri merkezleri) merkezi olmalı.

Bunun yanında, el sanatları ürünlerinin bakır, ahşap halı kilim, takı, sarrafiye, Buldan işlerinin, hediyeliklerin satılacağı özgün mekanlarda harmanlanmalı. (Saydıklarımızın bazısı zaten var. 40 yıl önce hepsi vardı. Turgut Özal sonrası kent merkezi öldü.)

Kent merkezleri bütün Dünyada bu önerdiğimiz mekanların olduğu, insanların 24 saat yaşadığı, dışarıdan gelen yerli yabancı turistlerin kent kültürü ile hemhal olduğu yerlerdir.

Bu önerimizi 2000’li yılların ortasında Denizli’ye turistleri sokma gayretinde olan belediye başkanına söylemiştik. ‘Çok güzel, kenti değiştirecek proje bu. Ama ben bu partide iken  maalesef yapamayız bu projeyi..’ demişti.

Sonra Tabakhane bölgesini yapmaya çalıştı, merkez dışında yaşamaz bu mekanlar. Yaşamadı da zaten…

Şimdi bu bölge CHP’li başkanın yönetiminde.

Meserret Sokak ile ilgili palyatif projeleri olacak ama o şekilde bölge canlanmaz.

Esnaf kurtulmaz. Kente turist girmez. Gelen turistler akşam saat 20:00’de tavuk gibi uyuyor. Napsınlar ki? Gidecek yerleri mi var?

BARLAR SOKAĞI-KENT MERKEZİ bölgesine özel plan şartları  alanlarla ilgili sınırlarla, cephe düzenlemeleri, malzeme sınırlamalar, Türkçe/İngilizce tabela koşulları, mekan dağılımları belirlemeleri yapılarak uygulamaya sokulmalı.

Denizli Delikliçınar bölge esnafı bu şekilde hayat bulur. Kent merkezi nefes alır..

Peki Şeniz Doğan bunu yapabilir mi?

Bence yapar.. Çünkü bundan daha cüretkar işler yaptığına tanık oluyoruz!..

Bu değişimi yapan başkan Denizli'de yıkılmaz…

Kısaca özetlediğimiz bu önerinin ayrıntıları  sosyal  ekonomik, kültürel, tarihsel boyutları konunun uzmanlarınca konuşulur.

Ağlayıp sızlanma, şikayet etme zamanı değil. Değişim  dönüşüm zamanı..

Bu değişim olsa, Orhun Çoban, BigBoys neden kapatsın ki dükkanlarını… Alt katta tost, dürüm işi devam eder üst katta içkili balık restoranında müşterileri doluşur. 

Yolunuzun ilerisini göremiyorsanız, dönemece gelmişsinizdir demektir.

Kent ve ülke ileriyi görmüyor, dönemece geldi çünkü…

Dönüşüm gerçekleşmezse hüsran gerçekleşir..

KENTİ YÖNETENLER! HAYDİ VAR MISINIZ?”

Mimar Süleyman Boz’un önerisi yapılamayacak projeler değildir…

Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan’ın yapıcı önerilere açık olduğunu herkes biliyor…

Ancak bu öneriler kırıcı ve yıkıcı olmasın…

KAYIHAN; KAN VERİYOR, HAYATA YOL VERİYOR…

Karayolları 27. Bölge Şefliği’nde görev yaptığı dönemde yakından tanıdığımız Denizlili Hasan Kayıhan, Kızılay’a yaptığı kan bağışı nedeniyle altın madalya aldı. Kan bağışı rekortmeni Hasan Kayıhan, herkesi kan bağışı yapmaya çağırdı.

Kayıhan, “Pandemi süresinde kan vermek en kutsal vatandaşlık görevidir. Kan bağışını 2019 yılında 37 bağışı, 06 Ekim 2020 tarihinde 45. Bağışımı yaptım. Yalnızca TÜRK KIZILAYI’na 37 defa kan bağışı yaptı. 1-) Kime verdiğinizi bilmiyorsunuz, 2-) Kan yapma hücreleriniz çalışkan oluyor, 3-) Kolesterol seviyeniz düşüyor.  Kan bağışı hayrın en kutsalıdır. HAYDİ PANDEMİ DE HERKESİ KAN BAĞIŞI YAPMAYA ÇAĞIRIYORUM. Kan vermek hayata yol vermektir.” Dedi.

Antalya Karayolları’nda görev yapan efsane karayolcu Hasan Kayıhan’ı yaptığı kutsal bağıştan dolayı kutlarız… Her bağış elbette, çok acil bir hastaya gidecektir…

Kan ver hayata yol ver diye çağıyoruz.

SÜRÜCÜOĞLU’NA ANLAMLI HEDİYE

Geçtiğimiz hafta “Camiler ve Din Görevlileri Haftası’ydı. Denizli’de faaliyet gösteren Serdimen Reklam’ın sahibi Mehmet Kuzdere, Camiler ve Din Görevlileri Haftası nedeniyle Denizli Din Görevlileri Derneği Başkanı ve Müftü Ahmet Hulusi Efendi Camii Külliyesi İmam-Hatibi Ali Sürücüoğlu'na cam üzerine özel baskı Türk Bayrağı hediye etti.

Denizli Din Görevlileri Derneği Başkanı ve Müftü Ahmet Hulusi Efendi Camii Külliyesi İmam-Hatibi Sürücüoğlu, “Camiler haftası nedeniyle derneğimize asılması hediye edilen özel baskılı Tür Bayrağı beni çok duygulandır. Bayrağımızı külliyemiz yönetiminin en güzide yerine takacağım. Arkadaşımıza teşekkür ederim.” Dedi.

GÖKHAN ADALI’DAN FAKİR BAYKURT’A, “DİL SAVAŞÇISIDIR”

Denizlili edebiyatçı Gökhan Adalı, ülkemizin yetiştirdiği yazar Fakir Baykurt’un ölümünün 21. Yıldönümü nedeniyle sosyal medya hesabından anma mesajı yayınladı. “Türk ulusu yok edilmediği sürece sonsuza değin yaşayacaktır. Fakir Baykurt, yalnızca öğretmen örgütçüsü, öykücü, arada sırada anımsadığında ozan, eşi bulunmaz romancı değildir; TÜRKÇENİN, BÜTÜN AYDINLIKLARIYLA YAZINIMIZDA PARILDAMASI İÇİN ÇALIŞAN DİL SAVAŞÇISIDIR. Bu eylemini, nasıl yaptığını açıklama gereği duymadan, bir doğal alışkanlık gibi kendiliğinden kusursuz yapan yazardır.” Dedi.

Gökhan Adalı’nın konuştuğumuz ve yazdığımız dil üzerine yazılar yazmış ve ödüller almıştır. Yazdığı şiirleri bazen sosyal medyada ve şiir dergilerinde yayınlıyor.

Ülkemize yıllarca unutulmayacak eserler bırakan Fakir Baykurt’a yıldızlar yoldaşı olsun diyorum…

SEZENER’DEN İKİ ANEKTOD

Avukat Atilla Sezener, etkin kullandığı sosyal medyada tarihe notlar düşmeye devam ediyor. Bu hafta “Kaçırdığımız tarihi fırsatlar” ve  “Danışmanlar Tayyip beyi yanıltmıştı” başlıklı yazılar yazdı.

İşte birinci yazısı:

“KAÇIRDIĞIMIZ TARİHİ FIRSATLAR

(Bazı büyüklerimizi iyi tanıyın ve bunları bilin istedim)

Yıl: 1976. Avrupa Ekonomik topluluğundaki daimi temsilcimiz Tevfik Saraçoğlu, Dış İşleri Bakanlığımıza bir özel haber iletir. Yunanistan, AET’ye müracaat etti, biz de acilen edelim. Hemen ilave edeyim, o günler de bizde milli gelir 1300 dolar, Yunanistan’da 1500 dolardı.

Cumhuriyet tarihimizdeki bu çok önemli şansını bakın nasıl kullandık ?. Devrin Dış İşleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil, durumu Başbakan Süleyman Demirel’e iletiyor. İktidara gelmek ve orada kalmak için akla gelen ve gelmeyen her numarayı rahatlıkla deneyen Süleyman Demirel:

-İhsan sakın bunu, Hükumet toplantısına getirme. Ortağımız Erbakan asla razı gelmez. İktidarı kaybederiz, diyor.

NOTUMUZ: Demirel sevenlere bir fiske vurmak istiyorum. Hatırlayın bir seçimde aynen ‘Özal tütüne ne fiyat verecekse, ben beş fazla veriyorum’ demişti. Dünya ekonomik tarihinde böyle bir acayiplik bilen varsa bize de öğretsin. Adam sanki cebinden veriyor.

İşin burasında Bülent Ecevit taraftarları sakın el uyuşturmayın. Fiske size geliyor.

Yıl:1978 iktidarda Ecevit. Dostu Belçika Dış İşleri Bakanı Leo Tindemans, özel uçakla acilen Ankara’ya geliyor.

'Yunanistan giriyor, İspanya ve Portekiz sırada acilen müracaat yapın. Sizi alacağız.’

Ecevit:

-Biz Avrupa Ekonomik Topluluğuna girmeyi düşünmüyoruz. Biz Avrupa’nın pazarı olamayız.

‘Ayrıca büyük yanılgı ile kafasında AET’ye girersek, sosyal demokrasiyi yerleştiremeyiz fikri de vardı’

NETİCE: Girseydik, ne 1980 ihtilali olurdu, ne de yıllardır kapısında bekletilirdik. Görüyorsunuz, kimseyi putlaştırmayın.

Devleti çok iyi yöneten ve milleti çağa yönelten kişilerin, dürüst olması, bilgili olması, çok yönlü tecrübelere sahip olması, ulusal ve uluslararası ilişkileri mükemmel götürmesi, oldukça akıllı, zeki ve soğukkanlı olması, tarım- sanayi- bilgi toplumları kültürüyle donatılmış olmaları gerekir. Yani bu erdemlerin tümü aynı kimse de olacaktır. Süleyman Demirel (1924-2015) ile Bülent Ecevit (1925-2006) de bu vasıfların çoğu yoktu. Şimdikileri soruyorsanız, sorunuzu duymadım.”

Evet; her şey seçmenlere şirin görünmek için planlanıyor. Arada geçen diyaloglar süreç içerisinde yazılıp çizilince öğreniyoruz…

 

İşte ikinci yazı:

DANIŞMANLAR TAYYİP BEYİ YANILTMIŞTI

Denizli’de Belediye seçimlerinden sonra seçilen arkadaşlara, hiçbir karşılık almayacak ve sadece yardımcı olacak dört arkadaş ismi vermiştim: Seval Uysal- Ömür Eke- Yaşar Oğuz Ergun ve Süleyman Boz.

Sanırım seçilenler kendilerine göre gerekçelerle bu konuyu gündeme almadılar.

Benden yorum yok.

***

Çeşitli görevlerde bulunanlar her şeyi anlayıp, her şeyi bilip, karar alıp uygulayamazlar. Bunun için bazı danışmanlara ihtiyaç vardır.

***

Ben, Cumhurbaşkanımızın danışmanlarının yeterli olduğuna kesinlikle inanmıyorum. Onu bazen yanıltıyorlar.

***

İşte bir misali, Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonu olan ABD’li Cassius Clay, Müslümanlığı seçmiş ve Muhammet Ali adını almıştı. Ölünce ABD’nin Louisville kentinde 10 Haziran 2016’da cenaze töreni yapıldı.

ABD den Başkan ve Yardımcısının katılmadığı cenaze törenine 57 İslam ülkesinden Tayyip Bey ile, Ürdün Kralı 2. Abdullah katıldı.

-Tayyip Bey ve Kral konuşma yapmak istediler engellendiler. -Tayyip Bey, beraberinde getirdiği kutsal Kabe örtüsünden bir parçayı örtmek istedi, mani oldular.

-Özel uçakla birlikte götürdüğü Diyanet İşleri Başkanı Prof. Mehmet Görmez, dua etmek istedi, onu da izin vermediler.

***

Tayyip Bey, haklı olarak kızdı ve merasimi terk etti.

***

Danışmanların yetersizliği apaçık ortada. Onun oraya gitmesini önermeyeceklerdi.”

Danışmanların verecekleri bilgiler çok önemlidir. Danışa danışa yol almak her zaman iyidir.

“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 2051’İNCİ GÜNÜDÜR…

Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor... Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen Konuklarını Pamukkale ve Laodikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor…“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yanıt verene kadar devam edeceğiz.

SALI’NIN SÖZÜ:

“Öğretmenlerin birinci amacı, öğrencilerinin düşünme yeteneklerini geliştirebilmek olmalıdır.”

Gökhan ADALI

DÜŞÜNMEK YASAK!

Ne diyem?

ÖRT Kİ ÖLEM!

Gökhan Adalı

YORUM EKLE

banner206

banner205