MÜMKÜNSE

Hangimiz sabah uyanır uyanmaz gökyüzüne bakıyor?

***

Hangimiz gözlerini açtığı an günün ilk ışıklarıyla birlikte tebessüm edebiliyor?

***

Kuş seslerini duyabiliyor muyuz?

***

Ağaçları saran yaprakların hışırtısı peki, o ince sürtünmeleri işitebiliyor muyuz?

***

Yürüyüşe çıkabilecek enerjiyi hissedebiliyor musunuz?

***

Güldünüz, değil mi? Bence de gülünesi bir cümle.

***

Öğleden sonra durup durup saate bakmaya başlamadığınızı söyleyebilir misiniz?

***

Oflamalar puflamalar da artıyor gibi sanki...

***

Dün yeterince dinlenmediniz değil mi, bugün de yoruldunuz, yarın da yorgun uyanacaksınız, sürüp gidecek istifa edene kadar ya da ölene kadar, en iyi ihtimal hastalık diyelim yahu, enseyi çok da karartmaya gerek yok

***

Sinema, konser, tiyatro?

***

Yok daha neler, dediğinizi duyar gibiyim. Yanılmıyorum, yanılmıyorum

***

Kitap da mı almıyorsunuz? İnsan nasıl kitap almaz ve okumaz?

***

Almıyorsunuz, değil. Biliyorum, alamıyorsunuz. Kitap temel ihtiyaç olmaktan çıkalı seneler oldu. Lüks efendim, lüks.

***

Tüm bunlar gerçek olamaz, değil mi?

***

Gerçek arkadaşım, gerçek. Her şey gerçek. Biz, bugün, işe gitmek için uyandığımızda kapkaranlık bir gökyüzüne uyandık. İçimiz de hayatımız da elbette karanlık olacak. Dünya değil, Türkiye bu kadar!

***

Sağlıcakla… Mümkünse... Mümkün olduğu kadar.

YORUM EKLE